Mod Bodrum

BEN EYLÜLE, EYLÜL BODRUM'A AŞIK

Bodrum'u 'yaz' renkleriyle sevenlerden değilim ben. Hiç olmadım... Benim Bodrum'um 'Eylül'de başlar hep. Denizin çılgın mavisi hafiften kurşuniye döndüğü zamanları severim ben... Rüzgarın bile dokunduğu yeri yaktığı yaz sıcağından çok, efil efil burnumu titreten eylül kokularının hastasıyım. İyotun yosun kokusuna karıştığı, güneşin bulutlarla oynaşıp bir anda gözden kaybolduğu öğle saatlerine bayılırım... Sezon yorgunluğunu yeni yeni hissetmeye başlayan, rutin işlerini yaparken daha bir yavaşlayan, sandalyesini dükkanın önüne atıp 'De gidi Bodrum, bir yaz daha bitti ha!' deyip içlenen esnafı izlemekten büyük keyif alırım... 

Eylülde Bodrum'u biraz daha ayakta tutup, canlı hale getirmeye çalışan festivaller başlar yavaş yavaş... En sevdiklerimdir onlar!.. En az eylülün yakıştığı kadar yakışırlar Bodrum'a... Şu sıralar Karaova'da bağbozumu şenlikleri var mesela. Bodrum'un çökeleğinden tutun pekmezine, şarabına, peksimetine kadar her bir lezzetini tadabilirsiniz orada. 

Bizim buralarda kış hazırlığı, Türkiye'nin başka yerlerinden farklıdır biraz... Ne haldır haldır odun kömür telaşına düşeriz, ne de yazlık kıyafetlerimizi ortadan kaldırırız!.. Ekim sonuna doğru kimileri soba kurar, çoğunluk da klimaya bakım yaptırır o kadar!.. Kış demek bol bol yağmur demektir, işte Bodrum'a aşık olmamın bir diğer sebebi de budur... En çok bahar yağmurlarını severim ama... Bardaktan boşanırcasına yağdığında hem ürkütür, hem mest eder... Bir de serpiştirdiği anlar vardır, insanın hemen o an aşık olup el ele deniz kenarında yürüyesi gelir... Sonrası hep günlük güneşliktir Bodrum'un... Güneşsiz sonbahar da olmaz, kış da... 

Eylülde güneş başka türlü batar Bodrum'da... Deniz sabah saatlerinde çarşaf gibidir, yüzmeye kıyamazsınız. 
Balıkçılar için av mevsimi başlar şu günlerde... Sahil kahvelerinde şen şakrak konuşmalara tanık olursunuz. Bir çay içimlik katıldığınız sohbet, bir bakmışsınız saatler sürmüş. 
Sarıyaza günler kala, Bodrum'da sadece 'kış' aylarında kapılarını açan mekanları kollamaya başlarsınız. Çünkü çok tanıdıktır oralar... Dostlarla kaldığınız yerden muhabbete devam edeceksinizdir, ta ki yeni bir sezona kadar...

Eylül Bodrum'u aslında pek meşhurdur... Bana özgü bir keyif değil bu -her ne kadar öyle olmasını arzu etsem de- Bencillik demeyin, çok görmeyin... Yaz boyu çalışan bir insan olarak Bodrum'un kalabalığı, sıcağı, teri, kokusu, çöpü, yangını, gecesi, gündüzü, hareketi beni öyle yoruyor ki, bir nebze eylül yalnızlığı burnumda tütüyor... Haftanın bir günü de olsa, yalnızca ayak izlerinin kaldığı ıssız kumsallardan birine havlumu atıp, bedenimi biraz güneşe, biraz rüzgara bırakıp, kitabımı okumak, sessizliğe kulak vermek, düşüncelere dalmak en büyük mutluluk benim için. Büyük özlüyorum, ne yalan söyleyeyim!..

 

Yorum