Sempati Mobilya

YELKENLERİ ŞİŞİREN DENİZ SEVGİSİ

100 civarında tekne,1000’den fazla deniz ve yelken sevdalısı 29 uncu Bodrum Cup için yarıştı.

Her yıl yapılan bu uluslararası regettanın geçmişi hayli ilginç. Çok eskiden sezon bitiminde gulet ve tırhandillerin sahip ve kaptanları, aileleriyle birlikte tatile çıkarlar, erman aras neden aday (4)Gökova’da Tombik (orkinos) avı yaparlardı. Sonradan ODTÜ’yü bitiren Bodrum’un seçkin ailelerinden Aras’ların Erman’ı, bu geleneksel tatilin yelken yarışlarına dönüşmesini sağladı. Amaç teknelerin süsü olarak duran ve pek kullanılmayan yelkenlerini devreye sokmak ve deniz esnafını yelkene alıştırmaktı. Zamanla bu proje oturdu, hedefine ulaştı, hatta yarışlar uluslararası bir nitelik kazandı.
Ünlü denizcimiz ve sivil amiralimiz Necati Zincirkıran’ın anlattığına göre, İstanbul’un snop yelkencileri baştan bu projeye çok gülmüşler, dalga geçmişler ve (odun yığınlarıyla yarış mı olur?) demişler. Yıllar geçince bunları söyleyenler de katılmışlar regetta’ya, hatta kupalar kazanmakla da kalmayıp, o odun yığınları dedikleri teknelerin aynılarını yaptırmışlar. Şimdi İstanbul ve Marmara sularıyla tersanelerinde gördüğünüz gulet ve tırhandillerin çoğu, onlar işte…
Yıllar akıp gittikçe bu tekneleri yapan ustalar, işi ve tekniğini daha da geliştirmişler, tersanelerde görevli gemi inşa mühendislerinin de desteğiyle, mükemmel eserler yaratmışlardır. Bir Ziya Usta, Erol Ağan, Ethem ve İsmail Özyurt, Mercan Mehmet Nalbantoğlu, Kalimnos’lu Mehmet Usta ve diğerleri unutulamaz. Bodrum’da yapılan teknelerin bir kısmı dışarıya, hem de denizci olarak tanınan ülkelere satılmaya başlanmışsa eğer, bunda bu değerli ustaların büyük payları vardır. Bodrum’da tekne yaptıran hayli İngiliz, İtalyan, Alman, Fransız, Belçika ve Amerikalı denizci görüldü. Son yılların Rus zenginlerinden birkaçı da, teknelerini Bodrum’da yaptırdı. Sinan Özer’in Egeyat’ı dünya çapında bir firma oldu. İmal ettiği teknelerin çoğu, değişik ülkelerde Avrupa sosyetesini gezdiriyor şimdi.Onun gibi başarılı birkaç firmamız daha var tabii.
Bodrum deyip geçmeyin. Burada imkansızlıklar içinde üretilen sanat eserleri dünyaya parmak ısırtıyor. Bu başarıda ne yazık ki devletin bir katkısı yok. Aksine çıkardığı çeşitli engeller, bu sektörün cefakar askerlerine yıllarca saç baş yoldurttu. Böyle ustalar, böyle yaratıcı kafalar başka bir ülkenin elinde olsa, baş üstünde taşınır, bir dedikleri iki edilmez, kendilerine her türlü destek sağlanırdı. Ama Türkiye’de hiçbir şeyin kıymetini bilmediğimiz gibi, böylesine bir gücün ve imkanın da kıymetini bilmiyoruz maalesef. Devletin yerinde olsam Bodrum’un elinden tutar, bu insanlara ve tersanelerine her türlü imkanı yaratır, kendilerine rahat çalışma alanları tahsis ederdim.
Son yıllarda denize, denizciliğe ve yelkene karşı sevgi çok arttı. Tekne sahipleri ile amatör denizcilerin ve marinaların sayıları da buna paralel bir artış gösteriyor. Türkiye’nin her tarafında, tüm sahillerimizde yüzlerce yelken kulübü var artık. Burada yetişen çocuklarımız Balkan ve Avrupa şampiyonalarında kupaları toplamaya başladılar bile. Bodrum’da ilk kulübü de ERA adıyla Erman Aras kurdu. Binlerce çocuğu denizle tanıştırdı, kucaklaştırdı, yelkenci yaptı. Yine Bodrum Okul gemisi fikri ve yapımında da Erman’ın büyük emeği ve katkısı vardır. Keşke tüm sahil kentlerimizin birer Erman Aras’ı olsa. Aras’ın Bodrum’a ve amatör denizciliğe katkısı çoktur.
Hep yazdım, söyledim, her yerde anlattım. Şu Karaada’yı dünya yelken merkezi yapabiliriz. Tüm ülkelere, kendi kulüplerimize yerler verebilir, kamp ve eğitim yapma imkanı sağlayabiliriz. Adaya betonu sokmaz, tıpkı izciler gibi çadırlarda yatırırız gençleri. Yine çadır dershanelikler yapar, sosyal tesisleri Nazilli’de yapılan mükemmel çadırların içine yerleştirebiliriz. Böylece hem adayı ve doğasını bekleyen yatırım tehlikesinden koruyabilir ve hem de Bodrum’u dünya gençliğine ve denizciliğine tanıştırabiliriz. Böyle bir projenin kış turizmine, sezonu uzatma çabalarına ve Bodrum esnafına da büyük faydası olur.
Beş gündür denizdeyim. 29 yıldır bu yarışlara aksatmadan katılan benim gibilerin sayısı, bir elin beş parmağını geçmez. İftihar ediyorum Bodrum’un uluslararası bu yarışıyla. Gerçi Caretta ekibi olarak pek kupa kazanamıyoruz ama bu yarışlara katılma sevinci, heyecanı ve coşkusu yetiyor bize. Boşuna mı adımıza Caretta dedik, her yıl kaplumbağalar gibi finişe yavaş yavaş yol alıyoruz. Caretta’lığımız buradan geliyor. Büyük denizcimiz Sadun Boro’da Caretta’ydı, Necati Zincirkıran ağabeyimiz de, Ali Şen Başkan’ımız da Caretta. Bizleri önce Dedeman teknesinde, daha sonra da Tuzla’da yaptırdığı Siu’da yıllarca ağırlayan ve hepimizi bir araya toplama başarısını azimle sürdüren Murat Dedeman’a hakkını teslim ve teşekkür etmeliyiz. Keşke başka Murat Dedeman’lar da çıkıp, böyle sempati gruplarını kursa ve bunların deniz sevgi ve tutkusunu arttırsa ne iyi olur.
Allah ömür verirse, 2018 yılı Bodrum Cup’unda da buluşmak ve yarışmak dileğiyle…

Yorum