Mod Bodrum

Çocuk Olabilmek…

Ne güzeldir çocuk olmak; onun gibi bakabilmek, onun gibi konuşmak, onun gibi karşılık beklemeden kollarını sağına soluna açmak ve dünyanın o minicik gövdene sığabildiğini düşünmek ve ne güzeldir ki kimin ne düşüneceğini hesaba katmadan kahkahalarını yüreğinin derinliklerinden çıkararak yüzüne yansıtabilmek ve keyfine doyasıya varmak. Sizi bilmemde ben arada bunların hepsini kaçamak yapıyorum ve itiraf etmeliyim ki bazen de içimdeki minik “beni” tutamayıp hiç çekinmeden bu güzellikleri doyasıya yaşadığım zamanlar oluyor.

Bugün çocuklara dair cümleler kurmak için daha doğru bir gün olamazdı; bugün onların günü ve bugün içimizde bir türlü büyütmeye cesaret edemediğimiz tüm çocukların günü aslında. 23 Nisan iyi ki var hayatımızda, her şeye rağmen yüzlerde gülümsemeye ve bize kaybolmaya yüz tutmuş umutları, güzellikleri hatırlatan bir gün…
 
Peki, bir an olsun dünyaya çocuk gözüyle bakmak istediniz mi veya denediniz mi? İzninizle ben biraz deneyeceğim, bakalım neler çıkacak!

Çocuk olsaydım, 23 Nisan günlerinde tüm yurdun aynı ağızdan tek bir şarkıyı mırıldanır gibi kutlamasını isterdim, oysa şimdilerde kimi yer sessiz, kimi yer acı, kimi yerde ses bir var bir yok… Parça parça ve ne söylendiği anlaşılmıyor gibi…

Çocuk olsaydım, daha bir kelime bile konuşamayan miniklerin elinden düşmeyen o dokunmaktık cihazlarla tanışmaya fırsatım olamadan topla, böcekle, ağaçla tanışmak isterdim. Rüzgârı yüzümde hissetmeyi ve yüzüm gözüm toz toprak olsun isterdim hatta düşüp dizimi kanatmak bile isterdim. Umursamadan az önce patlamış olan topun peşinden hava kararana kadar koşmayı isterdim.

Çocuk olsaydım, yurdum kendini güneşe teslim ettiğinde, okulda yılın son teneffüs zili çaldığında hemen ertesi günü memlekete kaçmak isterdim. Hemen erik ağacıma tırmanmak ve karnım ağrıyana kadar erik yemek isterdim. Sonra akşam Tadelle(reklam olacak ama bizim zamanımızda çikolata bu demekti) çikolatalarını cebine tıkıştırıp gelen dedemi beklemeyi inanılmaz isterdim.

Çocuk olsaydım, kollarımı sağıma soluma açabildiğim kadar açıp dünyayı kucaklamak isterdim, sevginin o minik yüreğe rağmen kocaman olabileceğini benden yaşça kat kat büyük olan herkese anlatmak isterdim. Hepsinin kollarını açıp bu duyguyu bir tatmalarını isterdim.

Çocuk olsaydım, anlamını bilmediğim ve bilmek istemeyeceğim her şeyi durdurmak isterdim, mesela kocaman bir çocuk ordusunun lideri olup, bütün bu anlamını tarif edemediğimiz ama kötü bildiğimiz her şeyin karşısında sapasağlam durmak isterdim. Onların karşısında durup sevginin ve masumiyetin gücüyle hepsini ezmek ve yok etmek isterdim.

Çocuk olsaydım, hayallerime hayaller katardım, bir tane daha ve bir daha ekledikçe daha mutlu olurdum. Sende hatırla, çocukluk demek hayal demekti. Bayramlarda toplayacağın çeşit çeşit şekerlerin hayalini kurardın, sana söz verilen o mozaik pastanın hayaliyle uykuya dalardın, yalan mı? Eline tarağı alıp şarkılar söyleyip kendini gördüğün yerleri hatırla, annenin rujunu sürüp ayağına 5 numara büyük gelen topuklu ayakkabılarla evin hanımı olduğun günlere ne diyeceksin? İşte çocuk olsaydım uçsuz bucaksız bir hayal sepetim olsun isterdim, taşsın ve hiç bitmesin isterdim.

Ve çocuk olsaydım kendimi bir kerecik büyüdüğüm yerde görmek ve sonra hemen koşa koşa çocukluğuma dönmek isterdim, bence kesin dönmek isterdim zaten. Orada büyümüş olan benim gözümle dünyaya baktığımda korkardı çocukluğum, korkmasın. Acı çekerdi, çekmesin, ağlardı çok ağlardı hem de ama niye ağlasın? Karşı koymak isterdi çocukluğum hepsine ama ona da karşı koyarlardı kesin.

Hiçbir çocuk ağlamasın, korkmasın, acı çekmesin… Hep ama hep gülsün, o masum bakışları kana, acıya karışmasın… Bir bugün değil her gün onların olsun… Umutlarını kaybetmesinler hele hele hayallerinden asla vazgeçmesinler…
Çocuklar kadar şen bu şehirden selamlar,

Yorum