Sempati Mobilya

BENCE BODRUM…

“Merhaba! Yokuş başına geldiğinde Bodrum`u göreceksin.
Sanma ki sen geldiğin gibi gideceksin.
Senden öncekilerde hep böyleydiler.
Akıllarını hep Bodrum`da bırakıp gittiler”

Eminim pek çoğunuz hatırladınız bu meşhur sözleri, Bodrum aşığı Giritli yazar olan Cevat Şakir Kabaağaçlı`ya aittir ama hepimiz onu Halikarnas Balıkçısı olarak biliriz.

Yazar aşkını birkaç cümle ile nasılda özetlemiş, oysa bugünlerde uzun uzun kurduğumuz cümlelerde bile duygularımızı ifade etmekte zorlanabiliyoruz. Diyeceksiniz ki “Adam yazar, herhalde derdini iki cümlede anlatacak!” ama bence hissetmeyi bilen, aşkı bulan herkes bir şekilde anlatabilmeli. Bir denemek istiyorum, hazır mısınız?

Bundan beş yıl önce gittim bir zamanlar Halikarnas`ın aşkla bahsettiği o şehre, daha önce onca yıl Türkiye`de yaşamış olmama rağmen hiç yolum düşmemiş nedense! Giderken karayolunu tercih etmiştim, evet biraz zorlanacaktım ama olsun yolda o “Susurluk Ayranı” için bile değerdi onca saatlik yolu çekmeye Sevgili Dostlar. Saatler geçti ve geçtikçe benim içimdeki kelebekler çoğaldıkça çoğaldı, artık yakınlaşmaya başladıkça sizi karşılayan kadife gibi sessiz sessiz süzülen denizi ve güneşin üzerindeki dansına hayran kalmamak mümkün değildi! Bir anda şoföre otobüsü kenara çekmesini söyleyip çığlık çığlığa arkana bakmadan denize koşasın gelir! İşte bu hayaller ve yüzündeki garip gülümsemeyle Bodrum`a yaklaşmışken seni ilk Halikarnas Balıkçısı karşılıyor hemen o bahsettiği yokuşta. Yazıyı hemen hızlıca okuyorsun ama daha 2 dakika geçmeden unutuveriyorsun çünkü denizi gördün bir kere ve aklın orda, inan dakikalar geçmek bilmiyor (adeta 5 saat daha yolun varmış gibi geliyor hâlbuki 15-20dk kalmış denizle kavuşmana). Unuttuğun yokuştaki o yazı var ya hani, ayrılma vakti geldiğince bir bir zihninde sıralanıverecek cümleler inan… Oldu çünkü!
 
Tamam, deniz her yerde var, hatta etrafı okyanus ile çevrili koca bir adadan çıkıp gelmedim mi? Peki güneş de her yerde var, sonuçta ekvatorun hâkim olduğu bir ülkeden gelmedim mi? Ama size bir şey söyleyeyim mi? Ben kışını da sevdim, işte sen her halini sevdiğin bir adama nasıl tutkuyla bağlıysan benimki de o hesap. Sevgili Dostlar ben her sene İstanbul`a aklımı orada bırakıp döndüğüm için mutlaka her fırsatta gidip ziyaret etmem gerekiyor, zira akıl da önemli ve lazım oluyor arada…
Bakınız sırf anılarım tazelensin diye “Bodrum Masalı” dizisini seyredebilen bir deliyim ben, kabul fena bir dizi değil ama karakterlerden çok orası neresi, burası neresi kısmıyla daha çok ilgiliyim. Dizinin konusundan tamamen kopup o an Bodrum`u kısacık ziyaret edip gerçek dünyama dönüveriyorum.

Her sene gide gele Bodrum`lu oldum bence, mesela eğlendiğim mekânlar hep aynı,  sokağa çıkınca artık tanıdık görme olasılığım çok daha fazla, sonra arkadaşlarım, akrabalarım var. Memleketim işte daha ne olsun!

Aşk girince devreye dilim tutulur ve kalbimdekilere tercüman olamam ki ben! Bakın her türlü karşınızda oturur bildiğim tüm konulara gücüm yettiğince dokunur ve anlatacak birkaç anlamlı cümle koyarım ortaya. Ama gerçekten aşk girince sistemime hücrelerim, kelebekler, duygular hepsi harmanlanır ve kimi zaman ne yaptığını bilmeyen bir çocuk, kimi zaman nemrut bir kadın, kimi zaman bir kör ve kimi zaman bir dilsiz ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Şimdi de öyle bir noktadayım, bilmiyorum ki nasıl anlatılır Bodrum`a olan sevdam? Ve sadece 3-4 paragraf yazıp bırakacak olmak bile haksızlık ediyor muşum gibi geliyor.

Anlatmayı tam becerebildim mi bilmiyorum ama kısaca şöyle özetlemeye çalışayım; masmavi denizinden öte, derinliklerine işleyen güneşi bir kenara, eğer sen aynı yerde üşümeyi de seviyorsan konu kapanmıştır. Bence Bodrum üşümeyi de sevebildiğin yerdir…

Bodrum`u sürekli kıskanan güzel şehrim İstanbul`dan Sevgiler….

Yorum