Sempati Mobilya

YÜREKTE GÜVERCİN UÇURDUK

Ankara soğuğu çocuk yüreğime işlerken, ben hep sıcak hayaller kurdum doğduğum kentte… Özledim... Yanaklarım aldı, göz rengim bal, haylaz mı haylaz, ele avuca sığmaz çocuktum, “hatta çocuklardık”… Rüzgarla oradan oraya savrulsam da dönüp dolaşıp yine topraklarına düştüğüm ve çocukluğunun küçük şirin bir mahallesinde sakladığın için, oğlunda ‘Ankaralı’ olduğu için yürekte çok güvercin uçurursun ANKARA’na… Ankaralı'nın yolu arada Bodrum’a çıkar derler... Peki anıları, geçmişine dair özledikleri ve kalbi de onunla birlikte Bodrum’a gelir mi bakalım? Ankara'mı Özledim... her sabah seni özlüyorum ait olduğum kent herşeyini özlüyorum ,hani bir odam vardı loş olan,güneş içeri zor sızardı ,uyanmak isterdim Ankarada omanın mutluluğu ile her sabah olduğu gibi acaba bugün neler olacak neler yapacağım diye güne mutlu uyandığım Ankara sabahlarını ,çatıda kuşların sesiyle uyanırdım. Gri şehrin bol ağaçlı sokaklarında bir yerlerde, her zaman oraya ait olacak bir takım özlemlerim kaldı… kalır mı dersiniz? Kimseler seni anlamaz gurbette ,oysa orda olsaydım kimselere bile gerek kalmazdı ellerim cebimde caddelerinde dolaşır dururdum ,yüksele çıkardım olmadı tunalıya hadi olmadı çiftliğe ben en çok seni; kışın ve baharda özlüyorum ,84 kışını ,88 baharını ,ayrılığımız hiç yaşanmasaydı keşke Ankara ,olsun sen benim ait olduğum kentimsin ,kalbim hep seninl Kim ne derse desin, Ankara’nın kendine ait bir havası var. Sevilmez genelde Ankara, hele hala oradaysanız... Ama gün gelir de hayat sizi başka bir yerlere sürüklerse, özlersiniz, burnunuzun direği sızlar. Siz modern Cumhuriyetimizin yoktan var edilmiş başkenti Ankara’da büyükbabanızın yaptırdığı evde doğmuş ve Ankara’da çocukluk yıllarınızı Türk vatandaşı olmanın onurunu duyarak yaşamışsanız. Ankara’da yaşarken de: Eski Kızılay binasını görmüşseniz, Güven parkının çocuk bahçesinde salıncağa binip kaydırak kaydıysanız, Atatürk orman çiftliğinde ayran, Marmara otelinde çay içtiyseniz, Arı sinemasında Rock konserine gittiyseniz. GAR’dan motorlu trene binip İstanbul’a giderken restoranda yemek yediyseniz. Esenboğa’dan Amerika’ya giden akrabalarınızı ailece uğurlayıp, ailece karşıladıysanız. Eymir gölünde ailece pikniğe gidip kolunuzu kırdıysanız. Kırık kolla delik deşik toprak yollardan sarsıntı içinde Hacettepe Hastanesine gittiyseniz. Gölbaşına, Kızılcıhamam’a pikniğe gidip tüfekle ava çıktıysanız. ODTÜ’ye çocukken çam fidanı diktiyseniz. Hayvanat bahçesinde maymunlara fıstık verdiyseniz. Kuğulu parkta oturup Ankara simidi yediyseniz. Çocukken kader kısmet beş kuruşa sattıysanız. Çağla dalından sapan yaptıysanız. Misketle iyi kondik çakıp üçgende çocukları üttüyseniz. İki köstek misketin bir gıcır ettiğini biliyorsanız. Uzaktan baş yada baş altını vurabildiyseniz. Mimar Kemal’in bahçesinde top oynadıysanız. Mahalle takımının kalecisi olduysanız. Gazoz kapağı ve sigara kutusu biriktirdiyseniz. Evin bahçesinde kaplumbağa ve kirpiye rastladıysanız. Doğan kardeş, Tommiks, Teksası her hafta okuyup; kapaklarından kestiğiniz figürlerin arkasına karton yapıştırıp “tak-tuk” isimli oyuncak icat ettiyseniz. Sapanla kuş avladıysanız. Ağaç silkeleyip dut topladıysanız. Komşunun camına taş atıp indirdiyseniz ve babanıza parasını ödettirdiyseniz. Kocatepe Camii yapımı için bağış toplayanları hatırlıyorsanız. Caminin şimdi olduğu yerdeki boş tepeden Kızılırmak caddesine kışın kızakla kaydıysanız. Boğaziçi pastanesinden 25 Kuruşa dondurma, Kurukahveciden çekirdek ve gazoz aldıysanız. Kocabeyoğlu pasajından eski kitap alıp, Büyükbabanızın yazdığı kitabın bodrumda kalan nüshalarını sahafa sattıysanız. Sakarya caddesinden balık aldıysanız. Kolejin arka tarafındaki pazara annenizle gidip, sırtında küfeli hamalla eve sebze meyve taşıttırdıysanız. Büyük sinemada bilet, Gima’da kıyma kuyruğuna girdiyseniz. Goralı’da sosisli, İskender’de döner yediyseniz. Piknikte bira ve Akman bozacısından boza içtiyseniz. Akşamları saat 7:00 de çocuk saatini dinleyip sonra uyuduysanız. Küçük sahnede tiyatro galasına gidip Ayten Gökçer’le tanıştıysanız. TV ilk yayına başladığında komşu evinde Telesafirlik yaptıysanız. İş bankasından metal kumbara alıp bozuk para biriktirdiyseniz. Bayramlarda el öpüp, harçlık alıp bu paralarla maytap, çata pat yakıp, mantar tabancası, torpil patlattıysanız. Bayramın ilk günü dedenizin mezarını Asri mezarlıkta ziyaret ettiyseniz. Çikletten çıkan Dünya milletleri serisini biriktirip futbol topu kazanmaya çalıştıysanız. Çikletten çıkan katlanmış futbol takımlarını biriktirdiyseniz. Babanızla anneniz Gençlik parkı evlendirme dairesinde evlendiyse. Gençlik parkında trene, uçağa binip, çay bahçesinde semaverden çay içtiyseniz. Gençlik parkında ahşap silindirik odada motarsikletle dönerek düz duvara tırmanan adamı seyrettiyseniz. Pizza Pino’da genç kız rüyası yediyseniz. Botanik bahçesinde kaçamak yaptıysanız. Kurtuluş parkı etrafında koştuysanız. Fatih yada Karanfil’ de bilardo oynadıysanız. Kolejin basket maçında Atatürk liselilere el kol hareketi yaptıysanız. Gösteri veya maç için babanız sizi 19 Mayıs stadyumuna götürdüyse. Anıtkabir, Ankara Kalesi ve Anadolu medeniyetleri müzesine okul gezisi yaptıysanız. Komşunun bahçesindeki çağla yada kiraza daldıysanız. Kukalı saklambacı biliyorsanız. Kolejli aynı kıza üç arkadaş birlikte aşık olduysanız. Meşrutiyet caddesinde yakantop oynadıysanız. At arabasıyla ve büyük damacanalar ile satılan suyu evdeki küpe doldurttuysanız. Radyoda Uğurlugilleri, çocuk saatini, Karagöz, Hacivatı, mikrofonda tiyatroyu dinlediyseniz. Amerikan pazarından bir şeyler aldıysanız. Okula yürüyerek giderken hava kirliliğinden zor nefes aldıysanız. Kolejin önündeki işportacıdan okul çıkışı pestil ve leblebi tozu tattıysanız. Siz Ankara'lısınızdır, hemde nesli tükenmek üzere olanlardan. Çooooook Özledim hemde. Bodrum’dan maviler boyunca ANKARA’YA Güvercinler Uçurduk ONLARCA sene… Güvercin uçuverdi Kanadın açıverdi Misket oyunu delikanlı ile Ağa'nın karşılıklı dövüş öncesi ortada dönmelerinden öykünmüştür. Misket ise uğruna dövüştükleri güzel kızın ismidir. O güzel kız hep ANGARA’dır; gönlümüzde ne kadar GÜVERCİN uçursakta öyelede kalacaktır

Yorum