Sempati Mobilya

SEVEREK AYRILMAK GEREK BAZEN...

İnsan ne zaman veda edeceğini bilmeli… Neye bağlandıysa, onu tüketene kadar beklememeli… Ya da tükenene kadar. Benim anlatacağım hikaye de işte sevdanın içindeki ‘vedalara’ dair… Şöyle bir oturup hesapladım, çeyrek asır olmuş neredeyse!.. Öyle büyük bir bağlılık anlayacağınız. Neredeyse etle tırnak gibi olmuşuz, ayırabilene aşk olsun!
Hani düşünseniz, böyle bir sevda ancak ilahi güzelliğe duyulur dersiniz değil mi? Yok öyle bir durum, Allah inandırsın!.. Kara kuru, pis kokulu, hiçbir estetiği olmayan bir nesne… Sigaradan söz ediyorum canım. Benim ‘vedam’ ona!.. Daha önce de bir ayrılığımız olmuştu, özlem ağır bastı yeniden birleştik yakın zaman önce… Bu kez çok fena kararlıyım, ayrıldım kendisinden! Bunca yıllık beraberliğe de bir güzelleme yazmak gerekir diye düşündüm. Ondan bu hikayeyi sizinle paylaşıyorum… Tarihe not düşmek lazım… Ne de olsa kişisel anlamda bir dönüm noktasındayım. Sanırım bu kez başardım!
Benimle aynı dertten muzdarip olanlara da yol göstereyim istedim naçizane!.. Bu çok zorlu bir ayrılıştı çünkü. İlham verici cinsten!
Bu süreçte en çok yakınımdaki insanlara çektirdim, ne yalan söyleyeyim!.. Ölümle tehdit ettiğim birkaç kişi oldu, doğruya doğru!.. Bir ikisine de fena halde beddua etmişliğim var. İnkar etmiyorum!.. Hatta rivayet ediliyor ki bir sinir anımda yakın bir dostuma arkadan usulca yaklaşıp tekme atmaya hazırlanmışım, ben görenlerin yalancısıyım, hatırlamıyorum! Öyle bir yokluk durumu çektiğim doğrudur. Dedim ya çeyrek asıra varan bir birlikteliği sonlandırıyoruz, kolay değil… 
Ama bütün bu öfke halleri, arayışlar, ne yapacağını bilmeden boş boş bir noktaya kilitlenme durumu geçiyor… Yavaş yavaş hayata bağlanmaya başladığınızı hissettiğiniz anların ise tadına doyum olmuyor.
İlk fark ettiğim kokular oldu. Doğanın bu kadar güzel koktuğunu bilmezmişim meğer! Tabii yemek kokularının daha bir hoş gelmesi, diyetiniz açısından iyi olmayabilir! Onun da çaresini buldum. Spor! Hemen spora başlamak lazım diye düşünüp kolları sıvadım. Hem bedeni,  hem zihni meşgul ettiğinizde her gün daha az ‘özlediğinizi’ hissediyorsunuz. 
Benim gibi tiryakilerin arkasına sığındığı bahaneler saymakla bitmez… İbret olsun diye birkaçını yazayım da utanın! İlk bahanemiz“Şu an bırakmaya hazır değilim, stresim var, sorunlar bitsin ondan sonra” türünden söylemlerimiz oluyor… Bir dostum, “Tam da stresli anında bırak ki, her şey giderek daha kolay olsun” dedi, etkilendim!.. 
Bir diğer bahanemiz henüz sağlığımızla doğrudan ilişkisini fark etmeyişimiz! Ama fark edeceğimiz günler çok yakın… Bunun bilincine varınca, “Sigara mı, hayat mı?” sorusunu sormaya başlıyorsunuz kendinize. İşte o andan itibaren bu canavarın gözü toprağa bakmaya başlıyor! Süresi size bağlı…
Bir hekim dostum, “Bu irade meselesi değil” dedi bana… “Sen bağımlısın!”… Bunu kabul etmek, işleri biraz daha kolaylaştırdı. Ve son birkaç hafta sigarayı her elime aldığımda “Seni bıraktım” dedim ona… Hekim dostumun tavsiyesine uyarak… Meğer kırk kere söyleyince oluyormuş! Neyse konuyu hafifleştirmeyeyim… Bu çok ciddi bir sağlık sorunu, değerli tiryaki okurlarım ve dostlarım. Her gün yüzlerce, binlerce insan bu bağımlılıktan kurtulmayı başarıyor. Zor mu? Zor!.. Ama imkansız değil. 
Kendimi zayıf hissettiğim her an, bu yazıyı açıp okumayı planlıyorum. Bir kişiye bile faydam olursa “bonus” olur, çok keyiflenirim… 
Dedim ya, hayatımın bir dönüm noktasını tarihe not düşmek, biraz da kendi kendimi verdiğim söze bağlamak için yazdım bu yazıyı… Umarım hem bana hem size bir faydası dokunur. 
Sağlıkla kalın, hayata bağlanın…  
 

Yorum