Sempati Mobilya

BODRUM'DA ÇOK LEZZETLİ BİR HAFTA SONU! SAKIN KAÇIRMAYIN

Habere Oy Verin:

Bodrum’da ‘ot’ günleri başlıyor! Acı Ot Festivali’e sayılı günler kaldı. Ortakent’te hummalı bir çalışma var.
24 ve 25 Mart günlerinde Ortakent'in tam göbeğinde yapılacak etkinlikler, bahar yorgunluğunu üzerimizden atacak gibi görünüyor. Ahmet Aras ve OYDER ekibi öyle keyifli etkinlikler hazırlamış ki bu festivale gelmeyen bin pişman olur bizden söylemesi!

Bodrum'un ve hatta Türkiye'nin en büyük lezzet buluşması Acı Ot Festivali'nde üretici stantları, davul zurnalı eğlenceler, yöresel ve modern mutfak performansları, sunumlar, tadımlar,konserler, kültür gezileri,açık hava müzesi, kısacası aklınıza ne gelirse var! Ben en çok Goca Gave söyleşilerini merak ediyorum... Bir 'mantar' ustasından Bodrum'a has mantar avcılığının inceliklerini, bir şarap üstadından da bağcılığın gizemlerini öğrenmek için can atıyorum. Festivalin en heyecan verici yanı, birbirinden lezzetli ve şifalı Ege otlarıyla yapılacak enfes yemekler, börekler, kavurmalar, mezeler tabii ki! Festival komitesi öyle güzel bir tanıtım yapmış ki, Türkiye'nin dört bir yanından Bodrum'a acı ot, baldıran, deli kenker, tilkişen, ada marulu, külür, çetimek pidesi yemek için gelecek insanlar!.. Tur şirketleri, 24-25 martta Ortakent'e getirecek konuklarını... Ülkenin en ünlü bloggerları, gurmeleri, bizim otlarla haşır neşir olmak için şimdiden biletlerini ayırtmış bile... Bodrum uçak bileti fiyatları bile almış başını gidiyor! Öylesine bir talep var yani!..

Hipokrat’ı bile büyüleyen bu ot zenginliği içinde, biz böylesi bir festivali neden bu kadar erteledik, anlamak mümkün değil. Bu memlekette otlar ‘şenlik’ yapacaksa, bunun adresi illa ki Bodrum olacak, öyle değil mi ya!.. Bizim Alaçatı’dan neyimiz eksik? Tabii bu tür girişimler daha önce de olmuş Bodrum’da, ama ne yazık ki kadük kalmış. Şimdi de Acı Ot Festivali’ne alternatif bir iki şenlik daha organize ediliyor, bu da etkinliğin “marka” etkisini biraz törpülüyor ne yalan söyleyelim… Peki bu festivalden Bodrum olarak ne bekliyoruz? Amacımız ne? Bu keyifli organizasyonun arkasında kimler var? Bu soruların yanıtını tabii ki Ortakent yörelerinin en aktivist Bodrumlusu Ahmet Aras’a sorduk. OYDER’in başlattığı harika girişimin öyküsünü dinlerken, biraz da özeleştiri yaptık. Nasiplenen olursa diye… 

Acı Ot Festivali fikri nasıl ve ne zaman ortaya çıktı? 

Geçen sene OYDER ile OYFEST’i planlarken BODTO Başkanı Mahmut Kocadon’la görüşüyorduk. Orada şekillendi bu festival. Mahmut Kocadon, “Bodrum’da bir ot festivali yapsanıza” dedi. Biz de “Tamam” dedik. 2016’nın Kasım ya da aralık ayıydı. Çerçevesini belirledik, çalışmalara başladık. 2017’nin kasım ayından itibaren sosyal medya reklamlarıyla start verdik. 

Neden Acı Ot? 

Alaçatı Ot Festivali var biliyorsunuz. Taklit olmasını istemedik. Ama sonuçta bir ot festivali. Esnaf Odası Başkanımız Erdoğan Başeymez ile görüşürken Bodrumlu bir amca konuşmamıza tanık olmuş, “Ne zaman yapacaksınız?” diye sordu. “Mart” ayında dedik. “Acı otlar da olur o zamana, pek iyi düşünmüşsünüz” deyince ışık çaktı bizde. Böylece ismi Acı Ot Festivali oldu. Acı ot her yerde çıkar ama oralarda sarmaşık derler buna. Sadece Bodrum’da acı ot’tur bunun adı. Niyetimiz de tamamen Bodrum’u ön plana çıkarmak olunca, bu isim yakıştı festivale.

Bodrum’un otlarını, ot yemeklerini nasıl tanıtmayı planlıyorsunuz bu festivalde?

Çok ciddi bir hazırlık sürecimiz oldu. Amacımız, Bodrum’un ot yemekleri kültürünü tanıtmak ve kayıt altına alarak gelecek nesillere aktarmaktı. Dolayısıyla, bu amaçla broşürler hazırladık. Bu yöreye has 16 otun İngilizce ve Türkçe isimlerinin, özelliklerinin ve bunlarla yapılabilecek yemek tariflerinin yer aldığı bir broşür. Bodrum üreticisi, stantlarda otları sadece satmayacak, aynı zamanda bilgilendirme ve tadım yapacak. Otun nasıl, nerede ve ne zaman toplanacağı, nasıl pişirileceği anlatılacak. Performans mutfaklarının amacı da bu zaten. Hem yöresel şeflerimiz hem de Türkiye’den gelen ünlü şefler performans yapacaklar. Bodrum ot yemeklerini yorumlayacaklar, dünya mutfağıyla eşleştirecekler bunları. Festivalde mantar standımız da olacak. Süleyman Yıldırım, bu yörede yetişen mantarları anlatacak meraklılarına. Hangi mantar nereden, ne zaman toplanır? Nasıl pişirilir? Onun da broşürünü yaptık. 

OYDER bu işin organizatörü… Başka kimler ya da hangi kurumlar var?

Üreticiler ve çeşitli dernekler bizimle birlikte canla başla çalıştı. Örneğin Giritliler Derneği, Bodrum Gastronomi ve Kültür Derneği, Tohum Derneği gibi sivil toplum kuruluşları bizimle olacak. Ünlü şefler bizimle birlikte olacak. Örneğin Haşim Demirtaş, Sabah Gazetesi’nin İdilika’sı İdil Çimrin, Şef Ayvaz Akbacak bizimle olacak.Hem yemek pişirecek, hem söyleşecekler. Üşengeç Şef gibi bloggerlar geliyor mesela... Yöremizin en ünlü şefleri performanslarını sergileyecekler. Muhsin Ertürk, Şükriye Demir Kıran, Murat Şef, Ayş Özbey, Berk Balık... 

GÜRECELİ KADINLAR AYŞE ARMAN’I DAVET ETTİ

Ünlü isimler var mı gelenler arasında?

Tabii ki olacak ama şu an aklıma gelen Ayşe Arman oldu mesela. Güreceli kadınlarımız davet etmiş, o da seve seve geleceğini söylemiş. 

Konser var mı?

Tamamen yöresel sanatçılarla birlikteyiz bu konuda da. Davullu zurnalı, bol eğlenceli bir festival olacak. Halk dansları gösterileriyle şenleneceğiz. Kapanış konserimizde sürpriz isimler olabilir. Çok ünlü isimleri tercih etmedik çünkü bunun tamamen gastronomi temalı bir festival olmasını hedefledik. Akşamları etkinlik organize etmedik. Gelen misafirler Bodrum mekanlarında zaman geçirsin istedik. Ayrıca bir de Bodrum'un mandalina bahçelerinde kullanılan eski tarım aletlerinin sergileneceği bir açık hava sergimiz olacak. Onun da çok ilgi çekeceğini düşünüyoruz. İmar Müdürlüğü'nün bahçesinde... O alet edavatları daha sonra bir müzeye dönüştürme planımız var.

Ot yemekleri kültürü Bodrum’un mu yoksa Girit’in mi? Ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Türkiye endemik bitkiler açısından dünyanın önemli ülkelerinden birisi. 3 bini endemik, 9 bin bitki türü yetişiyor bu topraklarda. Bunların önemli bir bölümü Ege ve Akdeniz’de… Muğla yöresi ise bu konuda inanılmaz zengin. Bodrum’da zaten pek çok ot yetişiyor. Bodrum’un yerlileri bu otların yemeğini, kavurmasını, böreğini yapıyor. Girit’ten gelenlerin de kendilerine ait bir ot yemekleri kültürü var. Aslında  Bodrum’da harmanlanmış bir kültürden söz ediyoruz. Şu Girit’ten, bu Bodrum’dan diyemiyorsunuz  o nedenle. Çok farklı yorumlar yok reçetelerde. Eskiler derler ki ‘Keçinin yediği her ot yenir!’ Bunu bir tarafa mal etmek bence yanlış. Ege ve Akdeniz bitki örtüsünde, Adalar’da benzer otlar kullanılıyor. Biri dolmasını, biri kavurmasını, biri mezesini yapıyor. Ama Bodrum’un şöyle bir avantajı var. Bodrum, hem Akdeniz hem de Ege… Tam birleştiği noktada. Bitki örtüsü bu nedenle çok çeşitli. Deniz kültürüyle de birleşince çok çok zengin. 

Peki biz bu kadar zengin bir kültürü daha önce neden festivale dönüştürmedik? Örneğin Alaçatı bunu senelerdir yapıyor…

Geç kaldık tabii ki. Kimsenin hakkını yemeyelim… 2013 yılında Bodrum Belediyesi’nin desteğiyle Yalıçiftlik’te Bodrum Ot Festivali yapılmış. Ama devam ettirilememiş. Gerenkuyu’da yapıldığı için biraz ulaşım sorunu yaşanmış anladığımız kadarıyla. Mustafa Ünlü’nün bir eleştirisini okumuştum ben bu konuda. “Gerenkuyu’da elektrik, su yok. Ulaşım sınırlı. Orada bir festival organize etmek bu nedenle zor” diyordu. Katılıyorum. Ama şimdi Ortakent’te bu tür sorunlar yaşamayacağız. 

ORTAKENT’İN DEĞİL BODRUM’UN FESTİVALİ

Neden Ortakent? 

Bizim Ortakent’i seçmemizin nedeni,  yarımadanın tam ortasında olması.  Burası daha önce Nahiye Müdürlüğü’ydü. Türkbükü bile Ortakent’e bağlıydı. Tam yarımadanın merkezi konumunda. Bodrum merkezde bir araç park etme sorunu var ne yazık ki. Ayrıca bir dokusu var. Kendini kaybetmemiş bir merkez caddesi var örneğin. Eski postanemiz, eski kahvehanelerimiz, camimiz, meydanımız hala Bodrum dokusunu koruyor. Kule evler, sakız tipi evler, değirmenler, sarnıçlar… Bu nedenlerden dolayı OYDER olarak Ortakent’i seçtik. Seçtiğimiz yer çok doğru. Fakat bu bir Ortakent Festivali değil. Bodrum’un festivali. Bu çok çok önemli. Bu sene Ortakent’te yapılır, gelecek sene farklı bir mahallemizde. Ama önemli olan markalaşması, sürdürülebilir olması. 

Mart ayında üç tane ot festivali birden çıktı karşımıza! Bu festivalin marka olmasını sekteye uğratmayacak mı üç ayrı festival?

Maalesef öyle bir durum oldu. Bodrum Acı Ot Festivali’ni 2016’da planladık biz. Bunu Bodrum’un festivali olarak düşündük. Türkiye’nin Lezzet Buluşması diyoruz zaten. Uluslararası bir kimlik kazandırmak üzere çıktık yola. Bir yere kadar getirdik. Bodrum Kaymakamlığı, Bodrum Belediyesi, BODTO, İlçe Tarım Müdürlüğü vs. tüm kurumlarla birlikte çalışmalara başladık. Sonra, ocak ayında bir festival daha planlandığını duyduk. “Kumbahçe’de yapılacak” dediler. Biz gittik arkadaşlara “Gelin tek çatı altında bir festival yapalım.” dedik. Bir hafta arayla iki ot festivali olmasın istedik. Ama onlar da yola çıkmıştı bir kere… Dönüşü olmadı. Maalesef ciddi bir kafa karışıklığı yaptı. Özellikle tur şirketlerinde ve sponsorlarımızda. “Hangisine destek vermeliydik” diye sorguladılar ne yazık ki. 10-12 şirket Acı Ot Festivali için tur düzenlemişti Bodrum’a. Yöreye değil,bölgeye katkısı olan bir festival olarak planladık çünkü. Kendileri “Doğru festivalde miyiz?” diye sorguladılar, biz de elimizden geldiğince anlattık. Umarım önümüzdeki yıllarda tek ve etkin bir festival çatısı altında birleşebiliriz. 

Çamlık’ta da oldu bir ot festivali…

İl Tarım Müdürlüğü’nün bir projesiydi o. Orada asıl amaç şenlik değildi aslında. Endemik bitkilerin tanıtımı amacıyla düzenlenmiş bir bilgilendirme toplantısıydı. Muhtarımızın da katkısıyla bir şenliğe dönüştü. Güzel de oldu. Ama yine yakın bir tarihte olduğu için bu konuda da kafalar karıştı. 

Bir ekonomisi var mı bu işin? Ya da sizlere bir katkısı?

Kar amacı yok ki bu festivalde. Stantları bile ücretsiz veriyoruz biz üreticilere. Kendimiz de sponsor oluyoruz aynı zamanda. Burada tek amaç, bir ekonomi yaratmak. Bodrum’u tanıtmak, Bodrum’a turlarla gelen insanlara keyifli zaman geçirtip, Bodrum’un ekonomisine sezon öncesinde bir katkı sağlamak… Yola böyle çıktık. Benim ve arkadaşlarım için tamamen sosyal sorumluluk projesi bu. Gönüllü birliği var bu işte. İnsanlar da bunu anlıyor ve bize destek veriyor. Ama görüyoruz ki bu hiç kolay bir iş değil. Örneğin Bodrum Cup 29’uncusunu yapıyor bu sene. Nasıl gelinir o sayıya bilmiyorum! İki senedir festival yapıyoruz, ne kadar zor olduğunu görüyoruz çünkü. 

Neden dertsiz başınıza dert açıyorsunuz siz? 

Bodrumlu olarak, yöreyi bilen insanlar olarak burada ne varsa yaşatmak zorundayız. Bizim sorumluluğumuz bu. İnsanlar kültüre geliyor. Bodrum’u kozmopolit bir hale getirirsek, kültürünün yok olmasına göz yumarsak bu coğrafyanın hiçbir özelliği kalmaz. Ot yemeklerimizi, folklorümüzü, tarihimizi, kültürel varlıklarımızı ileriye taşımak zorundayız. Ben kendi adıma bu mantıkla yapıyorum. Bir farkındalık yaratalım, bu kültür devam etsin diye.  

Biraz da sponsorlarınızdan söz edin. Bodrumlu firmalardan yeterli destek görüyor musunuz?

Tabii ki. Maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen firmalarımız var. Bodrium Otel, Çıngıloğlu’ndan Mehmet Bey, A Mutfak, Olivka Tarım bize sınırsız destek verdi. TAV bizi Tadında Anadolu restoranlarına yönlendirdi. Ücretsiz reklamlarımızı yapıyorlar havalimanlarında. Festivale de bir şeflerini gönderiyorlar aynı zamanda. BOGATO, Neredekal.com bizim reklamlarımızı hiçbir karşılık almadan yapıyor. Ayrıca işadamlarımız var bize destek veren… İbrahim Atalay, Sadri Şener, Kadri Emrağ’a buradan teşekkür ediyorum. Belediye Başkanımız Mehmet Kocadon’un desteği olmasaydı bu kadar işin altından kalkamazdık kesinlikle. Aynı zamanda Bodrum Kaymakamımız, Bodrum Ticaret Odası, Gıda Tarım İl ve İlçe Müdürleri, Bodrum Esnaf Odası’nı unutmayalım. 

Yeri gelmişken bir de söylenti dolaşıyor ortalıkta! Ortakent, Bodrum Belediyesi’nden ‘torpilli’ diyenler var. Ne diyorsunuz? 

Biz projemizi yapıyoruz. Sponsorlarımızla görüşüyoruz. Ortaya bir şey koymuş oluyoruz. En son gidip destek istiyoruz Belediye’den. Ama hiçbir zaman önce Belediye’ye ya da bir başka kuruma gidip bir şey talep etmiyoruz. Ortaya proje çıkmış oluyor gittiğimizde. Ama bazı girişimler böyle. “Hadi şunu yapalım” deyip, bütün yükü Belediye’nin üzerine yıkıyorlar. Bu durumda Belediye destek veremiyor tabii ki. Bizim OYDER olarak hassasiyetimiz bu. İşin çoğunu biz yapıyoruz zaten. Ne belediyeye ya da bir başka kamu kurumuna iş yüklemiyoruz. O zaman da sağ olsunlar destek oluyorlar. Bir de dernek olarak faaliz. Başkanımız da Ortakentli olması nedeniyle  bazı insanlar böyle eleştirilerde bulunuyor olabilirler. Ama doğru değil.

Sizin geçen sene düzenlediğiniz bir de Ortakent Yahşi Festivali vardı. Bu sene de düzenlenecek değil mi?

Evet. Bu kez 1-3 Haziran’da Ortakent Yahşi Karnavalını yapacağız. Geçen sene çok güzel etkinlikler vardı. Biraz lokal kaldı olay. Daha eğlenceli bir konsept var bu sene. Bu sene daha çok stant olacak örneğin. Yöresel ürünler, yemekler, tasarım stantları… Yelken yarışları ve tenis turnuvası planlıyoruz. Festivalin ruhunda spor müsabakaları var yine. Ama biraz daha karnaval havasında gerçekleşecek. Hava biraz daha iyi olacak. Gelen misafirler denizden faydalanacak bu kez.  

Bodrum’da festival bolluğu var ama çok da etkili oldukları söylenemez. Neden sizce?

Çok ciddi bir festival kirliliği oluştu Bodrum’da. Birbirinden görüp, az da taklit ederek festival adıyla yola çıkıyor ne yazık ki. Oysa kendi kendimizi baltalıyoruz. Çok büyük bir yarımadayız biz. Her beldeye ayrı bir festival planlayalım, bu çok daha etkili olur. Bitez’de mandalina festivali çok güzel bir şey ama bunu belediye meydanında yapmayalım. Bir mandalina bahçesinde olsun. Etki ancak öyle sağlanabilir. Yalıkavak’ta bir boat show yapabiliriz. Gümbet’te bir gençlik festivali organize edebiliriz. Gümüşlük’e caz festivali çok yakışıyor mesela. Gündoğan’daki peynir şarap şenliğini büyütelim örneğin. Torba’da, Türkbükü’nde, Turgutreis’te başka başka şeyler yapalım. Her beldede başka bir festival organize etmek, ama yakın tarihlerde birbirinin taklidi olan organizasyonlara meydan vermemek gerekiyor. Bunları bir plan dahilinde yapmalıyız. Her ay bir festival yapsak, Bodrum 12 ay boyunca hareketli kalır. Bizim de istediğimiz bu. 

Haber Yorum

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

-