Sempati Mobilya

VAHŞET!

Cümlelerime nasıl başlasam bilemiyorum ki! Yaşanan her akıl almaz olay iki gün gündemde kalıp sonra unutuluveriyor çünkü hep bir yenisi ekleniyor ve her yeni yaşanan ise ne yazık ki bir öncekini unutturuyor! Vahşetin her türlüsüne tanıklık ettik ve etmeye devam ediyoruz ne yazık ki… Aklımın hiçbir hücresi almıyor olanları, benim hemen hemen her hafta sonu yollarını arşınladığım memleketimde Sakarya`da olması ayrı bir utanç; bir anneye, bir eşe, bir kadına en önemlisi bir insana bunun acı çektire çektire yaşatılması apayrı bir utanç! Haber yayınlandı ve hemen Suriyeli bir kadın diye başlayan cümleler kuruldu. Yahu bana ne kim olduğu, ne olduğu, neye inandığı, sence hak etti mi ki olanları? Hangi annenin evladı böyle bir şeyi hak eder ki?

Heyecanla karnındaki bebeğinin doğumunu bekleyen bir anne düşünün, hatta evladını kucağına almasına sadece bir günü kalmış bir anne… Sonra kucağında da 10 aylık bir başka bebeğinin de olduğunu da canlandır zihninde, o zor yollardan gelmiş ve hayata tutunmaya çalışan bir kadındı sadece, çocukları için yaşayan ve belki de her şeyini sadece onlar için arkasında bırakıp bilmediği topraklara göç eden bir kadın!  İşte bu anne ve yavrularını iki tane “şey”  (yakıştıracak kelime bile bulamıyorum) evinin kapısını kırıp, sıcacık yatağından sürükleyerek alıyor, bilmem nereye götürüyorlar, yapmadığını bırakmıyorlar sonra da kucağında ne olduğunu bilmeden ağlayan o masuma annesinin gözleri önünde kıyıyorlar, yetmiyor anne ve henüz dünyaya gözlerini açmamış evladının canlarını da alıp bir ormanlık alanda öylece bırakıyorlar!  Yahu bunu yapanları da birer tane annenin dünyaya getirdiğine inanmakta güçlük çekiyorum ben! Nasıl bu kadar nefrete bürünür bir insan, nasıl bu kadar insanlıktan çıkılır? Bunu yapanlar aramızda yaşıyor, her gün aynı sokaklardayız, aynı minibüste, aynı topraktayız ve aynı havayı soluyoruz… Biliyor musunuz tüm bunları yapmış olmalarının sebebi ise bu masum kadının kocasıyla aynı işyerinde çalışıyor olup tartışmalarıymış! Kızmışlarmışmış… Biz nasıl bir dünya oluyoruz, nasıl hastalıklı insanlara dönüşüyoruz böyle?

Son dönemlerde bir nefrettir almış başını gidiyor, yani yok niye geldiler, niye kendi ülkelerine gitmiyorlar, burada ne işleri var bir de üstüne her türlü muameleyi hak ettiklerini düşünende çok ne yazık ki... Tüm bunlar olurken dışlanan bu halk ise aynı nefretle karşılık veriyor. Daha da acısı korkarım ki bunlar katlanarak devam edecek!  

Savaşın ve karmaşanın tam göbeğinde kalan bu insanların dramı bambaşka bir tartışma konusu, onlara Türkiye`nin uzattığı yardım elinin konusu ise bambaşka, her ne olursa olsun hiçbir insan bu gibi acılara maruz zaten kalmamalı. Bugün Türkiye`nin almış olduğu kararla bu yardım isteğinin karşısında olmadım hiçbir zaman ama ben bugün oturup sizinle bu yardımın ne denli yanlış yönetildiğini sonuna kadar tartışırım, yanlış oldu bu efendi! Bir iyilikle yola çıkıldı ama gelin görün ki şimdi yine bu topraklarda, topraklarımızda çatışan iki halk var! Ben sokaklarımda yürüyemiyor ve tedirginsem bu iyiliğin yanlış yönetilmesidir, ben sokağa çıkarken giydiklerime tekrar tekrar bakıyor ve kararsızlık yaşıyorsam bu yine bu iyiliğin yanlış yönetilmesidir, ben hava karardığında evimin dışında güvensizlik içinde kıvranıyorsam yine ve yine bu iyiliğin yanlış yönetilmesidir!

Bakınız ben de bu topraklara her şeyini arkasında bırakıp göç etmiş olan dedelerin torunuyum, inanın hiç kimse istemez yerini yurdunu bırakmayı ama yaşamak için sığınırsın bir yerlere ve orasının neresi olduğu hiç fark etmez, karşı taraftan bakınca durum sadece bu! Ama kapısını açan için durum sadece bu olmamalı, evet yap sen yine iyiliğini, kurtar savaşın ortasında kalmış bir çocuğu, al yine sınırından içeri aç kalmış bir amcayı ve hatta hekim yardımı bile yap doğurmakta olan bir kadına fakat evine aldıklarını tanı ve bil! Ben daha kendi topraklarımdaki insanların din, dil, ırk ayrımını çözememişken bir ayrım içerisine daha giriyoruz bakın!

Efendi eminim o annenin de tek derdi “yeter ki çocuklarım yaşasın” idi ve nereden bilebilirdi ki bir kurşundan daha beter bir şekilde aramızdan ayrılacağını… Hadi bir iyilik yaptık az biraz eline yüzüne bulaştı ama bari bu vahşeti takip eden daha kötü bir şey olmasın, “intikam” denen şey girmesin hayatımıza…

Bu şehir tüm yaşananlara rağmen yine de fena bir yer değil,


Buradan selamlar

Yorum