Sempati Mobilya

KADIN - ERKEK

Merhaba,

Sizler ile yeniden beraber olmaktan çok mutluyum. Bol keyifli, sevgi ve dostlukla geçireceğiniz bir ay diliyorum.

Bu yazının konusunun kadın-erkek ilişkileri olması gerektiğine karar verdim. Çünkü danışanlarımın en az yarısı, birlikteliklerinde yaşadıkları mutsuzluklar ve sorunlar nedeni ile başvuruyorlar.

Ne oluyor da, hayatımızın aşkı en büyük düşmanımıza dönüşüyor?

Ne oluyor da büyük umutlar ile seçtiğimiz hayat arkadaşımız ile ayni evde yasayan otelciler gibi sadece yaşam alanımızı paylaşıyoruz?

Ne oluyor da ayaklarımızı yerden kesen partnerimizi görmeye dahi tahammül edemiyoruz?

Amacımız mutlu bir birliktelik yaşayarak hayatı paylaşmak mı; yoksa niyet intikam almak, cezalandırmak ve haklı olmak mi?

Aslında sevgi ve niyet olduğu müddetçe, hiç kurtuluş şansı olmadığı düşünülen birliktelikler bile, küçük dokunuşlar ile yeniden ilk günkü lezzetine dönüşebiliyor. Zannedilenin aksine, aşk yeniden oluşturula biliniyor. Bunu araştırmalar söylüyor. Yeter ki öğrenilmiş çaresizlik yasamayalım. "Bu yaştan sonra değişmez", "insan yedisinde ne ise yetmişinde odur" sıklıkla duyduğum en belirgin öğrenilmiş çaresizlik cümleleri. Sanılanın aksine insanlar değişiyor. Hem de çok. Yeter ki istesin ve inansınlar. Kişiliğin anlamlı kısmının yaşamın ilk altı yılında belirginleşmesi anlamında bu söz doğru olabilir. Ancak yetmişinde hala aynı ise insan, bu hayatta hiç bir şey öğrenememiş demektir. Sadece unutmamamız gereken değiştirebileceğimiz tek kişinin kendimiz olduğu. Araştırmalara göre kadınlar, hangi yaşta evlenmiş olduklarından bağımsız olarak kendileri 50 yaşına gelene kadar eşlerini değiştirmeye çalışıyor. Erkekler ise bunu sadece altı ay yapıp vazgeçiyor.

Bu noktada biraz kadın erkek farklılıklarından bahsetmek istiyorum. Çünkü bazı farklılıklarımız olduğunu bilmek, bakış açımızı değiştiriyor. Ey hanımlar, eşiniz aksam eve geldiğinde genellikle o gün için kullanabileceği kelime rezervini bitirmiş oluyor. Neden mi? Çünkü erkeklerin kullanabileceği günlük kelime sayısı kadınlarınkinin ancak yarısından ibaret. Yani eşiniz eve geldiğinde, konuşmuyorsa bu sizi sevmediği, özlemediği veya önemsemediği anlamına gelmiyor.

Bir diğer farklılık erkekler "ben", kadınlar "biz" diye konuşuyor. Bu seanslarda vurgulanan en önemli sorunlardan birisi. "Pınar hanım eşim tatil planımızdan bahsederken, sanki ben yokmuşum gibi ben şuraya gidiyorum diyor." İyi haber şu bu doğadan gelen bir farklılık ve yine sevgisizlik ve kale alınmamak söz konusu değil.

Çok çarpıcı bir diğer farklılık, erkekler sorunlardan veya duygulardan konuşmayı genellikle sevmiyor. Dolaysı ile sorunu olduğunda, eşimizin kendi dünyasına çekilerek çözüm bulmaya uğraşması son derece doğal ve insani. Bu noktada şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Ey erkekler, biz sorunlarımızdan bahsederken sizden akıl ve/veya tavsiye istemiyoruz. İstediğimiz duygularımızı paylaşmak ve anlaşılmak.

Ve anlaşılmak deyince en önemli, hatta bila istisna her çiftte gözlemlediğim bir diğer konu iletişim. Sadece iletişim yeteneklerimizi güçlendirmek bile, ilişkimizde mucizeler yaratabilir. Yani NE YAPIYORUZ?

Dinlemeyi öğreniyoruz. İyi iletişimciler, en az konuştuğumuz kadar dinlememizi öneriyor. Çünkü gerçek anlamda dinlemeden anlama şansımız yok. Sunu unutmayalım. İletişim uzlaşmak için değil, birebirimizi anlamak içindir. Zaten her konuda aynı fikirde olmak, bence hayatı çok sıkıcı kılar. Ve yine araştırmalar mutlu çiftlerin tartıştığını söylüyor. Tartışıyorlar çünkü konuşuyorlar.

İkinci en önemli iletişim değişim ihtiyacı "sen" cümlelerimizi "ben" cümleleri ile değiştirmek. Yani "sen zaten hep böyle beni kırıyorsun" yerine, "böyle olduğunda ben kendimi çok incinmiş hissediyorum" demeye başlıyoruz. Böyle bir koşulda kimse size hayır incinmedin diyemez. Ancak insan doğal refleks olarak eleştirildiğinde, suçlandığında, yargılandığında ya savunmaya ya da saldırıya geçer. Oysaki kendi duygu ve düşüncelerimizi "ben" cümleleri ile ifade etmeyi başarabilirsek, partnerimiz en azından bizi dinlemeye istekli olacaktır. Aksi durumda siz konuşurken, dinlemek yerine size cümle hazırlıyor olabilir.

Dedim ve bilin bakalım simdi ne söyleyeceğim? Ey kadınlar, geçmişi getirmek bağcıyı dövmenin dışında hiç bir işe yaramaz. "Sen zaten evlendiğimiz de bana çok haksızlık ettin", "ya da sen beni annene çok ezdirdin" cümleleri, garanti ediyorum ki ilişkinizi yokuş aşağı götürecektir. Unutmayın DELİLİK AYNI ŞEYLERİ YAPARAK FARKLI SONUÇLAR BEKLEMEKTİR. (Albert Einstein)

Ve hanımlar unutmayın ki, eşinize "Ayşe hanımın eşi Ahmet bey onu ayda bir kez yemeğe götürüyormuş" demeniz, sonsuza kadar beklemeniz dışında hiç bir anlam ifade etmez. Yani erkekler, bizler gibi imadan anlamaz. Ne istediğimizi açık bir şekilde ifade etmemiz sorunu en azından anlamasını sağlayacaktır.

Ve tabii ki birlikte gülüp, eğlenmek ilişkimizi güçlendirecektir. Birlikte kâğıt oynamak, yürüyüş yapmak, müzik dinlemek, film izlemek maliyeti çok düşük ama her an ulaşılabilecek aktiviteler. İlişkimizin başında yani flört ederken, her ne yapıyor idiysek lütfen yeniden yapmaya başlayalım.

Eşimiz eğer arkadaşımız ise, yani bizi anlıyor ve zor zamanlarımızda omuz olabiliyorsa çok ama çok şanslıyız. "En iyi arkadaşım ile beraberim veya evliyim" diyebilen çiftlerin ilişkileri yaşam olaylarından çok daha az etkileniyor.

Açık ve uyumlu cinsel hayat ilişkinin omurgası diyebiliriz. Ve lütfen hiç bir koşulda, ne kadar kırılmış veya kızmış olursanız olun, yatağınızı ayırmayın. Unutmayın fiziksel ayrılık beraberinde duygusal ayrılığı da getirir.

Ve son söz "biz" olurken "ben" olmayı unutmayalım. Kişinin bireysel hayatında mutlu olabilmesi ilişkiyi çok canlı ve anlamlı kılar. Sarmaşıklık durumu yani her şeyi birlikte yapmak, bir süre sonra birebirimize karşı duyarsızlaşmamıza neden olur. Kişinin zaman, zaman kendi arkadaşları ile birlikte olması, kendisine küçük zamanlar ve mutluluklar yaratması, hobiler edinmesi yaşamı emin olun daha keyifli kılacaktır. Ve lütfen eşinizin sizin malınız değil, yaşam yolculuğunda yol arkadaşınız olduğu gerçeği hiç aklınızdan çıkmasın. Kişisel hak ve özgürlüklere saygı bizi eşimizin gözünde daha değerli kılacaktır.

Ve NE YAPIYORUZ?

DELİLİK AYNI ŞEYLERİ YAPARAK FARKLI SONUÇ BEKLEMEKTIR. (Albert Einstein)

Yani kolları sıvıyor ve harekete geçiyoruz.

Sevgi ile kalın.

Yorum