Sempati Mobilya

TÜRKİYE’NİN DEĞİŞEN FOTOĞRAFI

Ne oldu da bu güzel millete, 15 yılda tanınamayacak hale geldik?

Devletine düşman olanlar, bayrağımızı çöpe atanlar, karılarını yada sevgililerini öldürenler, yasaları açıkça çiğnemeyi marifet sayanlar, Atatürk’e dil uzatanlar, heykellerini kırmaya kalkışanlar, önüne gelene kabadayılık taslayanlar, külhanbeyliği meslek haline getirenler, çocuklara cinsel tacizde bulunanlar…

Hangi birini sayayım..?

Sokaklara bakın, yanınızdan geçenleri bir inceleyin, eskinin o efendi, saygılı ve terbiyeli insanlarının azınlığa düştüğünü göreceksiniz. Kılık kıyafetler hırpanileşti. Traşlı o güzel yüzler sakallarla karartıldı. Kravat gömlekli ve takım elbiseli insanlarımıza rastlamak iyice zorlaştı. Devleti yönetenler bile, halkın içine kravatsız çıkmayı marifet sayıyorlar.

Sokak diline bir kulak kabartın, çocuklarımızın ve gençlerimizin küfürlü konuşmalarından geçilmiyor artık. Bacak kadar bebeler, uluorta ve ana avrat küfürlerle konuşuyorlar. Büyüklere saygı filan hakgetire. Okullarda Everest’in yüksekliği ve Missisipi’nin uzunluğu gibi gereksiz bilgileri öğretiyorlar ama terbiyeyi ve iyi bir yurttaş olmanın yollarını pas geçiyorlar. Günümüz öğrencileri yarım yamalak bilgilerle hazırlanıyorlar hayata. Bu acıklı gerçeği gözardı edemeyiz.

Eskiden mesleğinin en iyileri, en seçkinleri, en iyi yetişmişleri ve en başarılıları devletin makamlarına oturtulurdu. İşi en iyi bilen, eğitimini tam almış, tecrübe kazanmış insanlar, kademe kademe yükselirdi devlette. Şimdi bunu tepetaklak ettik. Önüne geleni, işi bilsin bilmesin en önemli makamlara, tepeden paraşütle indirir gibi indiriyoruz. Devlete ve millete bağlılık önemli değil artık. İktidara bağlılık esas sayılıyor. Öyle olunca da, beşinci sınıf adamları birinci sınıf görevlere rahatça getirebiliyoruz.

Sadece devlet hayatında değil, yaşamımızın her kesiminde görüyoruz çürümeyi. Ayakları baş haline getirdik mi, işin disiplini ve kontrolü kayboluyor. Türkiye’nin bugünkü sıkıntısının esas sebebi budur. Dokusu bozuldu toplumun, anlayışı değişti, değerleri farklılaştı. İyi ve güzelin yerini, kötü ve çirkin aldı. Doğru yanlışla, düzgün çarpıkla yer değiştirdi. İyi yetişmiş, iyi eğitilmiş, dünya görüşüyle çağdaş insanlarımızın yerini, fırsatçı, geldiği yerin ilkel adetlerini büyük şehirlerimize taşımış, ilim ve bilgiden nasibini almamış kalabalıklar doldurdu. Dikkat edin kültürümüz, adetlerimiz, müziğimiz, yemeğimiz filan herşey değişti.

İleriye yürüyen dünün saygın Türkiye’si, bugün dev adımlarla geriye basıyor. Dün de yanlışlarımız, eksiklerimiz ve şikayetlerimiz vardı ama, bugünkü gibi korkunç değildi. Bugün ahirete insan yetiştiriyoruz. Güzel dinimizi tarikatlara, cüppeli cüppesiz sapkın mollalara yem ediyoruz. Geriye ve eskiye özendiriyoruz milleti. Müspet bilimlere ve ilimlere değil, imam hatiplere yöneltiyoruz çocukları. Araplaşıyoruz, farkında değiliz galiba. Mahalle baskılarıyla, dinimizle uzak yakın ilgisi olmayan fetvalarla Ortadoğu ülkesi filan değil, resmen Araplaşıyoruz. Diyanet İşleri Teşkilatına ayırdığımız Milli Savunma bütçesine yakın paralara bakın. Nereye kullanılıyor bu trilyonlar, doğru yere mi sarfediliyor, çoğumuzun umurunda bile değil.

Ne umurumuzda sanki? Anayasa paspas gibi çiğneniyor. Yasalar bir gecede keyfe keder değiştiriliyor. Din işleri devlet işleriyle harman hale geldi. Laikliğin adı bile geçmiyor artık. Kurumlar inanılmaz ölçülerde değiştirildi. Dünyanın en güçlü ordusunu ne hale getirdik? Emniyet teşkilatımızın sivil-resmi amirlerini binbir kulp takarak ya emekli ettik yada hapse tıktık. Devlet dairelerinde tecrübeli personel bırakmadık. Gazete ilanlarıyla savaş pilotu arayan bir ülke haline gelmedik mi?

Devleti imam hatiplilere teslim edince, başımıza gelenleri normal saymalıyız. İmam olmak için okuyup yola çıkanlara, çarpık demokrasi anlayışımız sonucu camilerde değil de, devletin özel eğitim, bilgi ve deneyim isteyen işlerinde görev verince, haliyle çok üzücü durumlara düşüyoruz. İmamdan büyükelçi, imam Valiler, imam Rektörler, imam müsteşarlar, imam genel müdürler, imam konservatuar müdürleri, imam subaylar, imam hakimler, imam polisler, her yerimizi imamlarla doldurduk. İmamlık güzel meslek, iyi meslek, toplumun ihtiyacı olan bir meslek ama camilerde lazım imamlar, bakanlıkların ve devlet dairelerinin her yerinde değil.

Madem imam olmayacaktınız, niye gittiniz İmam Hatip liselerine? Düz liselere gidip, şimdi soyunduğunuz ve oturduğunuz makamların gerektirdiği eğitimi veren okullara niye gitmediniz ki? Doktor olmak için tıp fakültesine gidenler, hakimlik yapabiliyorlar mı bu ülkede? Hukuk eğitimi alanlar, eczacı olabiliyorlar mı? Konservatuarı bitirenler, tapu müdürlüğüne oturabiliyorlar mı? Herkes yerli yerinde görevini yapsa, daha doğrusu herkes bildiği ve okuduğu işi yapsa, daha sağlam ve düzgün bir ülke olmaz mıydık?

Çok kötü yönettik Türkiye’yi, çok kötü. Öyle olunca da, 15 yılda geldiğimiz noktaya pek şaşırmamak lazım. Dış kredilerle ve gırtlağa kadar borca batarak yaptığımız gökdelenlere, yollara, barajlara, havaalanlarına, tünellere, tüp geçitlere filan aldanmayın. Keşke devletin ve milletin eski fotoğrafını koruyabilseydik de, bugün Türkiye’ye her türlü kötülüğü yapmaya hazırlanan dünyanın diline böyle düşmeseydik.

Neyse bugünlerde geçecek inşallah. Her karanlığın bir aydınlığı, her kötünün bir iyiliği vardır. Yapılan yanlışları her zaman düzeltme imkanımız var. Onun için kötümser ve karamsar olmayalım, umutlarımızı kaybetmeyelim. Geleceğin güzel olacağına inanalım lütfen…

Yorum