Mod Bodrum

Nedensellik Zinciri

2017-2018 eğitim öğretim yılı başlıyor. Yaklaşık 1.800.000 öğrenci ilkokul 1. sınıfa başlayacak. Toplamda ise 16 milyon öğrencimiz yeni eğitim öğretim yılında okullarına devam edecekler. Her zaman olduğu gibi şimdi de okullarda okutulacak müfredat tartışılıyor. Peki neden, demek ki birileri rahatsızlık duyuyor.

Okutulacak olan müfredat, çocuklarımızı yarınlara hazırlayacak içeriklere sahip olması gerekir. Öyle bir eğitim metodu uygulamalıyız ki çocuklarımız yetiştiklerinde başarılarıyla, adalet ve merhametleriyle ülkemizde ve ötesinde tüm dünyanın yükselmesini sağlayıp, daha iyi bir yer haline getirecek bireyler olarak hayata değer katsınlar. İşte bunun için okutulacak olan müfredat, her kesimin kabul ettiği millî bir müfredat olmalı ve tartışma konusu yapılmamalı.

Çağın gereklerini iyi okuyabilen, topluma ve insanlığa değer katan, saygı, paylaşım ve hassasiyet ilkelerini benimsemiş, öz güveni yüksek, yenilikçi, çalışkan, iyi ahlaklı, hoşgörülü, başarılı ve sorumluluk sahibi bir gençlik yetiştirmek için nasıl bir yol izlenmeli, diye düşünmemiz gerekmez mi? Anne-baba, öğretmen ve yöneticilerimize çok büyük bir görev düşüyor. Çocuklarımızın, kendini tanıması, ne istediğini bilmesi, hangi yeteneklere sahip olduklarını, becerilerini keşfederek bir yola girmeleri için gerekli tedbirleri almamız gerekir.

Bütün bunları sağlayabilmek için, öncelikle kızlarımıza çok iyi bir eğitim vermeliyiz. Her konu hakkında tartışıp fikir yürütebilen, sorgulayabilen, sadece mesleki bir uzmanlık değil, hayata yönelik bir uzak görüşlülük ve duruş geliştirmiş bireyler yetiştirmek için kızlarımızı iyi eğitip yetiştirmemiz gerekiyor. Çünkü en iyi öğretmen annedir. Yarınımızın teminatı çocukları onlar yetiştirecekler. Kendi öz kültürünü benimsemiş, bayrağını, tarihini, millî ve manevi değerlerine sahip, hoşgörü sahibi çocukları yetiştirmesi için eğitmemiz ve yarınlara hazırlamamız gerekiyor.

Her çağda olduğu gibi bu çağda da, dünya için sorumluluk duyan, dürüst, adaletli ve cesur çocukları yarınlara hazırlarken, manevi dinamiklerini zenginleştirip, ilmî, fikrî ve ahlaki yönden gelişmelerine katkıda bulunmak için çalışmalıyız. Çünkü her bakımdan en üstün bir çağ olan, bilgi ve dijital çağında yaşıyoruz. Bu çağda, ne istediğini bilen, istediklerinin gerçekleşebileceğinden emin bir yaklaşım sergileyen, dijital ortamda büyüyen ideal yeni bir kuşak yetişiyor. Yaptığı iş her ne ise, ondan keyif alacak daha eğitimli bir kuşak. Teknoloji ve lüks olmazsa olmazları; öyle ki, bu çocuklar aynı anda pek çok alanla ilgilenebiliyorlar.

Şimdi şu 15 Temmuz 2016 günü ve ondan sonraki günlerde yaşadıklarımızı bir düşünelim: Silahı kendi insanının üzerine, tankları, uçakları, topu tüfeği kendi insanına çeviren ve ateş edip şehit olmalarına sebep olanlar, nasıl bir eğitim ile eğitilmişlerdi ki bu işleri yaptılar?

Bütün bu soruların cevabını öğrenmek için Amerikalı siyaset bilimci Keith Darden’in inceleme konusunu okuyup karar verin lütfen.

Her bakımdan birbirinin aynı olan, zaman ve mekân da dâhil olmak üzere aynı çevresel ve bağlamsal etmenler tarafından kuşatılmış, sadece değişken etkisi araştırmanın odağında olan etmen söz konusu olduğunda birbirinden farklılaşan, iki vaka karşılaştırılmış.

Şöyle ki, aynı yörede yan yana yaşayan, sosyo-ekonomik, dini, kültürel, dilsel, coğrafi ve diğer önemli özellikleri bakımından birbirine benzeyen ve sadece etkisini ölçmek için, Keith Darden, 1940’lı yıllarda

Ukrayna’nın batısında, Karpat dağları eteklerinde iki komşu il olan Transcarpathia ve Stanislaviv ‘i ele almış. Bu iki il aynı dili (Ukraynaca)konuşmakta, aynı din (Hıristiyan) ve Katolik mezhebine mensuplar. Ekonomik durumları aynı (sanayileşme aynı), aynı seviyede şehirleşme, aynı oranda ve seviyede dağlık bir araziye ve aynı tür bir orman örtüsüne sahipler. Halkının çoğunluğu nüfusu 2000’den az yerleşim birimlerinde yaşayan kişilerden oluşuyormuş.

Sovyetler Birliği 1944’te işgal edip ilhak ettiğinde bu iki ilde Sovyet karşıtı Ukrayna milliyetçisi gerilla direnişi seviyesinde muazzam bir fark ortaya çıkmış. Stanislaviv işgal altındaki batı Ukrayna’da en yoğun Sovyet karşıtı gerilla savaşına sahne olurken, Transcarpathia’da hiç Sovyet karşıtı gerilla direnişi gözlenmemiş. İkinci Dünya Savaşı 1945’te bütün dünyada sona erdiğinde bile 4500 Stanislavivli direnişçi Kızılordu’ya karşı direnmelerini devam ettirdiklerini tespit etmiş.

Peki, bu iki ilin insanları arasındaki bu davranış farkının sebebi ne? Keith Darden, aradaki bu farkı Stanislaviv’de savaş öncesi dönemde Ukrayna milliyetçisi bir okul müfredatının yürürlükte olmasına, Transcarpathia’da ise olmamasına bağlıyor.

Yorum