Sempati Mobilya

ANNEYMİŞİM MEĞER!

Dünyanın en kutsal varlığıdır anne!

Evlatlar olarak bazen hak ettikleri değeri gösteremeyebiliyoruz, hatta elimizden geleni de yapsak inanın onların evlatları/bizler için yaptıklarına, fedakârlıklarına, sevgilerinin büyüklüğüne asla yetişemeyiz. “Anne ”`de hesap yoktur ve ne yapıyorsa karşılıksız yapıyordur, düşünsene seni kendi karnında büyütmüş ve kaç ay boyunca taşımış bir insan o ve bu durumda elbette onun sevgisindeki yüceliğe istesen de ulaşamazsın. Ama hiçbir seviyeye ulaşabilmeyi hedeflemeden onu çok sevebilirsin hem de çok! Onların gözlerinizin içindeki huzuru, mutluluğu görmeleri yeter çünkü “mutluluk ne demek?” diye sorsalar, “evladımın mutluluğu” derler…

Ben dünyada tüm annelerin böyle olduğuna inanmak isterken bazen karşımıza çıkan dehşet verici yaşanmışlıklar, gerçekler aklımı öyle bir zorluyor ki anlatamam. Nasıl? Neden? Niçin? Bir anne bunu kendi öz evladına yapar ki dediğim zamanlar çok oluyor! Bazen dayanamayıp bakamıyoruz, okuyamıyoruz bu haberleri ama gelin görün ki bu olanlara gözünü kapatıp kaçamayan bir çocuk var ve o bizim kadar şanslı olup arkasını dönemiyor ve gidemiyor!  Çünkü bizzat yaşayan ve acı çeken o. Yine bu türden vahşetin hayatımızdan bir an önce yok olmasını dilemekten başka bir şey gelmiyor elden…

Ben annelik nedir bilmem, çocuk taşımadım da doğurmadım da! Aynı anlama gelmese de farklı şekilde bir anneyim ben de, nasıl mı? Çünkü benim de bir oğlum var, ismi Haydar. Hemen size öncellikle ismin nereden geldiğini anlatayım; bu arada Haydar diye bir tanıdığım olmadı benim ama oğluma bu ismi verince pek çok tanıdığımın ailesinde babası, dedesi, amcası aynı isimdeymiş öğrenmiş oldum. Kimisi bunu sorun etmedi ama kimisi de ciddi anlamda “kediye böyle isim mi verilirmiş” kimi yorumlarda bulundu. Vallahi ben çok yakıştırdım bu ismi yavruma! Bu yavru bana geldiğinde minicik, sağda solda yemek arayan sevimli bir canlıydı, tesadüfi rastlaştık, üstelik çok stresli ve ailede ne olduğunu henüz anlayamadığımız bir sağlık durumu söz konusuyken, âdete hepimize moral oldu. Rastlaşmamızın bir anlamı vardı orası kesin, sağlıklı görünen, sevgi dolu, gel diyene korkusuzca giden (yaşamış olduğu acılara rağmen çünkü kuyruğu kopmuştu) ve kısacık tüylü, gri sevimli ve kesinlikle cins bir candı (cins mins hiç fark etmez bu arada). Tamam, tamam Sevgili Dostlar sustum, işte evlat olunca öve öve bitiremiyor insan ne yapalım! Haydar`ı orda bırakmaya dayanamadım ve ailenin bir üyesi olmasına karar verdim. Bir anda gördüm ki aslında hayvanları seven harika bir ailem varmış, benden daha çok sevdiler ve sahiplendiler neredeyse… İsmini ise rahmetli dayımın çok sevdiği “Haydar“ koydum, onun kedisinin ismi de aynıydı, türküsünü de dinlemeyi çok severdi, yani bu isimle ben ilk dayım sayesinde karşılaşmıştım ve yine hayatımda olsun istedim. Her insanda ve canlıda olduğu gibi onun da büyüdükçe ortaya çıkan özellikleri, istekleri, sevdiği ve sevmediği şeyler oldu. Mesela illaki birinin yanında uyumayı sever, kalabalığı sevmez ve kaçar, dolaptan çıkan herhangi bir yemeği önüne verince yemez ve ısıtılmasını bekler (aynı benim gibi), çiğ etten haz etmez –pişecek- , tatlıya bayılır (ben gibi), keyfine inanılmaz düşkün ve asla onun koltuğuna oturamazsın çünkü kibarca seninle bıktırana kadar oyun oynayarak oradan kalkmanı güzellikle sağlar. Bakın o da bir birey değil mi aslında? bazen bu hayvan severlere hastalıklı gibi bakan insanları anlayamıyorum, bence kendilerine bir dönüp bakmalılar çünkü bu canları sevemeyenlerin tam anlamıyla insanları da sevebileceğine inanmıyorum! Koynuna almak zorunda değilsin ama sende bir sürü olduğuna inandığım “sevginden” bir gram bile versen onların dünyasını nasıl aydınlattığına kendin bile inanamazsın. Haa birde inanın kendilerini seveni de sevmeyeni de çok iyi hissederler, o nedenle yapmacık zaten olamazsın.

Bunları neden anlattım biliyor musunuz? Çünkü çok güzel bir şey oldu, 14 Mayıs Anneler Günün de ben de bir anneymişim onu anladım. Hemen anlatayım, İstanbul`da Avrupa yakasından Anadolu yakasına metro ile evime dönmeye çalışırken gözüm durakları gösteren ekranlara takıldı, aralarda kısa kısa haberler de yayınlanıyor bu ekranlarda. Bir anda kucağında evcil hayvanlarıyla kadınların çok güzel fotoğrafları yayınlanmaya başladı, merakla sonunu nereye bağlayacaklarını bekledim ve gördüm ki bu aslında bir “anneler günü” mesajıymış. Kimin aklına gelmişse çok güzel düşünmüş, yani diyor ki “alıp bu dilsiz canlara aile ve anne olanları da unutmadık, onların da anneler gününü kutlamak istedik, çünkü onlarda bir anne” diyor. Yüzümde belli-belirsiz ve aniden oluşan bir gülümsemeyle metrodan o kadar mutlu indim ki anlatamam size.

Aranızda bunu abarttığımı düşünen elbet olabilir, pek de umurumda değil açıkçası. Günün birinde bir çocuğum da olsa mutlaka bir evcil “can” ile yetişmesini isterim çünkü daha sağlıklı, paylaşımcı, cesaretli ve özgüveni olacağına inancım sonsuz!

Kısacası Sevgili Dostlar sevgim ne kadar sınırsızda olsa aslında o günün benim de günüm olduğunu metroda gördüğüm kısacık bir filmde anlamış oldum…

Başta annemin ve her daim hayatımda olan küçük annemin (teyzemin) gününü huzurunuzda kutlarım, hepimiz biliyoruz ki onlar her gün özel sadece Mayıs ayının ikinci pazarında değil.

Ve elbette ebediyete yolcu ettiğimiz tüm anneleri rahmetle anıyoruz, dualarımız onlarla…

Madem öyle benim de kutlu olsun o zaman!


Şehrimden Selamlar…

Yorum