GİBİ OLMAK…

 Deklanşöre basarken “çok seviyormuş gibi bak” dedi,
"Olmaz” dedim
“Neden” dedi?
“Çünkü zaten çok seviyorum” dedim…

“Mesela günün birinde başkasını onun gibi sevecek olsan” diyecekti ki
“Orada dur” dedim
“Hayırdır “dedi
“Gibi sevemem ki, çünkü onun kadar olamaz” dedim

Acaba onun “gibi” bir iş bulsaydın, bunun “gibi” yapsaydın, öteki “gibi” konuşsaydın, öbürü “gibi” baksaydın, beriki “gibi” yuva kursaydın… offf yoruldum ne çok “gibi” ler var hayatımızda!
Ne kadar farkındayız acaba etkisinin? Bence hiç! Genelde cümle aralarına saklanıp çıkar karşımıza ve farkında bile olmayız öyle değil mi? Yazarken bile sizlere her “gibi” kullanışımda silip başka bir kelime bulmaya çalıştım desem yeridir.

Hayatımızın pek çok yerinde karşılaştığımız bu iki ünlü ve iki ünsüzden oluşan kelimesine oldum olası karşı koymuş, yenilmemeye çalışmışımdır.  Çok genç yaşlarda annelerimiz, babalarımız sonrasında öğretmenlerimiz, arkadaşlarımız derken iş hayatımızdaki çevremizle de sarar bir anda bizi. Bu da şu demek oluyor, varlığını kabullenip ya susacak boyun eğeceksin ya da “git işine arkadaş” deyip benim yapmaya çalıştığımı yapıp karşı koyacaksın.

“Gibi” aslında sana yakışmayan bir kıyafete benzer, ya içinde sıkışır kalırsın ya da çok büyük gelir taşıyamaz kaybolursun. Yabancı olursun birden kendine, ruhunu asla yansıtmaz bu kıyafet, sen kendin olmayan başka birinin içinde yaşamaya çalışırsın ve sırf başkaları böyle istedi diye!

Yukarıda birkaç örnekle giriş yapmıştım, haydi madem devam edelim;  “kızım sende oturup televizyon seyredeceğine Ayşe gibi derslerine çalışsana, üniversiteyi kesin kazanacak sen de öyle bakacaksın” Ya da “oğlum sen de baban gibi büyüyünce doktor olacaksın”, “hayatım onun gibi güzel olmak istiyorsan ekmeği keseceksin”, “evladım sen de işyerinde bir yerlere gelmek istiyorsan onun gibi olmalısın” ah daha bir sürü var bunlardan, saydıkça sinirim bozuluyor ve kestiriveriyorum kusura bakmayın ama eminim anladınız beni!  Soran var mı doktor olmak istiyor musun diye? Veya ben belki kilolarımla bas baya mutluyumdur!

Peki, neden bazılarımız yeniliyoruz bu minicik kelimeye? Buna sebep korkular olabiliyor, belki sevdiğimiz adamı kaybetme kaygısı veya işimizden olma durumu hatta toplumdan dışlanmak bile olabilir. Toplum demişken, çoğu zaman çok acımasız olabiliyorlar hele birde bizim gibi duygusal bir toplum olunca vay ki vay vay… Bende onlardan biriyim, duygusal olmak iyidir elbette ama mantığından da ödün vermeyeceksin asla!

Geçenlerde yurdumda sevilen sayılan hatta benim de severek şarkılarını dinlediğim bir sanatçı sırf başkaları gibi bir kutlamanın parçası olmadığı için anında silinme noktasına kadar geldi, küfür yağmuruna tutuldu, koskoca belediyeler konserlerini bir bir iptal bile etti. Neden? Çünkü onlar gibi yapmadığı için! Kullandığı cümle ayrıca tartışılabilir kabul ama gitmeyişi bir tercihtir ve bence bununla vurulmamalı bir insan, en azından milletçe demokrasi için ayakta duruyorsak o zaman herkesin bunu kullanmaya hakkı olduğu gibi tercihlerine de saygı duymak gerekir. Bende mitingde o 5 milyonu aşkın insan arasında olmadım ama bu benim düşman olduğum veya karşıt bir tepki verdiğim anlamına mı gelir? Asla!

Sen sadece sen “gibi” ol yeter! Ve bırak o minicik kelime sadece unutamadığımız muhteşem şarkıları süslesin, buyurun Grup Gündoğarken`den biraz eskilere götüreyim sizi;

Sıcak geceler gibi
Al beni kollarına bu gece
Dokunsalar ağlayacak
Çocuk gibiyim
Denizdeki dalgaların ucuna
Beni sal bu gece
Her yeni gün doğacak
Çocuk gibiyim
Gibi gibiyim gibiyim
Gibi gibiyim gibiyim…

Yorum