Sempati Mobilya

İNCİTME BENİ

Siz hiç kanser teşhisi konulmuş birinin arkadaşı oldunuz mu? Siz hiç kanser ilaçlarını kullanmaya başlayan en kibar insanın bile kişilik değişikliğine uğradığını gördünüz mü?

Ben KANSER oldum, hastane koğuşlarında benim gibi hastalara evlat, dost ve iş arkadaşı oldum. Kendimin, yanımda yatanların, nefes alıp veremeden hayatını kaybedenlerin; Hastalığın izlerine, tedavinin sonuçlarına şahitlik ettim. 15 günde yitirdiklerim olduğu gibi, 10 yıldır kanserle yaşayanları da gördüm. 

Ciddi bir hastalıkla karşılaşan kişi genellikle açıklama bulmaya çabalar. “Neden ben?”, “Niçin şimdi?”, “Bunun olması için ne yaptım?” gibi sorular sorar. Hastalar kişisel deneyimleri, bilgileri, değerleri, inançları ile baş ederler.   Hastalığı meydan okuma olarak algılayan kişi ağrının, acının, bozukluğun etkisini ne inkâr eder, ne de abartır. Baş etme nispeten gerçekçi ve esnek olma eğilimindedir. 

“ Hastalığım üzerinde yaşamayacağım ” “ Hayatımı herzaman sürdürdüğüm şekilde geçirmeye çalışacağım ” “ Bunu düşünmemek için herzaman bişeylerle meşgul olacağım der durursun kendi kendine.

Kansere alışıyor, onunla yaşamayı öğreniyorsunuz. Sizin alışmanız olağan. Günde 10-15 hap içen, beslenme düzenini kansere göre yeniden belirleyen, ayda bir kez tüm tahlillerini baştan sona yeniden yaptırmak zorunda olan hasta acaba alışabiliyor mu? Aslında alışmıyor, kadere boğun eğiyor.
Hasta olarak, hasta yakını olarak tedavi süreci de zor. "Kanser"i ağzınıza alamazsınız başlarda. Dışlarsınız. Tüm kötülükleri görmezden geldiğimiz gibi üç maymunu oynarız.

Kanserin alternatif tıp kitaplarında adı; "kötü karakterli hastalık" olarak geçer. Türkçe sözlükte ise eşanlamlısı olarak "incitme beni" yazar.

Bu kötü karakterli hastalıkla arkadaş olmayı başarmak, incitmemesini sağlamak bir dereceye kadar elimizde.

 “Kendime yardım etmek için yapabileceğim hiçbirşey yok” derdi yatan hastaların çoğu…
Ama; İş işten geçmeden “hayatın kıymetini” fark etmek ve hem tedbir alıp hem de tadını çıkarabilmek en akılcı yaklaşımdır.

Ortak bir iyi alışkanlığımız var: Ölümlü olduğumuzu fark edinceye kadar –mesela ciddi bir hastalığa yakalanana dek- hayatın sınırsız, ömrün çok uzun olduğunu düşünüyor ve her şey hep böyle “güllük gülistanlık” sürüp gidecek sanıyoruz. Bu elbette güzel bir yaklaşım. Ama iki önemli eksiği var. Birincisi böyle düşünerek iyi hayatı sürekli erteliyor, geleceğe yatırım yapmayı, mutluluğu inşa etmeyi ihmal ediyoruz. İkincisi ise halimize razı olarak ve en iyiyi mevcut durumumuz zannederek gelişebilecek tehditlere karşı önlem almayı da unutuyoruz. Ve bu nedenle “iyi hayat” avuçlarımızın arasından kayıp gidiyor. Yaşamın sağlıklı iken farkına varılmayan değerini işte tam da böyle zamanlarda hissetmeye başlıyoruz. Bu duruma ben “iyi hayat miyopluğu” diyorum. Maalesef kanserden korunma meselesinde de böyle bir “miyopluk durumu” var. Yani “kanser miyopluğu” meselesi de mühim bir konu.

Yürekli itiraf”lardan birini ünlü ruh sağlığı uzmanı Dr. Irvin Yalom bir kitabında, Amerikalı bir senatörün kendisine “kansere yakalandıktan sonra” yazdığı mektupla pek güzel özetler. Güçlü senatör doktoruna şunları yazar: “Tersine çevrilemeyeceğine inandığım bir değişim geçirdim. İtibar, siyasi başarı, mali durum gibi meseleler birden bire önemini yitirdi. Kanserli olduğumu idrak ettiğim o ilk saatlerde senatör koltuğumu, banka hesabımı ya da özgür dünyanın akıbetini hiç düşünmedim. Hastalığım teşhis edildiğinden beri eşimle tek bir kavga bile etmedik. Ve sanırım şimdi, ilk kez; hayatın gerçekten tadını çıkarıyorum. Ölümsüz olmadığımın farkına varıyorum.” 

11 yıl oldu ben iyileştim diyorum hep. Ama iyileşirken neler yaşadım neler gözlemledim yüzyıla eşit değerdir aslında. Beni sevenleri gördüm, Ankara’da tedavi olduğum süreçte nasıl olsa ölür diyerek işime göz diken karı-kocaları gördüm. Tedavi bitti geldim, hadi iyisin daha fazla çalış diyen patronları gördüm. Merhametli koltuk sahiplerini, belediye başkanlarını, sanatçıları, eşi dostu gördüm. Bu meslek gruplarında tam tersi alçak olanları da gördüm. Bu yazı birazda onlara adanmış bir yazıdır. 

Kanserin üzerinde "incitme beni" yazar. Hastalıktan kurtulsa da hastalığı sürüp gitse de Anne – Baba evladı incitme, Patron işçiyi incitme, Arkadaş 11 yılını, yüzyıl gören beni ki, hele hiç incitme…

Yorum