Sempati Mobilya

TURİZMİN GELECEĞİNİ GÖREN ADAM: RECAİ ÇAKIR

Habere Oy Verin:

Gaziantepli bir sarrafın oğlu... İş hayatına da Kapalıçarşı'dan giriş yapmış. Fakat biz kendisini; Bodrum'a Babil'in Asma Bahçeleri'ni getiren turizmci olarak tanıyoruz. Gardens of Babylon, bugünkü adıyla Sianji’nin sahibi Recai Çakır tam bir proje insanı... Müthiş zeki bir adam. Turizmin kitabını yazabilecek kapasitede düşünce kabiliyetine ve öngörüye sahip, sektörel anlamda kesinlikle değerlendirilmesi gereken bir cevher... Bodrum’a katkısı ise gerçekten çok büyük. Örneğin bugün Bodrum’un tanıtımını dünyanın dört bir köşesinde yapan BOTAV’ı kuran kişi kendisi… Aklında sürekli yeni projeler var, üstelik bunlardan bazıları tamamen Türkiye’nin geleceğine yönelik makro ölçekte projeler. Dinledikçe “Hakikaten bunu neden daha önce kimse düşünmedi?” deyip durdum kendi kendime… Şimdilerde kendisi sektördeki 32’nci yılını yaşıyor. Bu oldukça uzun ve yorucu bir yolculuk. Keskin köşeleri olan, risklerle ve kazançlarla dolu dolu bir iş yaşamı… Avrupa’nın En İyi Sahil, Sağlık ve Spa Oteli unvanlarına sahip Sianji’nin patronu Recai Çakır’la, çok ufuk açan, doyurucu ve keyifli bir söyleşi yaptık. 

32 yıl dile kolay… En başa dönsek mi? Nasıl başladı turizm serüveni? 

Turizme girişimin 32’inci, işletmede ise 30’uncu yılı tamamladığım bir yıl bu… Biz turizme girdiğimizde Türkiye’de 50 bin yatak ve bir elin parmakları kadar beş yıldızlı otel vardı, şu an 1.5 milyon yataktan söz ediyoruz.  Ben 27 yaşındayken Kadıkale Resort’u yapmaya başladık. 1990’lı yıllardı. Fransızlardan işletmeciliği öğrendik. Ama benim ailem turizmci değil. Kapalıçarşı kökenliyiz biz…

O da hayli kazandıran bir sektör. Neden o sektörde kalmayı tercih etmediniz?

bürosu ve menkul değerler üzerineydi işimiz. Bu işin Türkiye’ye bir katkısı olmadığını gördüm ve döviz getiren işler yapmaya karar verdim. Turizme de böyle başladım. O yıllarda hem Kapalıçarşı işimiz devam ediyordu, hem kendi inşaat şirketimiz vardı hem de tekstil işimiz… Tekstilde de gerçekten başarılı olduk. 1992-2001 yılları arasında Unicorn adıyla markamızı yarattık. İç pazara ve ihracata mal üretiyorduk. 

Siz aynı zamanda sosyal anlamda da çok aktif bir iş adamısınız. Hemen her girişimde adınızı görüyoruz. Neler var şu sıralar yaptığınız?

Ben sosyal sorumluluklara her zaman büyük önem verdim. 1987 yılından bu yana çeşitli vakıf ve derneklerdeyim. 87’de Kilis Kültür Derneği’ni devralıp, vakıf haline getirdik. Bugün 400’e yakın öğrenciye burs veriyoruz. Bodrum Tanıtma Vakfı BOTAV’ı kurduk. Bugün hala devam ediyor. Bunun dışında da pek çok projemiz var süregelen… Tabii C Majör İşten Sesler Korosu da devam…

Ona da geleceğiz ama hemen burada bir ara verip BOTAV’dan söz edebilir miyiz? Nasıl gelişti bu fikir?

BOTAV, benim kurduğum bir vakıftır. 1996 yılında Turizm Yatırımcıları Derneği’nin yönetim kurulu üyesiyken kurdum. Türkiye’nin bu anlamda ikinci vakfıydı BOTAV. Amacımız çok dağınık olan sektörü bir araya getirmek, toparlamaktı. İşin içine 15 otel, sivil idareler ve birkaç STK girdi. Bu sayede  Bodrum’un tanıtımını yapalım, makro düzeydeki sorunlarını dile getirelim ve çözelim istedik. Dönemin belediye başkanı, vali, kaymakam onursal üyemiz oldu. 

Bu vakıf ve derneklerden bir süre elinizi ayağınızı çektiniz. Neden? Küskünlük mü oldu?

Hayır. 2002 yılında kriz yaşandı biliyorsunuz. Biz de işlerimize konsantre olmaya karar verdik. Krizde tekstili tasfiye ederek batmadan çıktık o süreçten. Kadıkale’ye döndük. Sianji’nin arazisini almıştık. Burayı inşa etmeye başladık. 

BODRUM’UN TEK REZİDANSINI BİZ İŞLETİYORUZ

Neden bir otel ya da tatil köyü değil de rezidans inşa ettiniz?

Bu araziyi ilk önce beş yıldızlı bir otel olarak planladık. Ama trendler değişiyordu ve Bodrum’da farklı konseptlere ihtiyaç vardı. Yabancıların ilgisi çok büyüktü o dönem. Kredi almak istemedik. Butik otel ve rezidans projesi yapmaya karar verdik. “Kat irtifakı kurabilirsek satışını yapalım, sonra işletmesini sürdürelim” diye düşündük. Rezidans anlayışı Bodrum’da bizimle başladı. Bugün de gerçek anlamda sadece bizde var. Rezidans olabilmesi için bir işletme markasının o tesisi facility gibi işletmesi lazım. Her rezidansı standart bir şekilde hazırlaması, dayalı döşeli vermesi ve o standardı koruması lazım. Bunu şu an için Bodrum’da yapabilen yok. 

Sianji, pek çok açıdan Bodrum’un ‘ilk’lerini temsil eden bir otel. Konsepti biraz anlatır mısınız? 

Sianji’nin 7 ayrı konsepti var. Biz, Dünyanın 7 harikasında biri olan Babil’in Asma Bahçeleri’nden esinlenerek bütün binaları deniz ve bahçe manzaralı yaptık. Hepsi farklı dönemleri yansıtan 7 adet kral dairesi hazırladık. Bugün 23 tane oldu… Onlara, dönemin kral ve kraliçelerinin, sultanlarının isimlerini verdik. Sezar Suit, Kleopatra Suit gibi… Erge kalanları da villa ve farklı boyutlarda rezidans olarak inşa ettik.3 bin metre spa alanı, terapi havuzları, düğün alanları, restoranları olan bir well-being resort olarak hizmet veriyoruz. İnsanlar burada kendilerine ait olan mülklerinde oturuyorlar ya da bu mülkleri işletiyorlar. Bazıları da işletmesini bize veriyor. Tapu onlara ait… Diledikleri gibi mülklerini kullanabiliyorlar. Kendi evlerinde beş yıldızlı hizmet alıyorlar. Oda kahvaltı ve rezidans hizmetleri 12 ay boyunca hizmet veriyor. Sağlık merkezimiz de aynı şekilde… Sadece her şey dahil sezonluk bir konsept. 

BU SENE ELANİ BEACH İLE ANILACAĞIZ

Bu yıl Elani Beach’i açarak bir yenilik daha yaptınız. 

Kadıkalesi Koyu, en değerli ve nadir koylardan biri. Bizim burada 300 metre sahili olan bir beach’imiz var. Elani Alacarte Restaurant ve Beach’te her hafta sonu bir event olacak bu yaz. Ünlü DJ’ler gelecek. Sunset Beach adında bir parti alanımız var. Pazar günleri barbekü partilerimiz olacak. Yeni bir konsept yaratmaya çalıştık. Elani ile anılacağız bu sene. Öyle bir trend var.  

Gelecekte de Bodrum için sürprizler düşünüyor musunuz?

Bizim bu tesis içinde, 12 adet göl villamız var. Terasınızdan direk havuza girebileceğiniz bir ev hayal edin… Kira garantisi ile satışa çıkardık. Bunun benzeri 150 dairelik bir yer yapıyoruz şimdi. Benzer bir konsept. 

Sianji aynı zamanda bir sağlık ve wellness oteli. Yani siz sağlık turizmi yapıyorsunuz. Doğru mu?

Evet. Sağlık Merkezimiz bin metrekarelik bir alan. Üstelik yaz kış açık. İnsanlar, kendileri için para harcamayı seviyor. Biz bunu gördük ve bu konsepti oluşturduk. İşe önce ünlü doktorlarla başladık. Daha sonra kendi uzmanlarımızı yetiştirdik. Üç farklı sağlık konseptimiz var. Master Detox Raw Food Detoks ve Alkaline Diet 80/20… Avrupa’nın ve Türkiye’nin en iyi, en kapsamlı SPA ve sağlık merkeziyiz. 

Sağlık merkezinizde konaklamak için fiyatlar hangi aralıkta?

Kışın fiyatımız kişi başı 120-130 Euro. Ucuz değiliz. Ama terapist, doktor görüşmeleri içinde bu fiyatın. Muadillerimiz çok daha yüksek fiyat veriyorlar. Bizim hizmetimiz çok farklı. Kamp gibi değil. Dinlenme ve keyif mekanıyız daha çok.

Ünlüler geliyor mu?

Tabii ki. Pek çok ünlü sanatçı ve iş insanı Sianji’ye zayıflamak, dinlenmek için geliyor.  

Konuklarınız ağırlıklı olarak yerli mi yabancı mı?

2016’ya kadar yüzde 70 yabancıydı. 2017’de yüzde 70 yerli oldu. Bu sene yarı yarıya diyebilirim. Yabancılar tekrar gelmeye başladı. 

2016, TURİZM HAYATIMDA YAŞADIĞIM EN BÜYÜK KRİZDİ

Buradan yola çıkarak Bodrum turizmi krizden çıktı diyebilir miyiz?

Diyebiliriz ama 2014’ün fiyatlarını yakalayabilmemiz ancak 2020’lerde mümkün olacak ne yazık ki. Çünkü krizlerin etkisi ne yazık ki devam ediyor. 2016’daki kriz, benim turizm hayatımda yaşadığım en büyük krizdi. Bu kadar derin olmamıştı hiçbiri. 5-6 milyon Rus turist gelmez oldu. Avrupa da terör nedeniyle tercih etmedi. Turizme yönelikti yaşanan olaylar çünkü. Dolayısıyla fiyatlar bugün yüzde 40 aşağıda seyrediyor. Yukarı çekemiyoruz. Türkiye şu anda Akdeniz çanağında en yeni otellere, en iyi hizmete, en güzel kıyılara sahip ama en ucuz fiyata pazarlanan ülke.

Neden kaynaklanıyor? Krizin etkisi mi hep?

İçinde olduğumuz siyasi nedenlerden kaynaklanıyor. Biz Türkiye algısını değiştirirsek, gelen turist sayısı iki misline çıkar. 

Bodrum’da kış turizmi yapmanın yolu nedir?

Biz sezonu 8 aya uzattık. Nisan’dan Kasım sonuna kadar turizm yapıyoruz. Uçak olsa daha fazla insan gelecek. Bana göre turizmin en büyük problemi bu. Luxury turizm yapacaksanız, insanların tarifeli uçakla geldiği gerçeğini göz önünde bulundurmanız gerekiyor. Charter’larla gelmiyor bu insanlar. Direk uçuş olması şart Bodrum’a. Kış sezonunda turizm yapmamızın tek yolu bu.

Türkiye turizminin yaşadığı en büyük sorun nedir?

Doğru politikalar uygulanmıyor. En önemli sorun, Turizm Bakanı’nın pek çok şeye gücünün yetmemesi. İcranın en başının talimat vermesi gerekiyor. Turizm sadece bir bakanlık üzerinde yapılabilen bir şey değil. Dolayısıyla icracı güç lazım. Ve elbette bazı kurallar….

Nedir bu kurallar?

Öncelikle ulaşım sorunu olmamalı. Turizm merkezlerinin havalimanlarına uzaklığı maksimum bir saat olmalı. Transfer süresi, turizmin kalitesini, verilen 5 yıldızı bile etkiliyor. Bunun dışında havalimanlarından ulaşım sağlanan yolların otoban ve duble yol olması şart. 

Bunun dışında kültür, kongre, spor ve sağlık turizmi çok önemli. Bunları doğru yapmanız gerekiyor.  Sağlık turizmi denildiğinde katarakt ameliyatı, bypass ameliyatı gibi algılanıyor. Sağlık turizmi bu değil. Wellness… Gençleşme turizmi. Tüm otellerin spa merkezleri var. Fizik tedavi uzmanı, diyetisyen ve hekimle birlikte 12 ay açık tutun bu otelleri, bakın nasıl geliyor turistler…  İskandinav ülkeleri sadece 60 gün güneşi görüyor. Burada 300 gün güneş var. Orada devlet vatandaşına, ‘git 8 ay sıcak ülkelerde vakit geçir’ diyor.  3 ila 8 bin Euro arasında bir destek veriyor. Bu ülkelerle anlaşma yapılması gerekiyor. Bir de gazino turizmi gerçeği var.

5 YIL SONRA 100 MİLYON TURİST, 100 MİLYAR DOLAR

Kumarhane mi açalım?

Ortada bir turizm gerçeği var. Kumar meraklıları Kıbrıs’a, Gürcistan’a, Romana’ya gidiyor. 4-5 milyar dolar para kaçıyor. Neden? Tabii ki her otelin lobisine kumar izni vermekten söz etmiyorum. Örgütleyip bir yer belirlenmeli. Doğu Anadolu kalkınma ihtiyacı olan bir yer. Van Gölü muhteşem bir lokasyon. Etrafına 100 tane 2’şer bin yataklı proje geliştirin. Las Vegas’taki kumarhaneleri çağırın ‘arsa benden, yatırım senden’ deyin. 20 yıl vergi yok! Kumarhanenin yarısına ortak olacak devlet. Maliye’ye bağlı, resmi işletilen kumarhaneler olacak. Mafya da olmaz. Bir taraftan turizm yapacaksınız, yayla ve kayak turizmi ile birlikte kumar sevenleri ağırlayacaksınız. 5 yıl sonra 100 milyon turist, 100 milyar dolar gelir… 

DENİZE SIFIR OTELLER HALKA AÇILMALI

Halihazırda turizm yapan işletmeler bu sürece nasıl katkıda bulunabilir?

30 yaşı geçen oteller yarı yarıya rezidans  ve otel olarak dönüştürülmeli. Bu sayede oda fiyatları ikiye katlanır. Kaliteli turizm yapmaya başlarsınız. Herkes kazanır. Daha üst segment insanlara hizmet verirsiniz. Bütün otellere beş yıldız verilmemeli. 7 yıldız nedir mesela? Tamamı suit olanlara 5 yıldız plus denilebilir. Lüks oteller ve lüks rezidanslarla turizm yapmalıyız. Hazine arazileri de bu şekilde kullanılabilir. Rezidans olarak… Müthiş bir döviz girdisi. Turizmde yeniden dönüşüm gerekiyor. Denize sıfır otellerin mutlaka halka açılması lazım. Nitelikler Yönetmeliği ile Rezidans Yönetmeliği şart. Atıl kalan konutların turizme kazandırılması mümkün. Müteahhitler artık arazi bulmakta zorlanıyor. Bu konutlar, turizm tesisine dönüştürülse herkes kazanır. 

Bodrum’da son yıllarda bir hayli rezidans projesi hayata geçirildi. Sanki sizin dediğiniz noktaya doğru gidiş var.

Onlar rezidans değil. İçi boş veriliyor. İnsanlar kendileri dekore ediyor konutları. Hiçbir standart yok. Doğru bir işletme modeli değil. Benim uyguladığım model doğru. Biz bir ünitenin tapusunu veriyoruz. İster kendisi kullansın, ister işletsin. Üstelik Çok iyi bir yatırım bu. Bu tür yatırımların çoğalması lazım.

Turizm yatırımı denildiğinde ilk akla gelen çevre talanı, rant oluyor. Bodrum bu konuda çok hassas. Bir yatırımcı olarak siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? 

O kadar güzel bir ülkede yaşıyoruz ki biz. Şu anda birinci koridor dediğimiz sahilimiz dolmadı. O dolsa, ikinci üçüncü koridor yapılsa tamam… Ama o kadar çok plaj ve deniz var ki. Bizler, kendi otelimizin önündeki alanı yıllık kiralıyoruz. Ecrimisil ödüyoruz. Hizmet veriyoruz. Bu sırada ben bu plajda konuklarımın güvenliğini sağlamak zorundayım. Otelimin hemen yanında halk plajı var. Ama vatandaş oraya değil, benim plajıma gelmek istiyor. Ben nasıl sağlayacağım güvenliğimi? Gelen kişinin benim konuklarımı rahatsız etmeyeceğini nasıl bileceğim? 

Sizin dediğiniz gibi birinci koridor otellerle dolarsa, vatandaş denize nasıl girecek o zaman?

Devlet bu sahilleri planlarken, her bir kilometrede bir halk plajı bırakmalı. Bu çok önemli. Denize girecek yeri olmalı insanların. Halka uygun işletmeler kurulmalı. Çözüm bu.  

SİYASETE GİRERSEK ÇIKAMAYIZ

Çok projeniz, çok fazla planınız var. Siyasete mi girseniz acaba? 

Danışmanlık veririz biz bu yaştan sonra… Şu an yapıyorum zaten. Bazı projelerimi, ilgili kişilere ilettim. Sadece turizme dair değil, eğitime, sağlığa, güvenliğe ve altyapıya yönelik projeler de var aklımda. İşin özü, siyasete girersek çıkamayız. Ama tüm sorunların çözümü var. 

O projelerden birini bizimle paylaşır mısınız? Merak ettim şimdi.

Eğitim sistemiyle ilgili projeyi özetleyeyim dilerseniz. İşe üniversiteleri yapılandırmakla başlayacaksınız. Önce Türkiye’nin master planını yapalım. Ne kadar doktora, mühendise, hukukçuya ihtiyacımız var? Kaç yıl sonra bu ihtiyaç ne kadar artacak? Bunları belirleyin. Açıköğretimi tamamen kaldırın. 2 ve 4 yıllık önlisans ve lisans eğitimleri planlayın. 500 bin üniversiteli olacaksa, liseyi de 500 bin kişilik planlayın. Diğer liseleri ara eleman için zanaat mekteplerine tahsis edin. Birer yıllık. Bir sene de işyerinde yetişecek. Böylece ara eleman sorunu çözülecek. 4+4 doğru bir sistem. Çocuklar ikinci dört yılda mesleğe yönlendirilecek. Sadece iki sınav olacak. Yıl ortalaması en başarılı olan 500 bin kişiyi direk üniversiteye alacaksınız. İmtihana gerek yok o noktada. Kalanlar mesleki eğitime devam edecek. Canı isteyen üniversite açamayacak. Planlı ve ihtiyaç doğrultusunda olacak her şey. Sistem bu. 

ÇOCUKLAR İÇİN ŞARKI SÖYLÜYORUZ

Biraz da magazin konuşalım. C Majör İşten Sesler Korosu’nu kuran kişisiniz. Sesiniz de pek güzel nazar değmesin. En eğlenceli işiniz o herhalde…

Şarkı söylemeyi seven iş dünyasının değerli üyeleri ve alanlarında kendilerini kanıtlamış kişilerle kurduk bu koroyu. Kimsesiz çocuklar ve hayır kurumları yararına konserler veriyoruz. Dört tane konser organize ettik şu ana kadar. O Ses Türkiye’ye çıktık. Bir iftar yemeği düzenledik. Zara, Metin Şentürk, Ege gibi isimler bizimle birlikte söylüyor. Bu da ayrıca keyifl oluyor. 

Prova yapıyor musunuz?

Salı, perşembe ve cumartesi olmak üzere haftanın üç günü prova yapıyoruz. Böylece iş seyahati nedeniyle provayı kaçıranlar başka bir gün çalışmalarımıza katılabiliyorlar. Üyelerimizin çalışmalara katılım saatleri değişiklik gösterdiğinden dolayı ders sürelerini uzun tutuyoruz.  

Hangi tarz parçalar söylüyorsunuz?

Repertuarımız hocalarımız tarafından belirleniyor. Repertuarımızda Türk sanat müziği, Türk halk müziği ve Türk pop müziğine ait birbirinden güzel parçalar yer alıyor.


Selda Öztürk

Haber Yorum

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

-