DÜNYANIN BİR BAYRAĞI OLSA?

Geçtiğimiz günlerde gündemimizde manşet manşet sevgi vardı, aşk vardı, huzur vardı ve bir hasretin sonlanışına damgasını vuran o öpüşme vardı! Dünyaya yansıyan bu “an” umut vericiydi ve tüm haksızlıklara rağmen dimdik ayakta gümbür gümbür duran bir “an” idi!

Kadri Gürsel`den bahsediyorum, gazeteci kendisi ve aylarca cezaevindeydi, tüm sevdiklerinden ve ailesinden ayrı kalmış bir gazeteci, üstelik haksız yere ayrı kalmış bir eş, bir baba ve bir evlat...

Onun sadece birilerini rahatsız eden bir sürü “kelimeleri” ve bu kelimelerden ortaya çıkan “cümleleri” vardı, o kadar! Görüşü, ne yaptığı, kim olduğu, nereli olduğu filan mühim mi? adam sadece cümle kurdu yahu! Devletin derinlerinde değil, bir yerlerde sınırlardan olmadık şeylerde getirtmedi (benim bildiğim), karısını aşkla öpen bir adam o! Öpen adam seven adamdır, seven adam da ne bir insan öldürebilir ne de sebep olabilir, kısacası öyle yıkıcı kötülükler beklenmemeli aşk ile öpen bir adamdan! İşte bu adam sonunda özgürlüğüne kavuştu, o fotoğraf ise özel bir an olarak her zaman hafızalarımızda kalacak, aynı 2. Dünya savaşının sonlandığında öpüşen çift gibi (gir üstün zekâlı cihazından göreceksin hepsini).

Şöyle bir bakınca ne garip değil mi Sevgili Dostlar? Yani paylaşılamayan nedir? Dünyada savaş var, kendi içimizde ayrı bir savaş var ve bu böyle sürüp gidiyor, hatta azalmayı bırak daha bile büyüyor! Hep kendi topraklarımıza bakıp yorumlar yapıyoruz, ama bu yaşananların aynıları farklı kalıplarla dünyanın farklı yerlerinde yaşanmıyor mu sanki? Benim ülkemde bir kadın vuruluyorsa öteki tarafta bir zenciyi öldürüyorlar, bende bomba patlıyorsa ötekinde nükleer vari bir şeyler oluyor, yahu herkes şu adam gibi sevdiğini alsa kollarına ve öpse sonra sarılsa inanın dünya daha güzel bir yer olurdu!

Şimdi yazarken bir anda aklıma geldi, mesela tüm Dünyalı‘lara deseler , “ey dünyalılar hepiniz bir araya gelin ve dünya için bir bayrak tasarlayın bakalım, ama sadece ve sadece dünyayı simgelesin“ sizce ne olurdu? Vallahi şu anki liderlere bir göz atıyorum da evlere şenlik olurdu! Hemen din, dil, ırk devreye öyle bir girerdi ki dünyanın hiç tanık olmadığı kadar büyük bir dünya savaşı çıkardı bence. Ne fena değil mi başka türlüsünü hayal edememek.

Durun ben sizin için zor olanı yapıp bunun bir hayalini kurmayı deneyeceğim!

Düşünsenize tüm dünya liderleri bir araya gelmiş ama ayrımlar yapılmadan bir araya gelmişler; toprak büyüklüğünden bağımsız, nüfus sayısı kayda alınmaksızın, kaçıncı dünya ülkesi olduğuna bakılmaksızın, hangi renkte olduğu gözetmeksizin vs. yani hepsi bir arada! Peki nerede? Tabi ki Amerika veya Rusya değil! Böyle minicik bir ada olsun ve muhtemelen çoğunun bilmediği bir ada, terk edilmiş hatta keşif edilmemiş olsun(yeni bir toprak için bile bir savaş çıkabilir ama olsun hayal benim, risk alıyorum). Hazır hepsi toplanmış, kimisi yere oturmuş, kimisi yanında getirdiği açılıp kapanan sandalyesinde, öbürü de ayakta olsun (yok öyle konfor, yuvarlak masa filan). Derken hepsi merakla beklerken asil mi asil, güzel mi güzel, kararlı mı kararlı biri çıkıveriyor çalılıkların arasından (hadi o da ben olayım) ve diyor ki “ey milletinin temsilcisi ne diyorsun, dünya bayrağımızda ne görmek istersin?” Rastgele ama kimseyi atlamadan herkese söz hakkı veriyor, önce en fakir ülkeden başlamış bulunuyor sonra bir bakıyor Amerika kıskanıyor, Rusya kuduruyor, Fransa “ama onu ben diyecektim” diye verilen öneriyi sahiplenmeye çalışıyor, Araplar kim daha kararlıysa ve güçlü gibiyse ona yanaşmayı hedefliyor, Türkiye desen (yorumsuzum). Tam savaş çıkacakken karar veriliyor, dünya bayrağımızda aşağıdakilerin olacağı ilanı veriliyor:

“RENKLER” var ama aklınızın alabileceği her renk; bayrağımızın fonunu tüm bu renkler oluşturuyor, anlamı ise çok basit, dünyadaki tüm insanları, canlıları ifade ediyor, eşitliği simgeliyor hem de din, dil, ırk ayırt etmeksizin, her insan ve canlıyı!

“AŞK“ ve “SEVGİ” ikilisi zaten bayrağımızın can damarı, her şey onlardan geçiyor. Bir düşün, AŞK ın olduğu yerde heyecan var, bağlılık var, duygularını çekinmeden utanmadan gösterebilme var ve dahası cesaret var. SEVGİ ise AŞK ın aklı başından gider gibi olduğunda dengeyi sağlayacak taraf olarak devreye giren oluyor, ikisini en iyi ifade eden ise “kalp”.

“BARIŞ” ise bütünlüğü sağlayan taraf olarak bayrağımızda yerini alıyor, aklıma ilk gelen ise dünyanın en köklü ağaçlarından biri olan zeytin ağacı ve yaprakları.

Yani özetle bir dikdörtgenin arka fonu tonlarca renk, az daha ortasında bir kalp onun ortasında da zeytin dalı! Barışın olması için önce kalbimizi hatırlamamız gerekiyor, kalbimiz ise sevgiyle ve aşkla atıyorsa zaten bütün renkleri görüyoruzdur değil mi? al sana iki dakikada hayal edilen bir adet “DÜNYA BAYRAĞI”, benim zihnimde canlanan bu!

Hayal etmek başarmanın yarısı filan gibi kocaman cümleler kurmayacağım, gerçekçi olmadığım kadar gerçekçiyim bu konuda! Ama bir yerden de başlamalı sanki? Belki önce kendi dünyamıza tüm renkleri almakla başlayabiliriz, ortasına da bir kalp kondurup elimizdeki bütün zeytin yapraklarını dağıtabiliriz, bakarsınız bu dalga dalga yayılır sonra bir tsunami etkisiyle dünyayı sarmaya başlar ve hepimiz bir mucizeye tanıklık ederiz. İyi ama ne oldu şimdi? Önce bunun imkânsızlığına inandım sonra da hala bir mucize olabileceğini söylüyorum, demek içten içe bir umudum var!

Umudunu kaybetme, o hep olsun!

Ve paylaşmadan edemeyeceğim, “Dünya herkesin ihtiyacına yetecek kadarını sağlar, herkesin hırsına yetecek kadarını değil” Gandhi.

Şehrimden Sevgiler

Yorum