Sempati Mobilya

HER KÖYÜN ‘DELİ’SİNİ RESMEDEN SANATÇI: AYNUR FİDAN

Habere Oy Verin:

Bodrumlu Ressam Aynur Fidan, minik sanatçılarla yaptığı ‘gönüllü’ sosyal sorumluluk projeleriyle adından söz ettirir sıklıkla… Çocuklara sanatı, özellikle de resmi sevdirmek için canla başlı çalışıyor hala… Bu arada kendi dünyasını resmetmekten de geri kalmıyor. Fidan, ‘naif’ ressamlardan biri. Yani akademili değil… İçinden geldiği gibi çiziyor, kendi kurallarını koyuyor.  

KENDİ BİLDİĞİM GİBİ RESİM YAPIYORUM

Naif resim, kültürel katkıların bulandırmadığı bir çeşit safyüreklilik aslında... İşte Aynur Fidan'ın tablolarında da tam anlamıyla o saflık var. Duygulu ancak yargısız... İçgüdüsünün peşinden giden, hiçbir samimiyetsizlik barındırmayan eserleriyle gerçekten dikkat çekici bir sanatçı. Çocuksu, rengarenk ve coşkulu tabloları, izleyeni mutlu ediyor. 

“Kendi bildiğim gibi resim yapıyorum. Kuralsız” diyor Aynur Fidan, tarzını anlatırken, O ‘naif’ çalışan bir ressam…Eserlerinde yağlı boya ve akrilik kullandığını anlatıyor. Ve genellikle de yaşamın içinde bir  ‘espri’ yakaladığında onu cıvıl cıvıl renkleriyle tabloya döküyor. İşte Aynur Fidan’ın “Deliler” koleksiyonu da böyle çıkmış ortaya. İlk önce Bursa’nın meşhur ‘Ayten’i ile başlamış. 

DELİ’LERİ ÇİZEN KADIN

Ayten Şenaşık ya da Bursalıların tanıdığı isimle “Deli Ayten”, Bursa’nın ünlü Roman mahallesi Kamberler kentsel dönüşümle parka çevrildiğinde heykeli dikilen bir Roman kadın. O parkta başka da hiçbir kadının heykeli yok. 

Bursa’da çok ünlüdür “Deli Ayten”. Sokak sokak dolaşması, Kapalıçarşı esnafıyla diyalogları, kızdığında attığı taşları ama en çok da çantaları, davulu ve cümbüşüyle bilinir. Bilinir ama hikayesini anlatan azdır. İşte Aynur Fidan, Bodrum'dan kalkıp Bursa'ya gittiği bir vakit, Ayten'in hikayesini dinlemiş ve çok etkilenmiş. Sonra da O'nu ölümsüzleştirmek istemiş. Şöyle anlatıyor 'Ayten' tablosunun ve sonra diğer ‘deli’ tablolarının hikayesini:

“Bursa’nın delisi Ayten’i bilir misiniz? Kocası öldükten sonra onun müzik aletlerini takıp takıştırarak, çantalarıyla birlikte sokaklarda gezermiş. Bursa’da büstünü yapmışlar. Ben de onun resmini yaptım. Benimki gerçek dışı. Ayten’i görmeden yaptım. Öyle hayal ettim onu. Sonra Karaman’a ablamın yanına gittim. Tren istasyonunda bir deliyle karşılaştım. O da Karaman’ın delisiymiş. Adı Muammer Baran… Başında saç yok ama cebinde iki tarak taşıyordu. Ensesindeki iki üç tüyü taramak için… Harika mızıka çalıyordu. Ondan etkilenmiştim. O’nun da tablosunu yaptım sonra… Birkaç sene önce de Bodrum’un güzel insanı, ‘deli’ ama sevecen Alex’i kaybettik. Bebek arabasıyla gezerdi yollarda. Hatırlarsınız mutlaka. Nina adında yabancı bir turistle tanışıp, ona aşık olmuş. Kız tatilini bitirip ülkesine giderken söylemiş ama gelmemiş. Zamanla akıl sağlığını yitirmiş Alex. Kadın kılığında dolaşırdı çoğu zaman. Bebek arabası sürerdi. Çocuğu vardı O’na göre… Bisikletine de binmezdi. O’nu çizdim bir gün oturup. Annem, ‘yeter artık delileri çizme’ dedi bir gün bana… O günden bu yana çizmedim ama aklımda var yine bir şeyler.”

İKİ KARAKTERLİ YÜZLER… GELENEKLER, ÖRFLER…

Aynur Fidan, pek çok resminde çift karakter kullanıyor. Sanatçının alamet-i farikalarından biri bu da… Aynı yüzde hem kadın hem de erkek ruhunu yansıtıyor. Çünkü O’na göre insanın bir dişi bir de erkek tarafı var. Bununla ilgili bir de unutamadığı bir hatırası var Fidan’ın… Şöyle anlatıyor:

“Yüzler çok ilgimi çekiyor. Bu nedenle bir çok resmimde çift karakter var. Bir büyükelçinin eşine hediye etmiştim o tarz bir portreyi. Kızımla geri göndermiş tabloyu. ‘Bak bakalım bende çift cinsiyet var mı?’ diye de sitem etmiş kızıma! Şaşırdım. İnanılır gibi değildi. Ama böyle tepkiler bana biraz daha ışık oluyor sanki. Daha yaratıcı hissediyorum kendimi.”

Aynur Fidan’ın tablolarında bol bol Bodrum var bir de… Sanatçı en çok örf, adet ve gelenekleri resmetmekten hoşlandığını anlatıyor. Hatta önümüzdeki günlerde böyle bir sergi açmayı planladığını söylüyor. Fidan, “Bodrum’u anlatmayı seviyorum. 

AKADEMİLİ SANATÇILAR BİZİ ‘AYRI’ TUTAR

Bugüne kadar pek çok sergiye katılan Fidan, her sene çalıştaylara katılıyor ve canlı performanslar yapıyor. Daha önce Bodrum’da pek çok çalıştaya katılma fırsatı bulan Fidan, “Daha önceleri kendi içime kapalıydım genellikle. Sonradan grup etkinliklerinde yer almaya başladım. Resim yapmayı çok seviyorum. Ama eşref saatim gelecek deyim yerindeyse! Beynimde bir şey kurgulanacak. Anında tuvale yansıyor sonra. Ruh haliyle doğru orantılı bir şey bu. Yürek coşkuluysa çok güzel şeyler ortaya çıkıyor. Sıkıntılıysam, ruh halim tablolarıma da yansıyor. Ama genellikle pastel renkler kullanmıyorum ben. Renkli resimler yapıyorum. Bu da akademisyenlere ters geliyor. Bizleri biraz ayrı tutuyorlar. Anlamsız buluyorum. Resim birilerinin tekeline ait değil. Sanatçıların birbirinden kopuk olması beni üzüyor. Bir uzlaşma, birliktelik olsa Bodrum’da çok güzel şeylere imza atarız” diyor ve ekliyor: “Bana göre, resim yaptırmak için ne kadar çok insana ulaşırsak o kadar güzelleşir sanat.”

EN BÜYÜK HAYALİ ÇOCUK RESİM MÜZESİ AÇMAK

Sanatçı Aynur Fidan’ın en büyük hayali, Bodrum’a bir çocuk resim müzesi açmak. Pek çok kez Avrupa ülkelerindeki bienal ve sergilere katılan Fidan, yurt dışındaki bu deneyimini Bodrum’a taşımak istediğini söylüyor. Bir dönem gönüllü olarak ilkokul öğrencilerine resim dersleri de veren Fidan, “Bodrum’da resim konusunda çok yetenekli çocuklar var. Sadece benim arşivimde, 70 tane, birinci sınıf öğrencisinin yaptığı özgün harika resimler var. Sosyal bir sorumluluk projesi için miniklerle birlikte Trafo’da sergi açmıştık. Bu resimler orada sergilenmiş ve büyük beğeni toplamıştı. Çocukların resim konusunda cesaretlendirilmesinden yanayım. Tüm çocuklara ulaşabilmemiz lazım. Çünkü onların müthiş bir hayal gücü var. Ama sistemin içinde kendilerini ifade edemiyorlar, düşünemiyorlar. Yaratıcılıklarını geliştirmek için anne babalara çok büyük görev düşüyor. Bu anlamda Bodrum’da bir çocuk resim müzesi olmasını çok isterim” diye konuşuyor.

Fidan, hala okullarda gönüllü çalışmalar yapmayı sürdürüyor ve “Gönüllüyüm bu konuda. Üzerime düşeni yapmaya çalışıyorum. Çocuklar sanatla büyüsün diye… Herkes her şey olabilir. Ama yaratıcılık, bir şeyi yoktan var etmek ancak resimle mümkündür. Bir toplumu ancak sanat geliştirir. ” diyor. 

İLK YAĞLI BOYA RESMİNİ ÜNLÜ SANATÇI POYRAZOĞLU ALDI

Aynur Fidan’ın tüm ailesi sanatçı… Babası bir makine ressamıydı. 8 kardeş aynı evde büyüdü ve hepsi de resim yapıyor… Bunlardan iki tanesi ise akademik eğitim yolunu tercih etmiş. Kardeşlerinden biri İzmir Bienali’nin küratörü Seba Uğurtan… “Çocukluğumdan beri resim yapıyorum” diyen sanatçı, profesyonel olarak resim yapmaya 2000’li yıllarda başladığını anlatıyor. Ve yaptığı ilk yağlı boya resmini alan kişinin ise ünlü sanatçı Ali Poyrazoğlu olduğunu söylüyor. 
Fidan, bugün yaptığı resimlerin pek çoğunu Bodrum’un Türkkuyusu Caddesi’ndeki Hasan Fidan Kahve evinin avlusuna bakan minik atölyede muhafaza ediyor. Resim tutkunları zaman zaman bu atölyedeki tabloları kahve eşliğinde gezip görebiliyor. Ancak Bodrum’da yaşayan sanatçının bir diğer hayali kapalı bir sergi alanı bularak tüm resimlerini sürekli olarak burada sergilemek… 

AYNUR FİDAN’I DAHA YAKINDAN TANIYIN

Ressam Aynur Fidan, 1952 istanbul’da doğdu. Lise öğrenimini izmir Kız Lisesinde tamamladı. Sanatçı Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi’nde iktisat okudu. Sanatçı Bir Aileden Gelen Aynur Fidan, resim çalışmalarına Bodrum’da kendi atölyesinde başladı. Zeynep Art Galeri’yi 2009’da Bodrum’da kurdu. Su Grubu kurucu üyesi olan sanatçı, grupla çok sayıda uluslararası ve Türkiye genelinde etkinlikler hazırladı.

Kişisel sergiler açtı, karma sergilere katıldı. Sanatçı, eserlerinde naif bir üslup kullandı. 2007 Yılında uluslararası kemik erimesi konulu resim yarışmasında mansiyon aldı. Çeşitli koleksiyonlarda eserleri olan sanatçı, halen çalışmalarını kendi atölyesinde sürdürmektedir. 2009 Floransa Bienalinden katılım daveti almıştır. Eserleri çok sayıda koleksiyonerin arşivinde yer almaktadır.
 

Haber Yorum

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

-