Sempati Mobilya

NUSR-ET E GİTTİN Mİ?

SEN HİÇ NUSR-ET`E GİTTİN Mİ? Sevgili Dostlar millet “Evet mi?” “HAYIR mı?” diye kavga ede dursun biz biraz yemekten-içecekten bahsedelim ne dersiniz? Sonuçta “Evet” diyenin de “HAYIR” diyenin de ortak buluştuğu nokta “boğaz” , bundan asla vazgeçemeyiz öyle değil mi? Şu sıralar Nusr-Et`i çok duyar olduk, adam senin benim bildiğimiz kırmızı ete bir tuz döktü, efsane oldu. Ünü taa Amerika`ya, Dubai`ye ve bir sürü yerlere yayıldı. Giysilere baskıları yapıldı ve Amerika`daki Hollywood yıldızları üzerine giyince bizim Nusret`in ününe ün katıldı, son olarak yurt dışında oynanan bir futbol maçında gol sevinciyle futbolcu arkadaş tuz dökme hareketi yaptı ve saniyeler içinde bir baktık beraberinde tüm takım aynı sevinçle aynı hareketi yapıyor. Anlayacağınız timsah yürüyüşü tarihe karışacak gibi… Kısacası peşinden gelen haberler ve röportajlarla bir anda hepimiz Nusret`i daha iyi tanır olduk. Bunca yıldır bu şehirdeyim ve o restoran hep yanı başımda bir yerlerdeydi ama gitmeyi hiç düşünmemişim. Severim farklı mekânları denemeyi ve görmeyi ama tarzım daha salaş yerlerdir, kaliteli ve salaş elbette. Belki de kırmızı ete düşkünlüğüm çok olmamasından dolayı gitme konusunda ısrarcı olmadım ama baktım ki herkes bu adamın etini konuşuyor - şöyle pamuk, böyle ağızda dağılıyor - biz de dayanamadık bir uğrayalım istedik. Rezervasyonsuz kesinlikle gidilmemesi gerekiyormuş bunu net bir şekilde anladık, bir sıra vardı anlatamam size. Onca bekleyen insana rağmen, son model arabalarıyla gelenler valeye teslim ettikten sonra ne kadar beklenmesi gerekiyorsa o kadar sırada sabırla beklediler. Zaten garsonlar özenle seçilmiş ve aynı tarz, aynı güler yüz ve samimiyeteler diyebilirim. En çok ise garsonların tek tip tarz olan bıyıklarına takıldım, hatta bu işe alınırken bir gereklilik mi ki diye de merak etmedim değil? İçeri girdiğinizde kocaman açık bir mutfak karşılıyor sizi ve oradaki yakışıklıları etleri cız bız pişirirken seyretmek mümkün, onların şovunu izlerken içkiniz eşliğinde keyifle sohbete bile dalıveriyorsunuz, bir anda yemeğe geldiğinizi unutup sohbet ve içkinin size daha çok keyif verdiğini bile göreceksiniz. Sonra o sevimli ve bıyıklı garsonlardan biri gelip size masanıza kadar eşlik ediyor ve büyük bir masada aynı süreçten geçmiş Nusretzedeler ile yemek yiyeceğinizi de o an anlıyorsunuz. Yani bir AVM`nin yemek katında da herkesle yan yana bunu sıkça yapan biri olarak neden olmasın ki dedik, o akşam yanlarına denk geldiğimiz anne-oğul ise sohbetlerine doyum olmayan çok cici insanlardı, aynısını hemen sonra denk gelen baba-oğul için söylemeyeceğim. Ah Sevgili Dostlar ben daldım yine onu bunu anlatırken asıl etin nasıl olduğunu söylemeye, değil mi? Hakikaten enfesti, yumuşacıktı, yani anlatıldığı kadar vardı. Ben genelde et ağırlıklı restoranlarda alışkın olduğum parçaları tercih ederim köfte, bonfile tarzı, ve salatadan daha fazla keyif alırım yanlış anlaşılmasın et pek sevmediğimden ama burada etlere haksızlık edemem, gerçekten başarılıydı! Yalnız maalesef Nusret elleriyle bize et yediremedi kendisi varken usul bu, masaları dolaşır çünkü o sıralarda Amerika`da Leonardo Di Caprio`ya tuz şovu yapıyor olduğunu öğrendik. Artık bir dahakine diyeceğim ama çok özel bir organizasyon olmadıkça bir daha yolum düşmez gibi geliyor bana. Ta oralardan Avustralya İstanbul`a geldiğinizde hem çevrenize hava atmak için check-in yapacaksınız ya hani hem de gerçekten lezzetli bir et yemek istiyorsanız mutlaka uğrayın, aman fiyatlara dikkat sakın coşmayın! Size asıl yolumun sıkça düştüğü mekânı söyleyeyim mi? Normalde hamburger de yemeyen biri olarak hemen hemen her hafta sonu Kocaeli`ye gider oldum ve ilk durağım ise mutlaka “Dayıcım”, çok değerli bir büyüğüm franchise alarak ikinci şubesini Yahya Kaptan`da açtı ve ben nedense o açana kadar da hiç duymamışım bu mekânı. Kocaeli`de kime sorsam Dayıcım da Dayıcım… Ne varmış dedim, yahu alt tarafı bir hamburger ama iş öyle değilmiş işte! 1977`den beri faaliyet gösteriyormuş ve tüm Kocaeli`nin aslında bu burger ile büyüdüğünü öğrendim. Ne zaman uğrasam, gelen müşterilere bakıyorum ve koca koca abiler resmen nostalji yaşayarak ikişer ikişer götürüyorlar hamburgerleri, ah bir de taze sıkılmış hakiki limonataları var ki sırf bunun için bile gidilir. Anlayacağınız ben de o abiler gibi gittiğimde bir oturuşta iki tane yiyebiliyorum, ama enfes bir köfte enfes bir sos ile buluşunca ortaya muhteşem bir tat çıkıyor. Minicik, ayaklı taburelerin olduğu, açık mutfağı ve çok keyifli bir ambiyans ile sıcacık kucaklıyor sizi, yolunuz düşerse mutlaka uğrayın derim, işte burada fiyatı düşünmeden coşabilirsiniz! Canım çekti, şimdi olsa da yesem. Sanırım bana hafta sonu yine yollar göründü… Bu süper şehirden selamlar.

Yorum