Sempati Mobilya

HEY ASİ KIZLAR BU YAZI SİZE!

Kadınlar olmadan yaşanmıyor, varken de değeri bilinmiyor! Ben bir türlü anlayamadım. Neredeyse her gün kadınlara yönelik bir şiddet haberi görmek, okumak ve tanık olmak mümkün şu ülkede… Bu şiddet diye tanımladıklarımızın arasında sokak ortasında tekmeler, öldürülmeler, tokatlar ve sözlü tacizler var, sırf adamın hoşuna gitmedi diye tanımadığın birinden tekme veya tokat yiyebiliyorsun kendi yolunda giderken! Sırf kocanın kötü muamelesine dayanamayıp ayrıldığın için sokak ortasında öylece vurulabiliyorsun mesela! Hep kurduk bu cümleleri ve korkarım ki kurmaya devam edeceğiz… Ve yine korkarım ki bu minicik beyinleri aramızdan temizlemek o kadar kolay olmayacak çünkü o insan vasfına sığmayan yaratıklar bir de çocuk yapıp o masumları da kendileri gibi yetiştirebiliyorlar, al sana daha fazlası işte… Yavrucağın tek suçu öyle bir adamın çocuğu olması aslında!

Şu sıralar yurdumda bir şort giyme sorunu var, adeta ulusal bir sorun haline gelmeye başladı. Hemşirenin bir tanesi otobüste tekmeleniyor, genç bir kız dolmuşta tokatlanıyor… Dahası geçenlerde kendi evinde şort giydiği için komşuları tarafından şikâyet edilen bir öğretmen vardı haberlerde, perdesi acıkmışmış ve teşhirciliğe giriyormuşmuş, bunun üstüne haberin yorumlarını okudum daha da dehşete kapıldım, “kim bilir nasıl şort giydi ve nasıl kısaydı? “ , “perde niçin varmış, kapatsaymış?”, “hak etti, defolsun gitsin ayıp ya” gibi iğrenç yorumlar. Ah şunları verecekler kadınların ellerine var ya! Nasıl kızıyorum bir bilseniz… Ama ben en çok neyi seviyorum biliyor musunuz? Bizim kadınlarımız artık korkmuyor, artık cevap verebiliyor, artık şikâyet etme cesaretini gösterebiliyor, inatla o şortunu giymeye devam edebiliyor… Bunları yaşaya yaşaya dimdik duran tüm kadınları ayakta alkışlıyorum! Hepinize asilik çok yakışıyor!

“Asi” demişken, tam bu anlattıklarımın etkisinde iken ve cümlelerime nasıl başlasam diye düşünürken, sosyal medyada karşıma bir kitap çıktı hem de çocuk kitabı! Sosyal medyadaki tanıtımında “Eğer Cinderella bir Cinderfella olsaydı? “ gibi bir soru işaretiyle başlıyor, seyretmelisin! Çok eğlenceli, önce ciddi ciddi bizim bin yıldır bildiğimiz o güzelim masalı bir erkek üzerine kurguladıklarını düşündüm, içten içe üzüldüm bile. Merakla sonuna kadar izledim, en sonunda konuyu öyle güzel bağladılar ki; direk yazarların kendilerine söz verilerek bu girişimlerinin detayları aktarıldı. Tek kelime ile hayran kaldım! Belki çoğunuz biliyor ama ben yeni keşif etmiş olmakta çok da geç kaldığımı sanmıyorum. Ödüllü yazarlar Elena Favilli ve Francesca Cavallo özetle der ki; “biz kız çocukları hep bu ve benzeri masallarla büyüdük (Pamuk Prenses, Uyuyan Güzel vs.), ve hepsi de bir prens veya beyaz atlı tarafından kurtarılmayı bekledi, bu algıyı yıkmak istedik”. Bu değerli kadınlar ezber bozup öyle bir kitap derlemişler ki tarihte isim yapmış 100 tane asi ve başarılı kadını masalsı bir dille anlatarak bir araya getirmişler. Çocuklara hitap ettiği kadar bence yetişkinlerin bile severek okuyabileceği bir kitap bu, ben hemen siparişimi veriyorum!

Bir düşünsenize küçücükken bize okutulan o kitaplarda hep çaresizlik içindeki prenseslerin heybetli prensler tarafından kurtarılışlarına tanıklık ettik. İşin psikolojik boyutuna bakarsak, daha o yaşlarda erkeğin bir güç olduğu ve onların yaşama tutunmamız için mutlaka olması gerektiği öğretilmiş. Çocukların hayal dünyası çok geniş, her şeyi içine sığdırabilen yepyeni bir RAM belleğe sahipler hem de kolay kolay silinmeyen cinsten,  doğal olarak tam da bu yaşlarda aldıklarımızla, öğrendiklerimizle “biz” olma yolunda atarız adımlarımızı (aman yanlış anlaşılmasın psikolog filan değilim, bunlar tecrübeyle sabit izlenimlerim sadece, “bence” kelimesini kullanmam da bu yüzden). Günümüz dünyasında durumun böyle olmadığını bilmek ve göstermek mühim, bir kız çocuğu büyüyüp yetişkin bir kadın olduğunda kendi gücüyle durabilmeli çünkü dünya çok korkunç bir yer olma yolunda, her geçen gün yurdum ve dışındaki tüm topraklarda sayısız örneklerini görüyoruz. İşte böyle bir dünyada koruyucu kahramanların sadece erkekler olması beklenemez! Her bir birey kendisini koruyabilmeli, her bir birey (anne veya baba) evladına sahip çıkabilmeli. Mesela eşini kaybetmiş bir kadın ayakta durabilmek için işi gücü olan bir başka adam ile hayat kurmak zorunda olmamalı, bunu sevdiği için yapabilmeli. Sonra masallardan tanıdığımız o “beyaz atlı prensi” bekliyor olduğumuz fikrinden kurtulmalı artık bu insanlık, şakası bile saçma!  Sevgili Dostlar “önce o gelsin, erkek sonuçta “, “o evlenme teklif etsin, erkek değil mi?” gibi cümlelerin hayatımıza girmesinde masalların katkısı yok değil! E peki kadına ne oldu arkadaşlar? Ben de ilk adımı atamaz mıyım, öyle olunca basitleşmiş mi oluyorum? Sonra icabında ben de insanı şaşkına çevirecek bir evlenme teklifi pekâlâ yapabilirim!

Asilik sandığın kadar abes bir şey değil, yaz sen de kendi masalını, içinde en çok “sen” ve “başarın” olsun! Her şeye rağmen “aşka” ise bu asi hayatında yer ver! Asiliğini takdir edecek bir aşk olsun ama! Ha baktın ki yok öyle bir aşk, bir eksilik değil asla unutma!  

Şehrimden tüm asilere selam olsun…

Yorum