Sempati Mobilya

HENÜZ 40'A GELMEDEN

“Yaşım 40’lara bir gelsin, ilk iş Bodrum’a yerleşeceğim”
 
Yukarıda okuduğunuz, ‘birçok büyük şehir insanı’nın diline pelesenk olmuş bir cümledir. Kimi zaman yaşanan şehre, çalışılan işe, yanında nefes dahi alınamayan eşe isyan ederken kimi zaman da ancak çocuklukta  hissedilen o ‘huzur’a inanılmaz özlem duyulduğunda dile getirilen bir istektir bu.
Bazıları hayatları boyunca bunu ister, bazıları ise yapar.

Ben şanslı kesimdenim. Söylediğimi gerçekleştirdim üstelik de yaşım henüz 40’a gelmeden. Bodrum’a yerleştim. Evet, onsuz olmam dediğim İstanbul’u ardımda bırakıp güneye, ‘yeni’ hayatıma indim...

Tahmin edebileceğiniz üzere henüz 2 aylık Bodrum’lu olarak her konuda inanılmaz  acemiyim. Semt pazarları hangi günlerde kuruluyor, mahallenin en hoş sohbet esnafı kim?, denize ayağımı sokmak adına kazıklanmadan nereye gitmeliyim ve  en uygun fiyata en yetenekli kuaför hangisi? Daha bilmiyorum ama öğrenmeye niyetliyim . Hem de deli gibi.
 
 Derdim klasik ‘mandıra filosofu’ cümleleri kurup, size “Ne iyi ettin de geldin. Bir sen eksiktin” dedirtmek değil.  Şehir alışkanlıklarımı bir çırpıda geride bırakmak adına haddinden fazla ‘bohem’ olmaya da çalışmıyorum. Çünkü öğrendim ki Tebdil-i mekanda aslında ‘ferahlık’ falan yok ve yani insan nerede yaşıyor olursa olsun aklında, ruhunda, bedeninde biriktirdiği tortuları da yanında taşıyor. Gerçekten ‘temiz’lenmediği sürece.
 
Peki nasıl olacak bu? Yılların üzerimize örttüğü o gri ve sevimsiz örtüden nasıl sıyrılacağız? Her sabah ortada gerçekten elle tutulur bir sebep yokken gülümseyerek uyanmayı nasıl başaracağız? Toplumun ve maddi dünyanın bize dayattığı kurallar çerçevesinde zar-zor hareket ederken kendimizi nasıl olacak da ‘özgür’ hissedeceğiz ?İnanın bilmiyorum. Ama bunu söyleyebiliyor olmanın bile ‘çözüm’e dair bir adım olduğu kanaatindeyim. 
 
 Şimdilerde sabahları horoz sesiyle uyanıp, evin camından içeri giren ağaç dalıyla göz göze gelip içimden pek gelmese bile gülümsüyorum. Beni onu terk etmeye iten şehrimi , İstanbul’u, severek anıyorum. Beni hem bedenen hem de ruhen inanılmaz yoran iş alanıma, medya sektörüne de küs değilim. Sosyal medyadan gelişmeleri takip edip eskiden kıskanarak baktığım medya figürlerine uzaktan sakince selam çakıyorum. İşler olması gerektiği gibi gidiyor kısacası...

Yorum