BODRUM'UN EN NEZİH KEBAPÇISINI İŞLETİYOR: NEYZAR ÖZBEK

Habere Oy Verin:

Ben işine adını veren kadınlara bayılıyorum… Tıpkı Neyzar Özbek gibi… Bodrum’un en prestijli kebapçısı “Marina Bistro”yu Neyzar’ın Yeri olarak tanıyor herkes… Milta Bodrum Marina’nın içindeki bu nezih ve şirinlik abidesi ocakbaşı mekanı için neler söylenmiyor ki! Bugüne kadar gitmediyseniz, müthiş eksik kalmışsınız demektir!.. Manzarası enfes, lezzetleri beş yıldızlı, konukseverliği dillere destan bu mekana Neyzar Özbek’le sohbet etmek, biraz da kebap kokusu almak için gittim, mest oldum geldim…  

Bir kadın, üstelik de müthiş bakımlı bir kadın “kebapçı” olur mu? İlk sorum bu oldu Neyzar Hanım’a… Gülerek yanıtladı beni: “Marina Bistro’yu açtığım ilk zamanlarda en sık duyduğum sözdü bu. Özellikle dostlarım, ‘olmaz’ dedi. Ama dört yıl gibi bir sürede herkesi utandırdım sanırım.” 

Neyzar Özbek, tam 25 yıl önce gelmiş Bodrum’a… O da Bodrum’a sevdalanıp, Bodrumlu olarak yaşamayı tercih edenlerden… Hayatında çok ilginç dönüm noktaları olmuş, bir ara siyaset bile yapmış… Ama hepsini büyük bir tevazu ile anlatıyor. İşte Bodrum’a ‘marka’ kazandıran bir kadın ve O’nun içine “sevgi” kattığı mekanı…

Bodrum’dan önce nerelerdeydiniz? Bodrum’a geliş hikayenizi paylaşır mısınız bizimle?

25 senedir Bodrum’da yaşıyorum. Daha önce Antalya’daydım. Orada on sene boyunca Club Ambiance adlı bir tesis işlettim. Daha sonra Bodrum’a taşındım. Burada 7 sene bir kulüp çalıştırdım. Bülent Özdemir ve Niran popülerdi o dönemler. Birlikte çalıştık. Sonra ara verdim ve yıllar sonra kebapçı oldum.

“Kebapçıyım” mı diyorsunuz işinizi soranlara? Şaşırmıyorlar mı?

Şaşırıyorlar tabii. İlk kez tanıştığım insanlar “Şaka mı yapıyorsunuz?” diyor hep. Çok keyif alıyorum ben işimden. Severek yapıyorum. Zaten başarının anahtarının da bu olduğunu düşünüyorum. 

Biraz da mekandan bahsedelim. Kaç kişi çalışıyorsunuz burada? 

Sadece akşam servisi yapıldığı için restoranımızda, biz öğle saatlerinde hazırlıklarımıza başlıyoruz. Mezelerimizi aynı zamanda arkadaşım olan Gül Hanım yapıyor. Ocakbaşında Fırat Usta var. Oğlu Ferhat Usta ile birlikte yapıyorlar. Genel Müdürümüz de oğlum Özgür Uludamar… Aslında kendisi mimar ama akşamları mekana gelip, işlerle ilgileniyor. Zaten Marina Bistro’nun tüm iç dekorasyonu ve dekoru O’na ait… Ben de servis yapıyorum, konuklarla ilgileniyorum. 

Kaç yıldır hizmet veriyorsunuz?

Dört yıl oldu. Yaz kış açığız. 

Nedir Marina Bistro’nun diğer kebapçılardan ya da restoranlardan farkı?

Biz geleneksel bir kebapçıyız. Ama bildiğiniz kebapçılardan farklıyız! Modern bir mekanı geleneksel kebapla birleştik. Bunun için muhtemelen tercih ediliyoruz. En iyi en kaliteli yemeği sunuyoruz. 

Menüde neler var?

Mezeler, kebap çeşitleri ve tatlılar. Mezelerimiz arasında özellikle pastırmalı humus, haşlama içli köfte ve kurutulmuş domates çok seviliyor ve özellikle tercih ediliyor. Konseptimiz ocakbaşı olduğu için sadece kırmızı et var menümüzde. Adana kebap, çöp şiş vb… Etlerimiz Balıkesir’den geliyor. Adana kebabımız satır arası tabir edilen türden… Dolayısıyla çok beğeniliyor. Ustamız etleri özenle seçiyor ve hazırlıyor. Ustanın salata ve ezmeleri de kusursuz. Adımızla bütünleşti diyebilirim. Tatlılarımız arasında da künefe çok beğeniliyor. Geceye lezzetli bir final yapıyorsunuz. Menüdeki her şey günlük yapılıyor. Bizim en büyük özelliğimiz bu. Bir de yaptığımız her lezzetin içine “sevgi” katıyoruz. 

Siz mutfağa giriyor musunuz?

Burada değil ama ben mutfağı çok severim. Bütün yemeklerde de iddialı olduğumu söyleyebilirim. Ama en çok masa süslemeyi severim. Çocukluğumdan beri öyle alıştım. Annem etkili oldu sanırım.

Müzik var mı?

Burada yine klasik bir kebapçı anlayışından uzaklaşıyoruz sanırım. Konuklarımızı rahatsız etmeyecek düzeyde müzik oluyor gece boyunca ama yabancı müzik tercih ediyoruz genellikle. Haftanın iki gecesi, Perşembe ve cumartesi günleri Kanuni Gürcan canlı müzik yapıyor. 

Mekanın kapasitesi kaç kişilik?

Çok yoğun akşamlarda 70-80 kişi oluyoruz… Özellikle hafta sonları böyle. O nedenle rezervasyon bizim için önemli. Kimsenin ayakta kalmasını istemiyoruz. 

Marina’nın içinde bir ocakbaşı mekanı açarken hiç tereddüt etmediniz mi? 

Hayır. Biz Türk milleti olarak eti seviyoruz. Bodrum’da her yer balık… Kebap burada olmaz diyenler oldu tabii ama ben biraz fazla güveniyorum kendime herhalde… Ocakbaşı da çok güzel tutuldu. Özellikle yabancılar çok seviyor. Kışın otel müşterileri, yazın tekne sahipleri sık sık Marina Bistro’da… Artık müdavimlerimiz oluştu. Bu da bana daha çok güç ve enerji veriyor.

Yorucu ama keyifli bir iş gibi görünüyor…

Evet. Tüm misafirlerimle tek tek ilgileniyorum ben. Sürekli ayaktayım. Çok yakın arkadaşlarım geldiğinde bile masaya oturmuyorum. Bu prensibim hiç değişmedi. Dolayısıyla yoruluyorum ama keyif aldığım için hissetmiyorum.

Kendinize vakit ayırabiliyor musunuz? Neler yapıyorsunuz?

Çok erken kalkarım ben. Spor hastalığım var. Her gün mutlaka yürüyüş yaparım. Bunun yanında reformer çalışıyorum. Yazları her sabah yüzmeye kaçarım. Çok seviyorum denizi. Tabii bronz teni de!.. En büyük keyfim güneşlenmektir. Bu arada annem rahatsız. Onunla ilgileniyorum. Günün büyük bölümü bu şekilde geçiyor. Sonra buraya geliyorum. Sadece pazartesi günleri çalışmıyoruz. O gün de akşam erken yatmayı tercih ediyorum. 

Şöyle arkadaşlarımla dışarı çıkıp bir şeyler içeyim, birileri de bana servis yapsın dediğiniz olmuyor mu?

Çok nadir. Cumartesi günleri Yacht Club’e giderim bazen. Genelde evimde olmayı tercih ediyorum. 

Bodrum sizi nasıl çağırdı? Neden burayı tercih ettiniz yaşamak için?

Çok seviyorum Bodrum’u. Burada yaşamak, nefes almak çok hoşuma gidiyor. İyi ki gelmişim diyorum. 

Peki 25 senede neler değişti Bodrum’da? Neleri gözlemlediniz bu süre zarfında?

Antalya’da 1984-1994 yılları arasında çalışırken turizm sektörünün en parlak yıllarına tanık olmuştuk. Kaliteli bir turist portföyü vardı. Daha sonra değişti. Sezon giderek kısaldı. Bir süredir Bodrum’da bu süreci yaşıyoruz sanırım. Özellikle depremden sonra çok gelip yerleşen oldu buraya. Eskiden Eylül’de 8-10 kişi kalırdık. Şimdi kalabalık. Küçük bir İstanbul gibi adeta. Turizme gelince… Turizm sektöründe herkes birbirine bağlı olarak çalışıyor. İnşallah her şey çok güzel olur. Bizler güzel günler yaşadık bu sektörde. Çocuklarımıza da inşallah öyle bir turizm bırakabiliriz. 

Biz sizin bir de siyasetçi olduğunuzu duyduk. Bahseder misiniz biraz?

Antalya’da Belediye Meclis Üyesiydim. 5 sene devam etti. Bittikten sonra zaten Bodrum’a geldim. Güzeldi. Eski fotoğraflara bakıyorum zaman zaman. Sürekli gazeteciler peşimdeymiş. Tek kadın meclis üyesiydim, bir de İstanbul’dan gelmiştim. Haliyle merak ediyordu insanlar. Bir de Meclis’te biraz fazla aktiftim sanırım. Agresif bir yanım vardı. Çünkü haksızlığa tahammül edemeyen biriyim. Sert mizaçlıydım anlayacağınız. O dönem yaşandı ve bitti siyaset.

Çocukluğunuzda ne olmak isterdiniz? 

Çocukluk hayalimi hiç söylemeyeyim. Annem çok kızardı bana. Hep dansöz olmak isterdim. Hala da izlemeyi çok severim güzel dans eden insanları. Hayranlıkla izlerim. Dansı da çok seviyorum. Özellikle tempolu dansları… Dans insanı çok dinlendiriyor. Tıpkı spor gibi… O bir iki saat boyunca hiçbir şey düşünmüyorsunuz. 

Başarının anahtarı ne diye sorsam… 

Prensip. Her şey o zaman farklılaşıyor. Prensiplerinizi mutlaka korumanız lazım. Esnek değilim o anlamda. Kurallarım vardır. Bir de yaptığınız işi sevmeniz lazım. Ben her gün şu merdivenlerden aynı heyecanla çıkıyorum. 

Bu güzel sohbet için teşekkür ederiz. 


Marina Bistro, Milta Bodrum Marina içinde

Rez: 90 532 506 9843

Haber Yorum

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.