Sempati Mobilya

ZULÜM...

İki yazım öncesi perdesizler konusunu tekrar açmamı isteyen dostlarım ve bazı okuyucu bize bunu daha geniş yazsana dediler. Şimdi bu tür konuları yazmak tabi ki ehil insanlarının işidir diyerek size kısaca Allah ile aramızda olan perdeler ve zulümden bahsedeceğim...

Kalbimizle Allah Arasına Giren beş perde var.
Bu beş perdeyi kısaca izah etmekte fayda vardır.
* İnsanî perdeler: Bu perdelerin en önemlilerinden birisi insanın kendi varlığı ile gururlanmasıdır. Kişinin sahip olduğu güç, kuvvet, nimet ve çok güvendiği aklını kendisine veren yaratıcıyı unutarak kibirlenmesi, insanî perdelerin ilkini teşkil eder.  Ne yazık ki insanlar, sahip oldukları imkân ve nimetleri bir zulüm aracı olarak kullanıp  insanlara zulmederken, yaptıklarından habersizdirler.
* Nefsanî perdeler: İnsanın dünyasını tahrip etmek için fırsat kollayan nefsin istek ve arzularına itaat etmek. Bu perdeyi göremeyenlere mahsustur.
* Şeytanî perdeler: Şeytan, gaflete dalan insanın dünyasını perişan etmeye çalışırken, yardımcı olarak seçtiği şeytanlaşmış insanlar ve onların şeytanî düşüncelerini de en büyük yardımcıları olarak görür.
* Nuranî perdeler: Nurani perde kişinin yaptığı ibadetlerle gururlanarak başkalarının yaptıklarını küçümsemek şeklinde ortaya çıkar. Kişinin yaptığı ibadetlerden dolayı gururlanması, en büyük felaketlerdendir. Bu öyle bir tehlikedir ki, insan ibadet yaparak vazifelerini yerine getirdiği düşüncesiyle bir ömrü tüketirken hatalarının farkına dahi varamaz. Bu hususta kendisini ikaz etmek isteyenlere ise “Ben bütün vazifelerimi yerine getiriyorum; namaz kılıp, oruç tutup, hac ve zekât vazifelerimin yanında görevimi yapmaktayım. Gerektiği yerde bedenî faaliyetlerimi de gücümün yettiği kadar aksatmamaya çalışmaktayım,” diye kendisini savunur.
* Zulmanî perdeler: Zulmani perdeler arttıkça insanın içindeki merhamet ve şefkat duyguları yavaş yavaş aradan kalkmaya başlar. Bunu fırsat bilen nefis derhal faaliyete geçerek insanı başta kendisine olmak üzere ailesine ve tüm insanlığa zulmetmeye teşvik eder.
Tüm bu perdelerin içinde Zulmün perdesi Adem'in oğulları  Habil ile Kabil’in kavgası ile  ilk gününden zamanımıza kadar devam etmektedir. Onlar iki kardeşti ve biri diğerini öldürdü. Topraklara kan bulaştı, kardeş kavgası başladı, zulüm en çirkin yüzü ile dünyada günümüze kadar boy gösterdi.  Aklı erenler zulme karşı adalet ile dur demeyi seçtiler.

Zulmün yerine adalet gelmiştir. Zaten zulüm adeletin zıddıdır. Adil olmayan her davranış zalimane davranıştır. Mülkün temeli adalettir. Bu temeli dinamitleyen, mülkün zevaline sebep olan ise zülümdür.

İmtihan dünyasında Allah zalimlere fırsat verir, herkes kendi karakterine uygun davranışlar sergiler, fakat sonunda dünyada da iyi veya kötü şekilde amellerin karşılığı görülür.  Peygamberlerin mücadelesi daima zalimlere ve zorbalara karşı olmuştur. Firavunlar, Hâmanlar, Kârunlar, Nemrudlar, zulüm cephesinin elebaşları, önderleri olarak hakkın ve haklıların karşısına dikilmişler, mazlumlara kan kusturmuşlar, alın teri, kan ve göz yaşı üzerine saltanat kurmaya çalışmışlardır. Buna mukabil bütün peygamberler mazlumların, ezilenlerin, değer verilmeyenlerin safında yer alarak hak ve adaletin zaferi için çalışmışlardır.

*Yöneticilerin de daima zayıflardan yana olması gerekir. Doğruluk güvenlik, yalancılık güvensizlik doğurur.
Bir alim der ki : Sizden kuvvetli olanlar, üzerinden başkasının hakkını alıncaya kadar benim yanımda zayıf sayılır. Her zayıf kişi de hakkını alıverinceye kadar benim yanımda kuvvetli sayılır.” Demek ki güçlü olmak haklı olmakla mümkündür. Zalim ne kadar güçlü olursa olsun başkasının hakkını yedikçe zayıf sayılır.

“Dağlara ve ovalara sığmayacak kadar ordusu olsa bile, zalim hiç bir zaman kendini güvende hissetmeyecektir.”

Zalimlerin gücü, etrafındaki yağcı ve yalaka gürûhundan, çıkar ortaklığı bulunanlardan ve kalabalıkların ürkeklik ve korkaklıklarından kaynaklanmaktadır.

Zalimlerin güçleri emanet güçtür, menfaate dayalı destekler çekilince birden bire aciz ve zavallı duruma düşerler. Tarih böylelerine şahittir. Kendi hayatımız içinde de böylelerine biz de şahit olmuşuzdur.
Bütün mesele haklıların da en az haksızlar kadar cesur ve dirençli olmasıdır.
*Zulme karşı durabilmek için öğüt verenleri dinleyiniz, size verdikleri mesajları alınız. Sokaklarımızı işgâl ederek kapımıza dayanan günümüzdeki bu ahlâksızlıklar size ızdırab vermiyorsa, tatlı uykunuzu kaçırmıyorsa, rüyalarınıza girmiyorsa ve çok geç kaldığınız için pişman olmadan evvel ailenizden başlamak üzere insanlığı bu felâketten kurtarmanın tedbirlerini alınız.
Haksıza ve haksızlığa karşı haklının yanında yer almak olmazsa olmazlardandır.  Konusu ne olursa olsun zalime destek olmak, zulmüne ortaklık etmek vicdan ve insaf sahibi bir insanın yapacağı bir iş değildir.

Alışkanlıklarımızı değiştirmedikçe zulme taraftarlığımız hep devam ediyor ve edecektir.
Hz. Ali şöyle buyurur: “Zulmün iki temel unsuru vardır. Birisi zâlim, diğeri de mazlum. Zâlim zulmettiği için, mazlum da zulme rızâ gösterdiği için hesaba çekilir.”

 

 

 

Yorum