Sempati Mobilya

ERKEK ŞİİR, KADIN İSE DESTAN YAZAR

30 – 40 yıl önce teknoloji içimize girmediğinde AŞK, bir başkaydı. Tertemiz, içten, sıcacık ve coşkulu. Uzaktan bakardın sevdiğine. Onu bir kere olsun görebilmek; bir saniye olsun göz göze gelebilmek için saatlerce camda beklerdin. Mektup yazılırdı sevdiğini söylemek için; cevabını günlerce bekleyeceğini bile bile.

Aşk , bir başkaydı. Öyle kolay aşık olunmazdı; olunca da başkası olmazdı. Çabuk harcanmazdı sevgiler, günlük değildi. Aşk ucuz değildi, aksine paha biçilemezdi. Sevdiğini öyle bir severdin ki damarlarında o dolaşır; kalbini o yaşatırdı. Yemeden içmeden kesilirdin, hep onu düşünürdün. Fonda aşk şarkıları, elinde onun resmi sabaha kadar uyku tutmazdı. Hayaller kurardık, gerçekleşmesi için dualar ederdik.

Sayfalar dolusu konuşmalar hazırlardık ama karşılaşınca heyecandan sadece bir merhaba derdik; o kadar. Onun için şiirler yazardık, vermeye cesaret edemediğimiz için çantasına atardık. Aşık olduğun zaman hiçbir şeyi görmezdi gözün. Her şey önemsizleşirdi bir anda. Ders çalışamazdın ve yaz sıcağında sekiz dersten bütünlemeye kalmayı göze alırdın.

Öyle masumdu ki aşklar; asla çıkar gözetmezdi. Bazen karşılıksız sevdiğin bile olurdu. Olsun yine de sahip çıkardın aşkına. Sadece sen onu sevdiğin için bile saygı duyardın aşka. Şarkılar sırdaşın olurdu. Seni bir tek onlar anlardı.

Aslında seksenlerde aşkı anlamak için o dönemin şarkılarını dinlemek bile yeter.

Kısaca.. Gözler kalbin aynasıydı.. Asla yalan söylemezlerdi..

Hep savunduğumuz bir cümledir biz erkeklerin, genelde ünlü olan şairler erkektir. Kadın şair doğru düzgün hiç denk gelmedim desem yeridir derdik ya...  Misal, erkek yazan, kadına baktığında şunu görür ve yazar.. gözleri..... ahu, ceylan, ... vs. bakışlım. kaşları... hilal... der, yüzü... ay parçası, kirpikleri ... ok eyledi gönlüme... devam eder..

Ama kadın erkeğe bakarken ne desin. Döşü kıllı mı yazsın? yani kısıtlanma var birazda..

Hiç öyle değilmiş…

Bunlar kadın kişilerin kötü yazdığı anlamını mı taşır. Asla. Ama kadında bir takım duygular kısıtlı kalır, bir çerçevenin dışına pek çıkamazlar derdik ya buna da gülün geçin böyle düşünen erkekler…

Siz bilir misiniz iki kadının aşk üçgeninde kalınca destan yazdığını ve hepimizin bu iki kadının şarkılarını dilimize doladığını.

Okuyun hikâyeyi o zaman…

İki kadın bir adam aşk çekilir aradan: Sezen Aksu ve Yıldız Tilbe'nin bilinmeyen aşk üçgeni Sezen Aksu ve Yıldız Tilbe'nin dostluklarının başlangıcı yıllar öncesine uzanıyor. Bir ihanetle birlikte bitişi de... İki aşk kadını, iki fırtınalı yürek ve bir adam.

Buyurunuz...

Filmleri aratmayan aşk üçgeninin başlangıcı 26 yıl öncesine, İzmir’e uzanıyor. O dönem İzmir, büyük gazinoları ve kulüpleriyle ünlü. Bir fabrika gibi durmadan besteci ve ses sanatçısı çıkarıyor, İstanbul’a gönderiyor. İşte İzmir fabrikasının ürünlerinden biri de Yıldız Tilbe. Küçük bir kulüpte sahne alıyor o sıralarda. İçli sesiyle dinleyenleri kendinden geçiriyor. Sezen Aksu da bir İzmirli. İzmir eğlence hayatının da gediklilerinden. Bir gece tesadüf eseri gittiği kulüpte dinlediği genç kadının sesinden çok etkileniyor. Bir git, iki git derken müdavimi oluyor Yıldız’ın. Ve bu yetenekli genç kadına elini uzatıyor, “Benimle İstanbul’a gel, vokalistim ol” diyor. İzmir’in küçük bir mekanında şarkı söyleyen Yıldız Tilbe düşünmeden kabul ediyor bu teklifi. İstanbul’da… Sezen Aksu’nun arkasında… Nasıl reddetsin ki? Ardından Yıldız Tilbe’nin İstanbul macerası başlıyor. Her şey iyi gidiyor ilk sekiz ayda. Konserler, ekstralar, İstanbul’da yeni insanlar, yeni arkadaşlar… Sezen Aksu da o dönem kendisinden 15 yaş küçük olan Uzay Heparı ile dolu dizgin bir aşk yaşıyor. Yıldız Tilbe de İstanbul’a geldiğinden beri Sezen Aksu’nun evinde kalıyor tabi. Ve bir gece olanlar oluyor… Alkolün de etkisiyle kanları kaynayan Uzay Heparı ve Yıldız Tilbe birlikte oluyor. Yıldız Tilbe olayı Sezen Aksu’ya kendi söylediğini iddia ediyor, Sezen Aksu ise ikiliyi yatakta bastığını.

Olaydan sonra Sezen Aksu Yıldız Tilbe’yi evinden kovuyor. Ve ihanet sebebiyle de Uzay Heparı’dan ayrılıyor.

Uzay Heparı bir sene sonra modacı Zeynep Tunuslu ile evleniyor. Evlendikten bir sene sonra da bir motorsiklet kazasında yaşamını yitiriyor… Yaşanan bu hazin aşk üçgeninin ardından geriye Sezen Aksu ve Yıldız Tilbe’nin bu olayla ilgili birbirlerine taş attıkları şarkılar kalıyor. Sezen Aksu’nun Yıldız Tilbe’ye ithafen Onu Alma Beni Al’ı besteliyor. ”Ah verin elime de kırayım cadının derisi kara elini!” diyor. Yıldız Tilbe Ey isimli şarkısıyla cevap veriyor. “Ey bana şer atan bilinçli dağ karı / Sen beyazsan ben karayım tamam mı?” sözleriyle.

Ve bütün bu yaşananları özetleyen bir şarkı besteliyor Yıldız Tilbe. “İki kadın bir adam / Aşk çekilir aradan…”

Bu anlatacağım da şahsımın yaşadığı hikayedir...

Ve bir kadın daha ihanetin ardından böyle aşk üçgeni sonucu yazar erkeğine dokunaklı ve ihanet kokan  bir pusula 

Ve koyar şiir defterinin arasına:

Aynaya her bakışımda ruhumda bıraktığın izleri görüyordum. Ruh görülür mü hiç? Görülür. Kalbimin yorgunluğu gözlerime yansımış benim. Aynaya her baktığımda senin uğruna yıllarca yanan bir kadın görüyorum. Ama bir daha iki kadın arasında kalacak olursan birini sevdiğin halde ikisini idare etmeye çalışma. Sevmediğin kadının hayatından çalma. Aşkından ölenmiş gibi gözüküp öldüren olma.

AZİZ NESİN der ki;

Bir kadına ne verirseniz verin, onu daha büyük hale getirir...

Ona sperm verirseniz, size bir çocuk verir;

Ona bir ev verirseniz, size bir yuva verir;

Ona sebze verirseniz, size yemek verir.

Ona bir gülücük verirsiniz, size kalbini verir.

Ona bir şarkı söyleyin size konser verir.

Kendisine verilen her şeyi çarpıp çoğaltıp geri verir.

Bu yüzden ona çamur atarsanız. Karşılığında bir bataklıkta boğulmaya hazır olun

Muhabbete müebbet olanlara

Yorum