Sempati Mobilya

OKUMA HAKKI

Her insanın doğumundan itibaren var olan bir sürü hakkı vardır, bu haklardan biri de okuma hakkıdır.  Haklarını kullanan kişi insanca yaşama hakkına sahip olur. Haklarından bir tanesi eksik olan kişinin insanlık onuru zedelenir, Dünya başına zindan olur, yaşamının tadı tuzu kalmaz…
İnsanların elde ettiği haklar, öyle kolayca insana sunulmamıştır. Yüz yıllardır bunun mücadelesi veriliyor. Hâlâ da verilmekte…
Dünyanın gelişmesine ayak uydurmak için Türk Milleti olarak, Dünya milletleri arasında var olma mücadelesi veriyoruz. Dünya milletlerinin şu an geldikleri nokta: Yapay zekâ, nano teknoloji ve biyo teknolojinin birleşimi çağdır. Çocuklarımız, bu çağı yakalayabilecek eğitim veren meslek liselerinde eğitmemiz gerekir.
Soruyorum, Uçak tamir, bakım ve onarımını, Güneş enerjisini, Rüzgâr enerjisini vb. öğreten, meslek liselerimiz var mı? 
Yurttaşlarını çağın gereği olan eğitim ile eğiten milletler, ileri milletlerdir. Okuyan insan dünyaya farklı gözle bakmaya başlar. Daha iyi sentez yapabilir. Çocuklarını çağın gereği olan eğitimden geçirmeyen, mahrum bırakan milletler “geri kalmaya” mahkûm millettir.
Biz millet olarak Cumhuriyet kurulduğundan beri çocuklarımızı  % 100 okur - yazar yapabilmek için mücadele veriyoruz. Geldiğimiz nokta, Milli Eğitim Bakanlığının istatistiklerine göre, halkımızın tamamı okur-yazar değil. Bu da övünülecek bir sonuç mu? Eğer sonuç iyi olsaydı her yıl dört bin kişiyi trafik teröründe kaybeder miydik?  Her dini bayram sonrası yüzlerce kaza, onlarca ölü. Bayram mı yapıyoruz yoksa kendimizi, sevdiklerimizi perişan mı ediyoruz, belli değil. Aslında bal gibi belli…
Geriye dönüp baktığımızda, ‘bunlar adam olmaz’ deyip kestirip atıyoruz. Çocuklarımızı, doğru dürüst okutsak, adam gibi eğitsek sonuç böyle mi olurdu?
Üniversiteye girebilmek için çocuklarımız dirsek çürütüyor. Sınava giren öğrencilerden yüzlercesinin sınav sonuçlarına bakıldığında, sonuçta sıfır puan alıyor. Kabahat bu çocuklarda mı? Bunların hiç birinin mesleği yok, suç bu çocuklarda mı? Yoksa bunları bu hale düşürenlerde mi? Bunu kendi kendimize sormamız gerekir.
Hakkı, hak eden ve mücadele veren elde eder. Hakkı elde etmek için milletin mücadele etmesi, cehaletle savaşması gerekir. Okuma hakkı bu mücadelenin başında yer alır. Kur’an da ki “Oku” emrine de uyulmuş olunur.
Ülkelerin eğitim kalitesini her üç yılda bir ölçen PISA raporuna göre, ülkemiz dünya ortalamasının altında kalmış. Bu yıl yapılan araştırmaya 57 ülke katılmış. En başarılı ilk üç ülke Finlandiya, Güney Kore ve Kanada, bu ülkelerde insanlar yılda ortalama 22 kitap okuyorlar. Yani “Oku” emrine uyup ibadetlerini yerine getiriyorlar. Ya biz de?  Hepimizin bildiği gibi, halkımız bütün gün televizyonlarda yayınlanan magazin programlarını izliyor.
Düşünmeyi öğrenemeyen insan, düşünenlerin elinde oyuncak olur. Ekonomisini çökertirler, haberi olmaz. Dolap beygiri gibi nerden başlayıp nereye gittiğini bilmez…
Okuma hakkını elde edebilmek için, diğer ülkelerde halk toplulukları otoriteyi zorlarlar. Bizim de zorlamamız gerek. Öğrencilerimizi yeteneklerine göre yetişecekleri okulları istememiz gerekir.
 4 + 4 + 4 yıllık eğitimden sonra sıfır çeken çocukların hesabının sorulması şart. Liseden sonra fakülte kapısında mesleksiz idealsiz çocukları bırakmanın mantıklı yanı var mı? Bunu da oturup düşünmemiz gerekir. Fakülte okuyamayacakları da mutlaka meslek sahibi yapmamız lazım. Çocuk kendiyle, mesleğiyle gurur duymalı ve öz güveni mükemmel olmalı. “Bu işi en iyi ben yaparım!” diyeceği ve kendiyle onur duyacağı konuma getirmemiz gerekir.
 Ülke çocuklarını mesleksiz bırakıp, ülkenin hayat damarını koparmanın neresi mantıklı? Gelin biraz düşünelim. Neyi düşünmemiz gerekiyorsa onu düşünelim. İşiyle, yaptığı mesleğiyle gurur duyan insanlar yetiştirelim, mutlu insanlar… 
Okuyan, düşünen ufku genişleyen insanı aç, zerül- sefil ve işsiz bırakabilir misiniz? Demek istiyorum ki ufku genişleyenin ihtiyaçları da artar. İhtiyacı artan daha çok çalışır. Şu bilim çağında daha çok gayret sarf eder. Çağın gereğine göre hareket eder…


Yorum