Mod Bodrum

Kaç öğretmeninizi hatırlıyorsunuz?

Bu yıl ikincisi verilecek olan ve eğitimin Nobel'i olarak anılan Global Öğretmen Ödülü 2016, bu alanda şimdiye dek verilen en büyük ödül olma özelliğini taşıyor. 10 finalist arasından birinci olmayı başaran öğretmen, aynı zamanda 1 milyon dolarlık ödülün de sahibi olacak. Global Öğretmen Ödülü, mesleğine inanılmaz katkıda bulunan olağandışı bir öğretmeni tanıtmak için ama en çok da öğretmenlerin toplumda oynadığı önemli rolü vurgulamak için veriliyor. Genç insanların hayatlarını dönüştüren binlerce kahramanın hikâyelerini gün yüzüne çıkaran ödül, dünyanın her yerinden milyonlarca öğretmenin çalışmalarına hayat vermeyi umut ediyor. Bu yılki 10 finalist, tüm dünyadan, 148 ülkeden gelen 8 bin aday ve başvuru arasından seçilmiş.  Bu 10 öğretmenin hikâyesini tüm dünyaya anlatan ve ödülü veren Varkey Vakfı, önemli bir işi başarıyor. Ödülü kazanan öğretmenin kim olduğunu daha öğrenemedim, fakat her finalist, birbirinden heyecan verici hikâyeye sahip.

Hafta sonu, bir özel okul yöneticisinin bir gazetede yapılan söyleşisinde, "Herkes sadece 2-3 öğretmenini hatırlıyor, beş öğretmenini hatırlayan mezuna rastlamadım. Oysa anaokulundan üniversiteye kadar en az 50 öğretmenle karşılaşıyor çocuk." sözlerine rastlayınca, bırakın etkilenmeyi, iz bırakmayı; hatırlama düzeyinde bile zihnimizde değilse öğretmenlerimiz, gerçekten durum iç açıcı değil. Bir arkadaşım ilkokuldan üniversiteye kadar 5 bin saat eğitim aldığımızı söylemişti. Bu kadar vakit geçirdiğimiz öğretmenlerimizi neden isim düzeyinde bile hatırlayamıyoruz, ya da şöyle sormak daha yerinde belki: Nasıl oluyor da bazı öğretmenlerimiz bizde iz bırakıyor; bir sözü, bir işareti, bir yaklaşımı, bir dokunuşu yıllarca aklımızdan gönlümüzden silinemiyor?

Alice Keeler, " Ben bir sınıfa değil, bir oda dolusu bireye öğretmenlik yapıyorum." diyor. Etkili iletişimin ilk ve en kritik noktası, karşıdakine değer vermek. Bunu hissettirenler, başaranlar iz bırakıyor miniklerin zihinlerinde ve gönüllerinde.

Maya Angelou'nun, insanlar, söylediklerimizi unuturlar, söylediklerimizden daha az olmak üzere yaptıklarımızı da unuturlar, fakat onlara kendilerini nasıl hissettirdiğimizi asla unutmazlar, dediğini hatırlıyorum. Yazılarını zevkle okuduğum eğitimci Müjdat Ataman ne güzel seslenmiş öğretmenlere: "Değer vermekle başlıyor her şey ve değer verdiklerinizi fark ediyorsunuz. Hele bu bir de sınıfınızdaki öğrenciyse, işte o zaman değerlerin en güzeliyle berabersiniz demektir. Her öğrencinizi dinleyin çünkü her öğrencinizin size anlatacağı mutlaka bir şeyler vardır. Dinlerken eğilin, gözlerine bakın, cümleler karışsa da, uzasa da, konu dağılsa da sıkılmayın, geçiştirmeyin. Her öğrencinizi görün, her öğrencinizin görülmeye değer bir yanı vardır. Öğrencilerinizin bireysel özelliklerini fark edin ve fark ettiğiniz bu bireysel özellikleri mutlaka onlarla paylaşın. Bu, sizin anlattığınız bir ders sırasında deftere çizilen bir canavar resmi de olabilir. "Beni dinlemek yerine bunu mu çiziyorsun?" demek yerine, çizilen canavarın özgünlüğüyle ilgili konuşun. Karşınızdakilerin birer birey olduğunu unutmayın, dilinize dikkat edin. Oluşturacağınız olumlu dil, öğrencilerinizin sizinle daha çok şey paylaşmalarını sağlayacaktır. Öğrettiğinizi düşündüğünüz tüm bilgiler zaman içinde unutulacaktır, unutulmayacak şey sizin yaklaşımınız olacaktır. Ne kadar çok öğrenciyi fark edebilirseniz o kadar çok kapıyı aralamış olacaksınız."

Stephen Hawking, etkilendiği öğretmenini şu sözlerle anlatıyor: "Her şey sevgi tohumuyla başlar. Müzik sevgisi, tarih sevgisi. Benim için bu, bilim sevgisiydi. Okulumda ilham veren bir matematik öğretmeni vardı: Bay Tahta. Gözlerimi açarak evrenin kendi tasarım planına bakmamı sağladı, yani matematiğe. En iyi öğrenci filan değildim kesinlikle. El yazım kötüydü ve tembel olabiliyordum. Öğretmenlerin çoğu sıkıcıydı fakat Bay Tahta değildi. Dersleri canlı ve heyecan vericiydi, her şey tartışılabilirdi. Birlikte ilk bilgisayarımı kurduk. Bay Tahta sayesinde Cambridge Üniversitesi'nde bir zamanlar Newton'un bulunduğu konumda bir matematik profesörü oldum. Hayatımı evrenin gizemini çözmek için çalışarak geçirdim. Her birimiz hayatta ne yapabildiğimizi düşündüğümüzde bunu büyük bir ihtimalle bir öğretmen sayesinde yapabildiğimizi görürüz. Her olağandışı insanın arkasında olağandışı bir öğretmen vardır. Bugün çok iyi öğretmenlere her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Şunu hiç unutmamalıyız. Öğretmenler önemlidir. Eğer evrenin dilini anlayabiliyorsak bu, bir öğretmen sayesindedir."

"Ben de Global Öğretmen Ödülü'ne aday bir öğretmen olmak istiyorum" diyen öğretmenlerin çoğalmasıyla sokaklarımız güvende olacak, bir türlü anlayamasak da.

Yorum