ÖZGÜN MODEL

Hiçbir şekilde ülkemizde işimize yaramayacak silahlar ve hizmet dışına çıkarılan askerî platformlar, güvenlik kaygılarını öne çıkarılarak alındı ve TSK’nin envanterine kaydedilip depolara kaldırıldı. Peki, bu silahları almaya neden teşvik edildik?

Günümüz teknolojisi göz önüne alındığında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücünü artıracak ve gücüne güç katıp caydırıcı olmayan, TSK’de hiçbir değer yaratmayan, belirli bir süre sonra demode olan silahlar depolarda bekletilirken: Devlet bütçesinden büyük kaynaklar aktarıldı. Bu durum ekonomimizde olumsuz yansımaları oldu. Ancak ne iktidar kanadından ne de muhalefetten bunu neden aldık, sorusu hiçbir zaman sorulmadı, sorulmuyor... Siyasi ve ekonomik dayatmalar, ülkemizin koşullarını daha da ağırlaştırdı…

Sayın Devlet Bahçeli çıkmış, “Cambaza bak!” der gibi, “Gelin üniversite sınavını tamamen kaldıralım, yok Barzani yakalanıp getirilmeli” diyor. Dikkatleri başka yöne çeviriyor. Neden?

Yeni silah sistemleri için fahiş fiyatlar talep edilmesi, asla teknoloji transferine izin verilmemesi, çağımızın gereği millî savunma sanayiinin kurulması ve gelişmesi hakkında hiç konuşmuyor.

Millî bir savunma sanayiinin gelişimine engel olunmasına, ekonomik ve teknolojik gelişmenin önüne set çekilmesine, sahte ittifaklar kurulmasına sesini çıkartmıyor.

Bizim yenidünya düzenine ayak uydurmamız için, Türkiye, kendi özgün modelini nasıl yaratır, sorusunu kendimize sorup cevabını bulmalıyız.

Okullarımız, 1900 yıllarının başlarında yarar sağlayan eski moda yöntemlerle eğitim vermektedirler. Bu eğitim öğretim teknikleri ile çağı yakalama şansımız yok. Çünkü çağımızın gereksinmeleri ile eğitimde vermeye çalıştıklarımız aynı değil. Bu çağa uygun, 21. yüzyıla uyan bir şeylere ihtiyacımız var. Çocuklarımızın çağdaşlarıyla rekabet edebilmelerinin yolu, bu çağın gereği olan eğitim sistemini okullarımıza getirmek için müfredatımızı ona göre planlamalıyız. Ve de ona göre eğitim vermemiz için, eğitimimizi yeniden kurgulayıp, sanayi tesisleri içinde eğitim alacak nesiller yetiştirmemiz gerekir. İşte bunun içinde, şimdiden ekonomik ve teknolojik gelişmeyi geliştirecek fabrikaları, üretim ve alt yapı tesislerini planlamamız ve hayata geçirme çalışması yapmamız gerekiyor.

Borç batağına saplanan, hem de bölünme tehdidini yakından hissedenler, ülkeden kaçıyorlar; “Batan gemiden önce fareler kaçar” özdeğişini hatırlayıp, bu kaçanlar, nereden buldular bu paraları, hesabı sorulmalı…

Yorum