Sempati Mobilya

ZEYTİN SEVER MİSİNİZ?

Ben zeytin delisiyim ve özellikle siyah zeytin, hem de böyle etli etli cinsinden. Yani kahvaltımda hiçbir şey olmasın ama bir peynir ve bir zeytin kâfi ve de elbette çıtır çıtır sokak simidiyle, mis! Eğer şanslıysam bir de o zeytinin yağı da varsa koy kekiği içine sonra bandır simidini, off akla zarar öyle lezzetli yani…

Benim zeytin kültürüm bundan ibaret, en lezzetli şekillere dönüştürerek tüketmek Sevgili Dostlar. Ancak şu sıralar biri ya da birilerine sanırım boş araziler lazım olacak oldu ki zeytinlikleri koruma yasamızda nedense lehine değil de aleyhine değişiklikler yapılması için harekete geçildi! Ben duyup okuduklarımdan bunu anlıyorum, ama yok efendim “Melek sen bir halt anlamamışsın, dur anlatayım da dinle çünkü bu doğa katliamı filan değil de, işte falan filan, kem küm” diyecekseniz de buyurun, dinlerim! Arkadaş yasa şuan ki haliyle 1939 yılında ilk yürürlüğe girdiği günden beri öylesine koruyor ki zeytinliklerimizi senin zaten kalkıp kendini yormana, baş ağrıtmana ve hatta yurdunda bunca olan biten dertlerimiz varken, başka başka yasalara bakılmalıyken zeytinlikleri iyisi mi boş ver! Onları mevcut yasa koruyor sen elleme… Baksana çocuklarımız hala bir şekilde ölüyor, kadınlar vuruluyor, adam kafasına esince belindeki silahı ortalık yerde çıkarıp sağa sola sallıyor ama niyeyse serbest gezen çok, işte bunlara yasa bul, oradaki masumları koru bir zahmet! Okuduğum farklı kaynakların birinde “Türkiye büyüsün” diye yazıyor. Neymiş efendim o zamanki teknolojiyle bu zamanki aynı mıymış da, ağaçlar her türlü korunurmuş da (yanında santraller varken bir ağacı koruyacak teknolojiyi duymadım da ben, ya siz?) vs. İyi de dostum zeytin ağacıyla bitmiyor ki; çevre var, başka canlılar var, hava var, su var, var da var...

Ah Sevgili dostlar, çok kızıyorum hem de öyle böyle değil! Yapmayın, etmeyin zamanında demek birileri bize nefes aldıran, hayat veren bu ağaçların kıymetini bilmiş ve koruma altına almış. Bakınız, yasa öyle bir tasarlanmış ki zeytinlik olan alanların yakınına hiçbir şekilde santral, fabrika, bina ve işyeri kurulmasına izin verilmiyor ve illa ki bir şey kurulacaksa bu ancak zeytinyağı üretimi yapan fabrikalardan öteye geçmeyecek diye belirtiliyor. Açıkçası tasarı değişikliğine gidilmeye karar verilip buna karşı ayaklanan dernekler olmasaydı böylesi anlamlı bir yasanın farkında bile olmayacaktım. Belki zeytin ağaçlarının verdiği meyveden ibaret olmadığını da bu denli detaylı da bilemeyecektim, keşke de böyle öğrenmeseydim tabi...  

Bilir misiniz? Zeytin ağacı aslında en uzun yaşayan ağaç türlerindendir, 1000 yıla kadar yaşayan olduğu biliniyor. Böylesi uzun ömürlü bir canlı ne yaşanmışlıklara, aşklara, savaşlara, yok oluşlara tanıklık etmiş oluyor düşünsenize, tarihin ta kendisi olan bu canlara kıymak için kılıf aramak niye? Yapma!

Mesela zeytin ağacı yabanidir esasında ama aşılanarak istediğimiz kıvamlarda zeytinler elde ediliyor, gövdesinden yaprağına kadar insana inanılmaz faydaları olan bu canlı mutlaka hayatımızda olmaya devam etmeli, yani yok edilerek değil de çoğaltılarak!

Sevgili Dostalar tüm bunların hepsini muhtemelen biliyorsunuz ama ben bir daha anlatacağım! Örneğin sen zeytinin çekirdeğini toprağa atınca öyle hemen ağaç yetişmiyor, bunu bizler için sağlayan canlılar var doğada ve isimleri Karatavuk kuşları. Bu özel canlılar zeytin çekirdeğini kursaklarında çimlenecek hale getirip toprağa bırakıyorlar ve zeytin ağacının yeşermesi kaçınılmaz bir hal alıyor. Düşünün ki sırf 3 dönüm diye bir zeytinliği zeytinlikten saymayıp hemen yanı başına bir santral kurdun, peki sonra? Havadan beslenen bu ağaçların alanını kirleteceksin, sonra doğada bir döngü halinde hareket eden diğer canlılarda bunu takip edecek, kuşlar olmayacak, çekirdeği atacağı bir yer olmayacak ve belki benim aklıma gelmeyen ama kesinlikle doğayı tahrip eden sebepler doğacak, eminim! Bunu neden istiyorsun?   

Dallarıyla barışın simgesi olan, yetişirken büyük mücadeleler veren ama zafer kazandığında ise dimdik sonsuza yelken açan, heybetli gövdesiyle tarihine, yurduna, bizlere de ta köklerine kadar sahip çıkan bu dilsiz canlıya sende kıymet ver, sev onu ne olur! Çok zor değil inan…

Yazımı Nazım`ın satırlarıyla bitirmek isterim, nasıl da güzel değinmiş zeytin ağacının sonsuzluğuna;

“…. Yani öylesine ciddi alacaksın ki yaşamayı,
Yetmişinde bile, mesela zeytin dikeceksin
Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil
Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için
Yaşamak yani ağır bastığından…”

Şehrimden Sevgiler

Yorum