Mod Bodrum

İyi ve Kötü Kişiler

Bir kişi, eline veya ayağına batan dikeni, dikkatli baktığında görür ve bir iğne ucu yardımıyla da çıkartabilir. Ancak, gönle batan diken gözükmez. Gönüllere batan dikenleri herkes görebilseydi, insanlara gamlar, kederler gelebilir miydi?
Su samurunun kürkü, canına düşman olduğu gibi, birçok padişahın kuvvet ve azameti helaklerine sebep olmuştur... Su samurunun ruhunu ve gönlünü anlamayan, ona kin güdüp, tuzak kuran, gerçek varlığını idrak etmeyip, güzelliği için onu öldüren, ummaz! O kişilerin bilmesi gerekir ki, aç olan uyuyamaz ve mazlumun kanı yerde kalmaz. Bugün mazlum su samurunun başına gelen, yarın onun başına gelecektir. Onun gibi bir mazlumun kanı nasıl boş yere akar? Bu dünya bir dağa benzer. İşlerimiz, yaptıklarımız da seslenmek gibidir. Seslerimiz, güzel de olsa, çirkin de olsa, dağa çarpar, yankılanır döner yine bize gelir.
Kendimizi kontrol ederek, Cenab-ı Hak'tan, edepli bir insan olmak hususunda bizi başarıya ulaştırmasını niyaz etmeliyiz. Çünkü edebi olmayan Allah'ın lütfundan mahrum kalır. Edebi olmayan, yalnız kendisine kötülük etmiş olmaz ha! Belki edepsizliği yüzünden bütün dünyayı ateşe vermiş olur. Gamdan, kederden, sıkıntıdan başına ne gelirse bütün bunlar, korkusuzluktan, edepsizlikten ve küstahsızlıktan gelir. Dost yolunda edepsiz, korkusuz olan kişi, başkalarının da, yolunu vurmuş olur. Böyle kişi mert değil namerttir.
İnsanların barışları da, savaşları da birer hayalden doğmaktadır. Övünmeleri de, utanmaları da birer hayale dayanmaktadır. İnsan nefsinin peşinden giderse, başına gelmedik kalmaz. Nefis, çakmağın taşı ve çark demiridir. Neden nefsi çakmak taşıyla ile çeliğe benzettim, elinize alıp ateş yaktığınız çakmağınızı hiç incelediniz mi? Eğer incelemiş iseniz bilirsiniz: Çelik ile taş birbirine sürtüldüğünde, çakmak taşından kıvılcım sıçrar. Kıvılcım, ancak su ile söner. Kıvılcım söner ama, çakmak taşının ve demirin içindeki ateş, su ile söndürülebilinir mi, söndürülemez. Taşın ve demirin içine su nasıl girer? Çünkü çakmak taşı ile demirin ateşi, kendi içlerinde gizlenmiştir. Onların içlerine su giremez ki ateşi söndürsün.  Su, ancak, dışarıda bulunan ateşi söndürür. Çakmak taşı ile demirin sürtünmesinden, kıvılcımlar sıçradığı gibi,  nefsi ve şehvetten doğan istekler, küfür, işte bütün bunlar kötülüklerin ateşini körükler, dumanları yükselir. İnsanın fıtratında var olan demir ve çelik, bu ikisi kendisi ile beraber oldukça nasıl emin olunabilinir? Nefis çeşmesinin suyu hep tazedir, kesilmeden akar durur...
Hak yolunda yürürken, haset gelir çatar da gırtlağına yapışırsa, bil ki, bu hasette şeytanın azgınlığı vardır. Hak yolunda hasetten daha zor, daha tehlikeli bir geçit yoktur. Gönlüne hasedi sokmayan kişi ne mutlu kişidir. Şunu iyi bilelim ki; bu beden, haset evidir. Ev halkı, bedene ait bütün duygular, idrak, işitme, görme, takdir etme duyguları, haset yüzünden kirlenirler, pis bir hâle gelirler. Beden, haset evidir, ama Allah, kâmil insanların bedenlerini temizleyip arındırmıştır. İçinde haset bulaşığı olmayan kimseye haset edersen, hile yaparsan, o haset yüzünden gönlüne karartılar çöker, lekelenir.  Haset ile dolu böyle kişilerin, gafil olduğunu şuradan anlayabilirsin; "İşte, biz de insanız, onlar da insan. Bizde yemeye içmeye ve uyumaya mecburuz, onlar da" deyip şekle aldanırlar, peygamberler, veliler ile eşitlik davasına kalkışıp kendileri gibi sanırlar. Körlüğü yüzünden, aralarındaki uçsuz bucaksız bir fark olduğunu ne yazık ki, bilemiyorlar...
Yüce yaratan, yarattığı canlılara değişik rızıklar ihsan etmiştir. Eğer örnek verecek olursak, şöyle ki: iki çeşit arı bir yerden beslendikleri hâlde, birinde yalnız iğne bulunur, diğerinde bal vardır. İki tür kamış da bir derenin kenarında su içip büyüdükleri hâlde, birinin içi bomboştur, içi boş kamıştan zurna yapılır. Diğer kamışın içi şekerle doludur. İşte böylece yüz binlerce birbirine benzer şeyler bulunur, aralarında da çok fark fardır. Biri yer, yediği posa olarak kendinden ayrılır. Öbürü yer, yedikleri bütün ilahî nur olur.  Başka birisi yer, yediği şeyler, cimrilik, çekememezlik huylarını meydana getirir. Başka birisi yer, yediklerinden Hakk'ın, hakikatin nuru husule gelir. İmanlı kişi feyizli, ekime müsait tertemiz bir tarlaya benzer. İmansız kişi ise çorak, hiç bir şey bitirmeyen kötü bir arazidir.  İmanlı, melek gibi masumdur. İmansız ise şeytan ve canavar misalidir...

Yorum