Sempati Mobilya

HAYAL ETMEKLE BAŞLAR HER ŞEY...

“Yaratmanın başIangıcıdır düş gücü. DiIediğinizi düşIer, düşIediğinizi amaçIar, amaçIadığınızı yaratırsınız sonunda.” Ünlü yazar Bernard Shaw, yaratmanın önce hayal etmekle başladığını ne güzel özetlemiş… Hayal kuran insanları seviyorum ben. Kaldı ki çoğu zaman “gerçekçi” olmakla kötümserlik arasındaki ince çizgiyi ayırt etmek zordur, yazık… Hayal edebildiğiniz ölçüde yaratıcılığınızdan söz edebilirsiniz… Ve yaratabildiğiniz ölçüde iz bırakırsınız zamana… Bodrum’da hayal gücü sınır tanımayan insanlarla karşılaşmaktan, onlarla sohbet etmekten büyük keyif alıyorum. İşte o insanlardan biri de Necla Ülkü Küglin… Türkiye’de ‘Çocuk Müzesi’ projesini hayata geçiren Necla Ülkü Küglin, bu harika girişimi şimdi Gümüşlük’te başlatıyor. Gümüşlük’ün gönüllü işçileri “Gümüşlük Forumu” üyeleriyle birlikte hummalı bir çalışma içindeler şu sıralar. Köye “Müze” geliyor kolay mı? Üstelik Türkiye’nin pek çok ilinde henüz hayata bile geçirilmemiş bir proje bu… Bodrum bir kez daha ‘model’ olacak anlayacağınız. Necla Küglin’le bu fikrin nasıl doğduğunu, nasıl bu kadar çabuk ‘gerçeğe’ dönüştüğünü ve nelere ihtiyaçları olduğunu sormak için konuştum… Öyle heyecanlı, öyle coşkulu anlattı ki arabaya atlayıp işin bir ucundan tutasım geldi… Müze, şimdilik Gümüşlük Forumu’nun toplantı alanı olarak belirlediği park içindeki minik bir odada açılacak. İçinde, Necla Küglin’in ‘kişisel hazinelerim’ dediği oyuncaklar olacak. Bunlar hakikaten ‘hazine’ değerinde, çünkü aralarında Kemal Tahir’in elinin değdiği tahta oyuncaklar bile var! 1950’li yıllarda, henüz telefon bile olmayan evlerde doğan çocukların ‘düş gücüne’ ilham veren oyuncaklar… İnternet ve mobil teknolojiye doğan Z kuşağının, hayal bile edemeyeceği çocukluk hatıraları… Çocuk Müzesi sadece çocuklara yönelik bir proje değil üstelik. Yetişkinler de kendi mazilerini bulacaklar bu sihirli ortamda… Elinden az buçuk iş gelenler, yaratıcılıklarını konuşturacaklar… Çocuklarıyla birlikte zaman geçirmenin keyfini çıkaracaklar. Yaparak, yaşayarak öğrenmenin lezzetini hatırlayacaklar. Burası dokun-yap temalı bir müze çünkü… Çocuk müzelerinin en önemli özelliği kavramları somut biçimde sunmaları, nesne temelli öğrenme etkinlikleri hazırlamaları ve dokunmalı etkinliklere yer vermeleri... Gelişmiş ülkelerde bu kadar yaygın olmalarının nedeni de bu aslında. Düşünebiliyor musunuz sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde tam 300 tane çocuk müzesi varmış!.. Türkiye’de ise birkaç tane ‘oyuncak müzesi’ var! Onlar da ‘Çocuk Müzesi’ kavramının yerini tutmuyor ne yazık ki… İşte Bodrum, böyle bir girişime ev sahipliği yapacak şu günlerde. Kendimizle ne kadar övünsek azdır… Necla Küglin, Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon’un projeyi gönülden desteklediğini ve kendilerine çok yardımcı olduğunu anlattı bana... Ama bu güzel yürekli insanların, daha fazla desteğe ihtiyacı var… Belki biraz daha geniş bir alana, bir nebze daha yarımadanın geneline hitap edebilecek bir lokasyona belki… Bu anlamda her öneriye açıklar… Bu müzeler, aynı zamanda bulundukları bölgenin kültürünü de yansıtan, ruhu olan, yaşayan merkezler çünkü. Bodrum gibi bir turizm bölgesinde modern çağın baskısı altında hayatta kalma mücadelesi veren yerel kültürün zamana tutunabilmesi için böyle bir merkeze kesinlikle ihtiyaç var diye düşünüyorum. Ve umutluyum… Çünkü burası Bodrum!..

Yorum