Sempati Mobilya

Hayatın Ritmi “KALP ve RUH”

Klasik bir piyano ile girilen ve keman eşliğinde süren bir eser ikinci yarısından sonra bateri, bas ve elektro gitar eşliğinde güzelce devam ediyor.

Asi bir hava veriyor müziğime ve hayat gibi hareketleniyor bir anda bu şarkıyı dinleyen ruhumuz. Müzik final yaparken hüzün çöker ya üstüne; İşte bu da bitiştir yani sondur bildiğimiz, ritm atmaz olur canım “Kalbimiz”…

Ben bu köşe yazısını, çok sevdiğim bir eserin yeni versiyonunu dinlemekle yazmaya karar verdim. Ha! parçanın adını söylemeyeceğim baştanda belirteyim de… Benim ne tarz müzik dinlediğimi bilenler bilir zaten. Bilmeyenler ise hayatın aslında büyük bir ritm ve ahenk olduklarını öğrensinler buradan, bu da bana yeter!

KALP: Kalpteki bazı hücreler büzülme ve açılma hareketi gibi başka hiçbir hücrede bulunmayan özel bir yeteneğe sahiptir. Ve bu yetenek sayesinde kalp dakikada altmış kez atarak vücuda kan pompalar.

RUH: Kalp atışı denilen hareketi sağlayansa üzerlerinden geçen elektrik akımıdır. Atma yeteneğine sahip hücreler atış hızını düzenleyen bir sistem oluştururlar. İşte bu kalpteki ritm ve elektriği veren ruhumuzdur bizi ayakta tutan.

Daha işitme organları gelişmeden, bebek her daim var olan kalp atışı hissi ile büyür. Bu temel çarpma varoluşumuzun ayrılmaz bir parçasıdır. Hayatımıza bu çarpımı hissederek başlarız ve doğduktan sonra buna dair hatıralar bilinçaltımızın derinliklerinde hep kalır...

Bu vuruş, beyin ve vücut büyüyüp organize oldukça biyolojik bir metronom gibi iş bile görebilir.

Bir Doğum Öncesi Sınıfı annesi, oğlunun doğum öncesi duyduğunu hatırladığı rahatsız edici bir sese doğum sonrası alışılmadık şekilde olumlu cevap verdiğini bildirir bazı araştırmalarda

Ritimde ruhun etkisi ise çok farklıdır. Ruh her şeyi önceden tanır ve kalp ritm bastıkça buna hızlı veya yavaş tepki gösterir...

Buna örnek birde hikaye vardır: Arkadaş olan iki anne bir aylık bebeklerini alarak, annelerden birinin eşini çalıştığı otomobil tamircisine ziyarete giderler. Bu ziyaret, annenin bebek doğduğundan beri eşini işyerinde ilk kez ziyaret edişidir. Tamirhaneye girdiklerinde, birden büyük ve çok gürültülü bir hava kompresörü çalışmaya başlar. Bebeklerden biri oldukça korkar, ağlamaya ve çığlık atmaya başlar (çok normal bir tepki). Ancak tamircinin oğlu yavaşça çevresine, makineye bakar ve gülümser. Araba tamircisinin eşi hamileliği süresince tamirhaneyi birçok kez ziyaret etmiştir. Bebeği, henüz anne karnındayken hava kompresörünün sesine alışmıştır. Gülümsemesi, kompresörün bu tanıdık sesin kaynağı olmasıymış

Günümüz bilimi ile bilindiğine göre bir bebek anne karnında kırk gün içerisinde canlanmaktadır yani, kalp atışları başlamaktadır. Peki bu bebeğin ruhunun verildiği anlamına gelmez mi?

Bu sorunun cevabı hayırdır. Çünkü burada ki kalp atışları ve can buluş beden fonksiyonlarının başlangıcını temsil etmektedir. Her ne kadar bu durumda ki bebek gerçek bir canlı ise de henüz ruh kazanmamıştır.

Sonra ise vücut azaları şekillenmeye başlayan bebek ikinci kırkta ise vücut azalarına kavuşmuş bir hale gelmektedir. Bebeğe yüce yaratıcı Allah tarafından görevlendirilen melek vasıtası ile ruh verilir ki buda hadiste zikredildiği üzere üçüncü kırkta yani bebek 120 günlük olduğu zamandır.

Anne karnında ki bebek kendi ruhuna kavuşana dek adeta annenin ruhundan beslenir.

Bu nedenle de bebeğin ruhsuz bedeni ölen bir kimsenin bedeninden farklıdır. Özetle anlıyoruz ki bir bebek 120 günlük olunca ruhuna kavuşmakta ve çalışan bedensel fonksiyonlarına ruhsal fonksiyonları da eklenmekte ve tam manası ile bir insan olmaktadır.

Kur'an'da şu anlatılır:

Târık Suresinin 5. ve 7. ayetlerinin, Diyanet çevirisindeki ayetlerinin, Diyanet çevirisindeki anlamlarını yazayım buradan...

"Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın. O, erkek ve kadının beliyle göğüsleri arasından atılagelen bir sudan yaratılmıştır."

"İnsanın oluşmasına neden olan su", yani "meni"; "BEL" ile "GÖĞÜSLERİN ARASI'ndan geliyormuş. İşte bilimsellik ve işte "mucize".

Aşık olunca neden midemiz bulanır, kalp atışları neden hızlanır? Bu güzel olaya içeride sevinen bilinmeyen görünmeyen bir organ mı vardır ki dengelerimizi alt üst eder? Yoksa kalbe o elektriği veren bizim tanıdık  "RUH"un işi mi bunlar?

Vallahi benim hiçbir suçum yok; Herşey o yeni versiyon, O eski parçayı dinlemem ile başladı…

Ve Yazar dedi ki...

Aşıktı bir adam yüreğinin ritmi yavaşlamıştı… Yüreğinin yansıması adeta gökten üzerine yağıyordu. Her adım attığında gökten savrulan yağmur tanelerine uzandı. Nereye baksa kalbini adadığı kadını görmekten kendini alıkoyamıyordu. Sonunda kafasını göğe kaldırdı ve semada bir simaya rastladı. Mantığı ? yine mi" dese de yüreği şükrediyordu. O an farkına vardı adam, bu Yaradan'dan ona bir lütuftu:

“Vazgeçtiğiniz değil, kaybettiğiniz birinin ancak siluetini gördürür “KALP ve RUH”unuz size"..............

Muhabbete müebbet olanlara

Yorum