Sempati Mobilya

BEN İYİLİK PEŞİNDE KOŞACAĞIM!

“Bu kız deli mi, iyilik peşinden koşmak da neyin nesi yahu?” dediğinizi duyar gibiyim ama haklısınız! İyilik peşinde koşmak nasıl bir şey olurdu ki zaten?

Sevgili Dostlar her birinizin yüreğinin derinliklerinden dışarıya vuran ve gündelik hayatında fark etmeden yaptığı tonlarca iyilik vardır, muhakkak vardır. Bakın buna dış dünyada olup biten tüm kötülüklere rağmen taaa kalbimin derinliklerinden inanarak söylüyorum. Son yazımı okuyanlarınız bilir “Var mısın?” demiştim; sokaktaki cana bir kap su vermekten tutun sokaktaki adamın karnını doyurmaya kadar binlerce yapılabilecek iyilik var, yahu en basitinden yanından geçen minicik bir çocuğa göz kırp bak sana nasıl tüm gülücüklerini hediye edecek… Bu ve benzeri hatta senin “iyilik mi ki bu, insanlıktır” dediğin ve fark etmediğin çok örnek var… Azı çoğu yoktur iyiliğin, dümdüzdür yani kelime anlamını anlatmaya kalksam “iyilik” kelimesinin anlamı yine “iyiliktir”!

Tamam, geliyorum sadette, bu Melek nereye koşuyor?  Melek koskoca 15 Temmuz Şehitler Köprüsü`nün - eski adıyla Boğaziçi Köprümüzden - bir ucundan öteki ucuna koşacak, tam tamına 10km. Canım keyfinden mi? Yoksa bu kış mevsiminde aşırı sportmen olduğu için sırf spor olsun diye mi? deli miyim yahu, yapar mıyım öyle bir şey! Koşana da, uçana da hepsine saygım sonsuz ama gündelik hayatıma alamadığım şeyler bunlar benim, bakınız bu koşu kapsamında profilime neler yazmışım;  

 “Beni tanıyanlar bilirler, ne kadar denemiş olsam da sporu hayatıma tam anlamıyla alabilen biri olamadım maalesef ve dahası eksikliği beni öyle çok rahatsız da etmedi. Ama bir gün "Melek koşacağız, hem de Kanserli Çocuklar için, sen de var mısın?" dediler, üstelik az buz bir mesafe de değil tam koca 10 kilometre! - ben hayatımda 2 kilometreyi zor görmüşümdür -  buna rağmen tek bir saniye bile düşünmeden "evet varım" dedim. 
Ben o gün orada olacak tüm güzel yüreklerle birlikte onlara umut olmak için koşacağım ve gerekirse bir o kadar daha koşmaya da hazırım!”

Kendini bilmeli insan, buyum ama işin içinde kanser varsa ve bu bir çocuksa o zaman ben bir duruyorum.  Yukarıda da söylediğim gibi 2 km`yi belki zor görmüşümdür şu ahir ömrümde ama 10km`yi çok iyi bir amaçla hayatımın merkezine alacağım orası kesin. Peki, sadece koşmak mı? Tabi ki hayır! Son iki haftadır internette ilgili siteden oluşturduğumuz profiller ile bağış topluyoruz, biz bu yola şirketimizin desteğiyle 19 koca yürek ile baş koyduk. 12 Kasım tarihinde KAÇUV - Kanserli Çocuklara Umut Vakfı  için tek adım olacağız, hedeflerimize daha tanıdığımız tanımadığımız bir sürü kocaman yüreğin katkısıyla ulaşabilirsek, kanserle mücadele eden çocuklarımız ve ailelerine İstanbul`da bir “Aile Evi” inşa edilmesinde büyük katkıda bulunacağız. O ev neden gerekli? Çünkü sağlığın kalbi bu ülkede büyük şehirlerde atıyor ve özellikle İstanbul`da! Onkoloji alanında uzmanlaşmış hekimlerimiz ve donanımlı hastanelerin pek çoğu bu şehirde, biraz da sektörde olunca fikrim var. Türkiye kocaman bir coğrafya ve de dört bir yanından tedaviye gelen minicik çocuklar ve yol parasını neredeyse zor denkleştiren aileler var. Yazık ki bu aileler tedavi sürecinde bir noktada kalacak yerleri olmadığından ve maddi sıkıntılar içinde olduğundan - hastanede bahçesinde kalanları da çok gördüm - bir süre sonra tedaviyi yarıda bırakıp memleketlerine dönmek durumunda kalıyorlar. Kanser hastaları gerçekten çok hassas ve tedavileri aksamaması gereken hastalardır, birebir hastası olan biri olarak da söylemeliyim ki azami özen gerekmekte. Yine istatistiklere göre tedaviyi yarım bırakmak zorunda kalan yüksek orandaki bu aileler hastalarını maalesef kısa sürede kaybediyorlar. İşte bizler tam burada devreye giriyoruz, biz derken bizim gibi binlerce yürek KAÇUV işbirliğiyle bu “Aile Evi” ile onlara kucak açacağız.

Sevgili Dostlarım 39.su düzenlenen bu maratonda bir sürü gönüllü kendi seçtiği yardım kuruluşu için koşacak, kimisi sokaktaki canlar için tam bir hayvan sever olarak sürekli cümle aralarına koyma ihtiyacı hissediyorum, sen de sev!  , kimisi çevre için, kimisi kimsesiz çocuklar için ama sayamadığım o kadar fazla var ki! Bu durum bana “Denizyıldızı” hikâyesini hatırlattı, bilir misiniz? Sahilde dolaşan bir adam az ileride birini görür ve kıyıya vurmuş bir sürü denizyıldızının arasında onları tek tek kumdan toplayıp denize attığını fark eder, o kadar çoklar ki adam bunu anlamsız bulur. Yanına usulca yaklaşarak “ o kadar çoklar ki neden uğraşıyorsun, ne fark edecek?” der ve diğeri eğilir, bir tane eline alır ve denize atıverir sonra der ki “ bak bunun için fark etti ama! “.  Yani tam bu cümleler olmasa da ana fikir tam olarak buydu. Biz de ihtiyaç halinde bir sürü kurum arasından KAÇUV`u ve tedavi olan Kanserli çocuklarla ailelerini seçtik ve de bir fark yarattık! O köprüde attığım her adım bana hiç te fazla gelmeyecek, her adım da bir çocuğa ve sevenine umut olacağımı bilmek bana yetecek!

Bence yüreğine sevgiyi ve merhameti muhafaza etmiş olan herkes iyilik yapmaya çok müsait!  
Bu şehirden sevgilerimle,

Ah unutmadan, bu yazım size 12 Kasım öncesine kadar ulaşmış ve sizlerde çorbada tuzum olsun isterseniz, aşağıdaki linkleri üstün zekâlı cihazlarınızdan girerek bağışlarınızı yapabilirsiniz. Hatta yapsanız bence harika bir dokunuş olur!

Beni desteklemek için sen de bağış yap 
https://bagis.adimadim.org?ccid=CC22733

Kampanyamın son durumunu merak ediyorsan 
https://ipk.adimadim.org/kampanya/CC22733

Yorum