BİR BODRUM MARKASI CANSUI DESİGN, AVRUPA'YA AÇILACAK

Habere Oy Verin:

Cansu Türkdoğan Şimşek, Bodrum’a değer katan, gerçek anlamda Bodrum’u tanıtan sanatçılardan biri…  Bodrum’u tasarladığı takılarıyla ‘parlatan’ bu genç kadını pek yakında tüm dünya tanıyacak, bundan emin olabilirsiniz… 

Cansui Design bir Bodrum markası… Bu markayı yaratan Cansu Türkdoğan Şimşek de Bodrumlu genç bir tasarımcı… Bodrum’un kalesini, kedilerini, anforalarını, evlerini eşsiz takılara dönüştüren Cansu Türkdoğan Şimşek, geçtiğimiz günlerde 44. İstanbul Uluslararası Mücevherat, Saat ve Malzemeleri Fuarı’nda sergiledi ürünlerini… Üstelik yepyeni bir koleksiyonla çıktı karşımıza: Kuşbakışı… Dünyanın ve Türkiye’nin en özgün tasarımcılarını buluşturan ve alanında en prestijli organizasyonlardan biri olarak bilinen fuarda Bodrumlu bir sanatçıyı görmek beni müthiş keyiflendirdi. Cansu Türkdoğan Şimşek’i hemen arayıp bir söyleşi talep ettim. Beni, Atatürk Caddesi’ndeki şirin atölyesine davet etti. Sıcacık bir sohbetten akılda kalanları buraya taşıdım. 

İstanbul’da dev markaların arasında bir Bodrum markası görmek bizi heyecanlandırdı. Fuardan bahseder misin biraz? 

Uluslararası Mücevher ve Saat Fuarı’na kurumsal değeri yüksek olan kuyumcu firmaları katılıyor. Bu fuara benim ikinci katılışımdı. Fuarın “Designer Market” adında tasarımcılara özel bölümünde kendi ürünlerimi sergileme fırsatı buldum.  

Bu fuara tasarımcıları nasıl seçiyorlar?

Sanırım farklı kategoriler belirliyorlar. Benimki özgün ve Avrupa’ya hitap eden tasarımlardı. Çizimciler var. Bir dönem ben de çizim yapıyordum ama artık kendi koleksiyonumu üretiyorum. 

Fuardaki koleksiyonun gerçekten çok dikkat çekiciydi. Biraz bilgi verir misin?

Koleksiyonumun adı Kuşbakışı… Türkiye ve dünyadaki tarihi binaların mimari planlarını tasarladım bu koleksiyonda. Castel del Monte, Saint Ambrose Bazilikası gibi eserlerin hem takılarını yaptım hem de ev aksesuarlarını tasarladım. Bir arkadaşımla birlikte yaptığımız “Takılabilir Mum”lar büyük ilgi gördü fuarda.  Kürdan ve zincirle beraber veriyoruz bu mumları. Üzerinde kolyesiyle birlikte… Koleksiyonumda ev aksesuarları olarak aynalar vardı. Bunu sehpa ve aplikler izleyecek. İç dekorasyon tasarımlarına da bu şekilde başlamış oldum.  

BİR KADININ BU İŞİ YAPMASI İLGİNÇ GELİYORDU İNSANLARA

Her şey nasıl başladı?

Lise son sınıfta meslek seçme aşamasındayken başladı her şey. Annemin bir arkadaşında çok hoşuma giden bir küpe gördüm. Nereden aldığını sorduğumda arkadaşının atölyesinde yaptığını söyledi. Ben o güne kadar takıların hep seri üretildiğini düşünürdüm. İlginç geldi bana. Türkiye’de mücevher tasarımı diye bir bölüm olduğunu öğrendim biraz araştırdıktan sonra. Böylece Dokuz Eylül Üniversitesi Gemoloji ve Mücevher Tasarımı bölümüne girdim. Daha çok erkeklerden oluşan bir sınıftı. Çünkü orada kuyumcu ustası yetiştiriyorlar. Artık öyle değil tabii. Benim dönemimde ilginç geliyordu insanlara bir kadının bu işi yapması. Bu işin içine giren çok fazla kadın yok bizim sektörümüzde. Kadınlar genellikle işin çizim tarafında. Tasarlıyorlar, Üretmiyorlar.  Ben hem tasarım ve hem de üretim aşamasını kendim yapıyorum.  

Kaç koleksiyon ürettin bugüne kadar?

6 kişisel sergimi, 6 koleksiyonla yaptım. İlk sergim “Bodrum Takıntıları” idi. Benim için çok özel bir koleksiyondu. Bodrum serisi 9 yıldır devam ediyor. Kuşbakışı ile birlikte en çok beğeni toplayan seri oldu “Bodrum”.  Benim ilk koleksiyonumdu. Bodrum Kalesi’nde sergi açmıştım. Deri ve gümüş takılar… Begonvili, guletleri, mandalinası, kalesi vardı. Set set yapmıştım. Begonvil setini başka, gulet setini başka arkadaşlarımın üzerinde sergiledim. Mankenlik yaptılar bana. Çok keyifli bir koleksiyondu benim için. O hala süregeliyor aslında. Anforalar, Bodrum evi bilezikleri çok ilgi çekiyor hala. Çok ilgi gören bir koleksiyon da ajur koleksiyonumdu. Kuyumculukta, içi boşaltılarak yapılan takılara deniyor ajur. Aynı zamanda Selçuklu mimarisinde tahta oymacılıkta kullanılmış bir teknik. Bunlar da Selçuklu mimarisinde kullanılan motiflerden oluşuyor. Bu koleksiyon öyle çıktı ortaya. 

Yeni bir koleksiyon var mı ufukta?

Bu sene biraz yenilik katıyorum “Bodrum” koleksiyonuma. Bodrum süngerinden bir yüzük yaptım. Çok beğenildi. Şimdi Bodrum süngeriyle bir koleksiyon çıkarmak istiyorum. 

Peki ya yeni bir sergi?

Ekim ayında İstanbul’da Ayşe Takı Galerisinde kişisel bir sergim açılacak. O sergide de Türkiye’deki Bizans eserleri olacak. Yine Kuşbakışı serisi… Bu seride biraz daha büyük çalışmıştım. Onda biraz daha ufak parçalar olacak. Taş veya altın eklemek istiyorum o takılara. 

Takılarında ve aksesuarlarında daha çok hangi malzemeleri tercih ediyorsun?

Gümüş, altın, deri ve değerli taşlar kullanıyorum. Pırlanta en değerli taşım. İlk satışını yaptığım eserim semazen bir kolyeydi. Altın ve pırlantalı siparişini vermişlerdi. Üzerinde 80 tane pırlanta kullanmıştım.

Üretim aşamasından söz eder misin biraz? Nasıl çıkıyor ortaya bu muhteşem takılar?

Has gümüşle başlıyorum.  Önce plaka haline getiriyorum ve daha sonra kıl testereyle çalışıyorum. Ajur tekniği deniyor benim kullandığım tekniğe. Teknoloji çok ilerledi aslında. Takılar şimdi laser makinesinden çıkıyor tıkır tıkır. Ben ondan hiç keyif almıyorum ama. Bu şekilde devam etmek istiyorum. Bir ruh olduğuna inanıyorum kullandığım aletlerde, malzemelerde.

Kişiye özel tasarımlar yapıyor musun?

Elbette. Kişiye özel tasarımlar beni besliyor. Çünkü her seferinde yeni bir şeyler üretiyorum. 

Yaratma sürecinde nelerden ilham alıyorsun? Nasıl doğuyor fikirler?

İnsanlar bana anlatırken zihnimde oluşmaya başlıyor. Eskiz yapıyorum hemen. Ama koleksiyonlar biraz uzun sürüyor. Bir konu belirliyorum ve uzun süre araştırma yapıyorum. Örneğin Kuşbakışı koleksiyonum için çok uzun bir hazırlanma sürecim oldu. Sanat tarihi kitaplarından mimari planları buldum. Bazılarına ulaşmak zor oldu gerçekten. Mimarlardan yardım aldım. Görselleri takıya uyarladım daha sonra. 

Takı dışında neler üretiyorsun bu atölyede?

Bu sene ilk kez ev aksesuarlarına başladım.  İlk kez bu fuarda sergilediğim ayna çok beğenildi. Son koleksiyonumdaki motifleri boy aynası olarak yapacağım şimdi. Bakalım nasıl olacak!..

Peki ya Bodrum? Bodrum’dan nasıl besleniyorsun?

Ben Bodrumluyum. Suyuyla, havasıyla, kültürüyle büyüdüm Bodrum’un. Her sabah uyandığımda “İyi ki burada yaşıyorum” diyerek şükrediyorum. İstanbul’daki fuara gittiğimde, insanların eserlerime bakıp “Tabii siz Bodrum’da yaşıyorsunuz. Kafanız rahat ve böyle şeyler ortaya çıkarmanız çok doğal” demesi çok hoşuma gitti… Çok doğru bir tespit bana göre. Çünkü biz Bodrum’da telaşsız, stressiz ve keyifli yaşıyoruz. Ortaya çok güzel işler çıkıyor böyle olunca. Büyükşehirlerde yaşayan dostlarım Bodrum’a geldiğinde onlara “Telaşınızı bırakıp gelin” diye salık veriyorum. Aksi taktirde Bodrum size keyif vermeyecektir diyorum. Ben Bodrum’a aşığım. Tabii ki Bodrum’dan etkilenmem kadar doğal bir şey olamaz. Bodrum’un bana verdiği kadar, ben de Bodrum’a bir şeyler vermek istiyorum. Tıpkı babam Demircan Türkdoğan gibi… O da Bodrum’a çok kıymetli bir arşiv bıraktı. Biz de O’nun izinden gitmeye çalışıyoruz elimizden geldiğince…

CANSUI TAKILARI ROMA’DA SERGİLENECEK

Cansui Design bir Bodrum markası ama artık Türkiye’de tanınıyor. Peki yurt dışına açılma hedefi var mı?

Tabii ki. Bu son fuarda İtalyanlarla görüşme yaptık. Çok büyük bir ihtimalle Roma’daki bir butiğe İtalya’daki tarihi binaların tasarımlarını yollayacağız. 25’inde Bodrum’a geliyorlar, görüşeceğiz. Neredeyse sonuçlandı gibi. 

Ünlü isimler keşfetti mi Cansui takılarını?

Cemil İpekçi Bodrum’da bir müşterimde görmüş ilk kez takılarımı… Atölyeme geldi, sipariş verdi. Arzu Okay kullanıyor  mesela…  

Kendi kulvarınızda yurt dışından başarılı bulduğunuz, çalışmalarından etkilendiğiniz isimler var mı?

Daha çok çağdaş takı yapan tasarımcıları beğeniyorum. Selda Okutan çok sevdiğim bir insan ve çalışmalarını beğeniyle takip ettiğim bir tasarımcı. Kendisi insan anatomisini çözmüş durumda. Minicik insan heykelleri yapıyor.  Tüm vücut kaslarını görebiliyorsunuz heykelcikte. Tarzlarımız çok farklı ama onun yürüdüğü çizgi bana enerji veriyor.  Onu takip ediyorum, güzel işler yaptığı zaman kendim yapmış gibi mutlu oluyorum. 

Ulaşmayı amaçladığın hedef kitleni tanımlar mısın?

Benim takılarımı alan kişi onun kıymetini bilerek alsın. Aldığında mutlu olsun, takarken mutlu olsun. Çünkü ben çok keyif alıyorum onları yaparken. Özenle işliyorum. Bir de tabii el ürünleri seri üretilen bir şey değil. Dolayısıyla sanatçıya geri dönüşü de hemen olmuyor. Bu nedenle biz tasarımcılar çok göz önünde olamıyoruz. Örneğin Bodrum çarşıda bir dükkan kiralayıp orayı atölye haline getiremezsiniz bu işi yaparak. Çünkü giderleri karşılayamazsınız. Babamla bir projemiz var bizim. Made in Bodrum… Bodrum’da üretilen ‘özel’ ürünleri sanatsal bir ortamda satışa sunmak amaçlı bir proje. Tabii bunun için bir ekip ve biraz da destek gerekiyor. 

Hedefin nedir? Hayallerin…

Bir hayalim yurt dışında fuarlara katılmak. Özellikle İtalya ile başlamak istiyorum. Çıkış noktası tasarımcılar için İtalya’dır genellikle. Yurt dışına kesinlikle açılmak istiyorum. Biz burada kendimizi çok anlatmak zorunda kalıyoruz. Oysa yurt dışında insanlar takıların nasıl yapıldığını bilmeseler de, “el yapımı” dediğinizde onun değerinin farkına varıyorlar. Tasarım ve üretim sürecine saygı duyuyorlar. Bizde maalesef böyle bir şey yok.  Bu anlamda,  Roma’daki butik benim için bir adım olacak, buna inanıyorum. Hedefim, çok büyümek değil. Tasarım ofisim ve atölyemde maksimum kalitede üretim yapmak bana yetiyor. Daha sonra ileride CANSUI markasıyla franchising verebilirim. Bu arada son gittiğim fuarda Mücevher İhracatçıları Birliği’ne bir yazı bıraktım. “Türkiye’deki tasarımcıların dünyaya açılmasına destek verin” dedim. Çünkü küçük atölyeler olarak fuarlara katılamıyoruz.  Oysa Türkiye’de gerçekten çok başarılı tasarımcılar var. Ne yazık ki kendilerini ifade edemiyorlar. Bunda kuyumcuların da etkisi var. Yeniliğe açık değiller. Genellikle piyasadaki ürünlerin benzerlerini talep ediyorlar. Ama bu yavaş yavaş değişiyor. Bu da yine fuarda edindiğim bir izlenim… Sevindirici.  

Tasarımcılığa meraklı insanlar gelip buluyor mu seni?

Ben zaman zaman atölyemde workshop’lar düzenliyorum. Arzu edenlere eğitimler veriyorum. Herkes bu işin daha kolay olduğunu düşündüğünü söylüyor. Gerçekten meşakkatli bir iş. Ama öğrenilebilecek bir  şey. Elbette el becerisi ve yetenek de gerekiyor. Ama yapamıyorum diyerek pes etmemek lazım. Üç saatlik bir workshop oluyor. Üç saatte takılarını yapıp çıkıyorlar atölyeden. 

Başarının sırrı nedir?

Çok çalışmak gerekiyor. Ben 9 yılda şunu gördüm. Her gün dükkanının kapısını açacaksın ve işin olsa da olmasa da üreteceksin.  Çünkü bizim işimiz el hüneriyle ilgili. Yıllar içinde o kıl testereyi her gün kullanarak geliştirdim kendimi. 

İnsanlar Cansui Design ürünlerini nereden izleyebilir?

Tüm koleksiyonlarım Instagram’da cansuidesign Facebook’ta cansuiatolye ve twitter’da /cansui adresleri takip edilerek görülebilir. 

Haber Yorum

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.