Mod Bodrum

EN ÇOK HANGİ YAŞINI SEVDİN?

Geçenlerde kendime şöyle bir soru sordum, “bir şans verilseydi eğer hangi yaşına dönmek isterdin Melek?” dedim. Cevabımı bulmak için öyle dakikalarca da düşünmedim bile, kesinlikle 17 yaşıma dönmek isterdim hatta öyle ki orada epey uzun kalmak ve muhtemelen de daha fazla büyümek istemezdim. Ne yalan söyleyeyim 17`mi baya kıskanıyorum fakat gelin görün ki yıllardır çıkmakta olduğum merdivenlerden aşağı bir inip uğramak istesem de maalesef yapamıyorum, bir kere tırmanmaya başladın mı istikamet daime ileri!

Ben böyle bir giriş yaptım da aman sanmayın ki kendimi yaşlanmış filan hissediyorum, bu sadece garip bir özlem, kim bilir belki de kıymetini yeterince bilememek, belki değerini bilerek keyfine varamamaktır... Geçmişi hasretle anlatırken aslında bulunduğumuz anı da günün birinde özlemeyecek miyiz sanki de? Tabi ki özleyeceğiz, biz insanoğlu her daim “zaman” ile aramıza mesafeler koyarak o geçip gittikten sonra arkasından koşmaya bayılırız, hâlbuki bir bilsek aslında onun tutulan ve bekletilen bir şey olmadığını ve de hep hareket halinde olduğunu ne iyi olurdu! Bir anlayabilsek aslında bu “zaman” dediğimiz şeyin bize ne gibi fırsatlar verdiğini ama bizim o an için kör olduğumuzu ve bir türlü göremediğimizi, vallahi bu muhabbet uzar gider biz dönelim konumuza Sevgili Dostlar, neden 17`mi bu kadar kıskandığıma;

17 yaş tabi ki en temiz aşkların yaşandığı yaştır, sizi bilmem ama ben en güzelini yaşadım…

17 yaş “kötü” kavramını tanımaz, bilmez ve tam yanı başındaysa da görmez…

17 yaşın en ağır yükü sınavlarıdır, büyüyüp adam olacak ya!  ve en büyük acısı ise aşk acısıdır…

17 yaş dürüstlük,

17 yaş cesaretin ta kendisidir, kanı deli akar!

17 yaş duygu patlamasıdır, sevdiğini de kızdığını da saklamaz, ne anlasın politika yapmaktan!  

17 yaş İpek Ongun`dur mesela! En güzel o anlatmıştır 17 olmanın güzelliklerini…

17 yaş çatı arasına sigara dalı saklamaktır,  yasakların efendisidir 17!  

17 yaş Kızılay Meydanı’nda üniversiteli dostlarınla YÖK eylemlerine katılmaktır, tam olarak davanı bilmesen de kendini önemli ve sıra dışı hissettiğin yaştır, hak hukuk arıyorsun ya kesin sen de bir kahramansındır!

17 yaş Leonardo Di Caprio`dur ve filmini 7 kere dev ekranda izleyebilmenin sabrını gösterebilmektir…

17 yaş sadece kalbinin sesini duyduğun yaştır, öyle ki gerektiğinde kilometrelerce yolu yürüyüp sorduklarında ise “5 dakika da gittim” diyebilen saftır, zira onu uçuran kelebekler barındırır bünyesinde!

17 yaş dosta kıymet verendir, onunla kahkaha da atar gerekirse gözyaşını da döker hem de karşılık beklemeden… Hem 17`de kurduğun bağlardır en baki olanlar, araya seneler girmiş olsa bile kahkahana da gözyaşına da kaldığın yerden devam edebilirsin inan!

17 yaş Yüksel Caddesine gidip ilk biranı içip artık büyüdüğünü sanmaktır, ah ah bir bilse aslında daha neler görecek… Keşke bir bardakta büyüyüp kalsaydık!

17 yaş çantasında bir kilo jeton ile gezen hamaldır! Ve elbette şehirdeki tüm tenha kulübeleri bilir, zira kullanacağı jeton çok…

17 yaş YKM`de buluşmak demektir, güle oynaya Ankara`nın altını üstüne getirmek demektir, çevresindeki kimseye öyle derin derin şüphe ile bakmamaktır… Bakınca ise sadece sevgiyi görebilmektir…

17 yaş annenin altın günü olduğu zaman arkadaşlarını toplayıp eve sabırsızca koşa koşa gitmektir, neden? Kısır var, dolma var, börek var, en iyi ve enteresan tariflerinin yapıldığı arenadır, daha ne olsun!

17 yaş anahtarlı günlük demektir, hani anahtarı sende olunca hiç kimsenin asla açamayacağını düşündüğün günlükler… O dönemlerin en hakikatli sırdaşıdır!

Baksanıza şu 17`ime neler neler biriktirmiş, bıraksak kim bilir daha neler anlatacak… Şanslıymış aslında, şimdi baktım da o kadar da fena değilmiş gibi geldi bana ne dersiniz? Belki de özleyince veya yorulunca en sorumsuz, en özgür ve en dertsiz zamanlarına uzanası geliyor insanın… Ancak tam uzanacakken anında durduruyorum kendimi, bir suçluluk sarıyor her yanımı. 17`mi özlemek bile yanlış geliyor, hata yapmışım gibi sıkılıyorum ve hatta ağlayacak bile oluyorum. Ben buncası ve daha fazlasını sayabiliyorken belki de aynı anlarda ve de bu topraklarda bir yerlerde hiçbirini yaşayamayan çocuklar vardı, sanki de hala yok mu ? Mesela; ben telefon kulübesinde jetonumla sıra beklerken bir başka çocuk kucağında çocuğuyla ekmek sırası bekliyordu, ben annemin yaptığı dolmalara milleti toplayıp koşarken bir başka çocuk ise insan kılığındaki bir herife yemek yapıyor ve belki de tuzu az olduğu için dayak bile yemekteydi, ben çocuk kalbimde kelebekler yaşatırken bir başka çocuk ise daha çocuk bile olmadan kocaman kadın olmuştu…

ve ben burada oturmuş 17`mi özlerken o ise anmak bile istemiyordu, belki de hiçbir yaşına dönmek istemiyordu…

Şehrimden sevgiler!

Yorum