Zehirden Zehirlenmiş Bir Topraktan Şifa Beklenir Mi?

Habere Oy Verin:

Uzun zamandır zaten gündemde olan ve içinde bulunduğumuz korona günlerinde ne denli önemli olduğu bir kez daha net olarak gündeme gelen “sağlıklı gıda” ihtiyacı.
Bu ihtiyaç her geçen gün daha da artıyor.
Bahçelerimize, balkondaki saksılara diktiğimiz fidelerin arkasındaki hikaye de bu değil mi?
Hem hobi hem sağlık ve ilk hasat mutluluğu da yanında bedava.
Bu somut ihtiyaç belki de kentten kırsala göçü hızlandıracak ve Anadolu toprakları yeni çiftçilerini ağırlamaya başlayacak.
Sağlıklı gıda ihtiyacını ilk karşılayacak olan ve bir açıdan toprakların asıl sahipleri köylülere, atalarının yaptığı tarımı hatırlatacak öncü çiftçilere ihtiyaç duyulduğu da ortada.
Yaşanan “ekolojik kriz” yeryüzünde derinleştikçe, bu konuya önem veren, toprak anaya, gezegenine, yuvasına sahip çıkan ve çıkmaya çalışan insan sayısında da artış gözleniyor. Doğaya karşı duyarlılığımız derinleştikçe, bu konuda hem bireyler hem de ortak hareket eden gruplar çoğalıyor.
Ama tabii sayıları hala yetersiz.
Kentten kırsala göçmüş duyarlı insanlardan bir isim Tekin Ateş; stratejik bilim ve felsefe master dereceleri olan jeofizik mühendisi Ateş; üniversite de öğretim görevlisiyken, 2006 yılında kariyeriyle vedalaşıp, özlemini çektiği doğa ve tarım sevdasına kavuşmak, sevdasına sahip çıkıp bağrına basmak ve onun bağrında huzur bulmak için (en büyük aşkı Gülenay hanımla birlikte) yeni bir yaşam yolculuğuna çıkıyor.
Gelin bu yolculuğun detaylarını Tekin Bey’den dinleyelim.

- Doğa ve toprak sevdası nasıl başladı?

Doğa çocukluğumdan beri içinde olduğum kutsal bir güç oldu benim için.
Dağlar, dereler, ormanlar ve nihayetinde toprak.
Babam öğretmişti; topraktan geldik, toprağa gideceğiz diye...

- Bir gün uyanıp ben sevdama gidiyorum mu dediniz?

Yaşamın gerekliliklerini, bana verdiklerini reddedebilecek güçte olduğumda yabanın kalbine, sevdama göç eylemeye hazırdım.

- Ve direksiyonu Bodrum’a kırdınız.

Pek değil. İlk durağım Samanlı Dağları’nın Yuvacık beldesi.
Sekiz buçuk yıl yuva edindim orayı.
Çiftlik hayalimi ilk kez orada gerçekleştirdim.
Pepeşin çiftliği: Toprağı, hayvanı, yabanı öğrenme ve yaşama serüvenim başlamıştı artık. Adına, anam babam usulü tarım dediğim geleneksel tarım anlayışıyla başladım işe.

- Neden Pepeş? Bir anlamı var mı?

Arazinin eski sahibinin lakabı.
Çok güzel insanmış rahmetli.
O’nu anlatırken herkesin yüzü güler, neşelenirlerdi.
Toprakla ilgisi olduğunu öğrenince de o’nun adını koyduk.
Güzellik ve neşe katsın istedik çiftliğimize.

- Bu işe ayırdığınız bir birikiminiz vardı demek. Çiftlik kurmak kolay iş değil.

Öyle büyük bir birikimimiz yoktu.
Çok az kısmıyla bir yamaca ahşap bir kulübe yaptım.
Yuvacık’taki ekolojik turizmin merkez üssü olan “Karaaslan Kamping” destekledi beni.
Sermaye olarak yarı yarıya anlaştık.
Bu ilişkinin sistemde yürümesi için de para gerekiyordu.
Bu yüzden yabanda yaşam için topraktan para kazanmaya yöneldim.
Çok geçmeden bu sürece hayvanlar da eklendi.
Keçiler, koyunlar, inekler, tavuklar, bıldırcınlar, ördekler, hindiler, köpekler ve arılar.

- Ürünü paraya nasıl çevirdiniz?

Tarımsal ürünleri Türkiye’de organik pazarların kurucusu Buğday Derneği’nin pazaryerlerinde (Şişli ve Kartal) sergiliyordum. Diğer ürünleri de Karaaslan Kamping tesisleri satın alıyordu.

- Buğday Derneği’nin pazaryerlerinde sattığınıza göre ürünler organik olmalı.

Evet her şey organik.
“Pepeşin Çiftliği” organik sertifikalı tarım ve hayvancılık yapan, kendi kendine yeterli dönüşümsel bir çiftlikti.

- Dönüşümsel çiftlik ne demek?

Hayvandan aldığın gübreyi toprağa, topraktan aldığını hayvana...
Bu tarım sistemine biyodinamik tarım deniliyor.
Çiftlik aynı zamanda toprak gönüllülerini ve öğrencileri de ağırlıyordu.
Bir ekolojik çiftlikte neler oluyor bire bir tecrübe ediyorlardı.

- Ekolojik çiftlikte neler oluyor?

Toprak ananın dönüştürücü gücü, bir an yamaçta bir keçi, bir an mısır püskülüne konan arı yapabiliyor insanı.

- Bodrum macerası nasıl başladı?

Bodrum çok özel bir yer. Sosyal varlık olan bir insanın ihtiyaçlarını fazlasıyla giderebilecek bir kumaşa ve sizi her zaman besleyecek niteliklere sahip bir İlçe.
Bodrum Yarımadası’nı şöyle bir turladığınızda bitki dokusunun nasıl değiştiğini net olarak görebilirsiniz.
Bu durum ise “biyo çeşitliliğin” zenginliğine işaret ediyor.
Toprak ve iklimi uyumlandırabilirseniz, tarımda çok iyi sonuçlar almak mümkün.
Her açıdan kendi kendine yeterli bir eko turizm havzası yaratmak da mümkün.
Birçok parametre el ele ve oldukça davetkar.
İşte biz de, bu daveti seve seve kabul ettik.
2015 yılında arazimizi aldık.
Temelli taşınmamız 2016 yılını buldu.

- Peki Arıkışu Çiftliği’nin hikayesi nasıl?

Çiftliğimiz Bodrum’a yaklaşık 40 km. uzaklıkta bir orman köyünde.
Önce taş ve ahşap malzemenin uyumu bir ekolojik yapı tasarlayıp, yaparak başladık işe. Sonra da Arıkuşu Çiftliği olarak tarımsal ekolojinin birçok dalında; organik ve doğal tarım, perma kültür ve de geleneksel tarım alanlarında üretim yapmaya başladık.
Aynı zamanda ekolojik yapı-yaşam-mimari alanlarında da çalışmalar yaptık.
5-6 ekolojik ev ve çiftlik tasarlayıp inşa ettik.

- Ekolojik yaşama takıntılısınız.

Takıntılı olduğum net.
Dünyayı ve elbette bu yarımadayı korumak gerekiyor.
Mevcut turizm biçimi bu coğrafyanın bir avantajı olduğu gibi aynı zamanda da dezavantajı.
Bu yüzden alternatif turizmin, örneğin eko-turizmin önünün daha fazla açılması ve turizmin potansiyelinin dönüştürülmesi gerekiyor.
Barınmadan besine ve hatta eğlenceye kadar ekolojik anlayışın yerleşmesi gerekiyor. Yarımada’nın güzelliklerini ancak bu şekilde koruyabileceğimizi düşünüyorum.

 

- Arıkuşu Çiftliği’nde neler oluyor?

Arıkuşu Çiftliği 10 dönümün üzerinde sulu, 20 dönüm civarında da kuru tarım yapan bir çiftlik.
Birçok ürün türü ve çeşitleri dışında bazı özel ürünler de yetiştiriyoruz.
Tatlı patates, kale (kara lahananın başka bir türü) Pakçoy, (Çin lahanası) Mesela kale için Türkiye’de organik ürün belgesi alan ilk çiftlik olduk.
Aynı zamanda kırsal yaşam semineri ve eğitimleri gerçekleştiriyoruz.
Ekolojik yaşam ve felsefe konularında söyleşiler ve çalışmalar yapıyoruz.
Atalık tohumlara sahip çıkıyoruz ve buna dayalı üretim yapıyoruz. Bu konuda gerçekten çok şanslıyız.
Çünkü Bodrum’da bu ilişkilerin paylaşabileceği güzel bir derneğimiz var; “Bodrum Tohum Derneği.”

- Bodrum Tohum Derneği’nin kuruluş amacı ne?

Temiz gıdaya ulaşmaya çalışan ve yerel beslenmek isteyen insanları, bu biçimde üretim yapan çiftçilerle bir araya getirmek.

- Ürünlerinizi nerden alabiliriz?

Bodrum Tohum Derneği’nin Ortakent’teki doğal pazarında satış yapıyoruz. Yine Bodrum’da bazı işletmelere, şahıslara servis imkanımız var. Son iki yıldır da Bodrum dışından gelen siparişleri kargo ile göndermeye başladık.


Gül Mutlu Eskihancılar
gulmutlu.eskihancilar@gmail.com

 

Haber Yorum

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.